KPSS Lisans · Tarih

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Konu Anlatımı

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası konusunun özeti ve anlatımı — KPSS Lisans Tarih dersi. Özet her zaman ücretsiz.

Kısaca

Atatürk Dönemi Türk dış politikası, Lozan sonrasında kalan sorunları çözme, yeni devletin egemenliğini pekiştirme ve iki dünya savaşı arasındaki güvensiz ortamda barışı koruma çizgisinde gelişti. Musul meselesi Türkiye ile İngiltere arasındaki temel sorun oldu; Haliç Konferansı sonuç vermeyince konu Milletler Cemiyetine taşındı ve komisyon kararı Musul’un Irak’a bırakılması yönünde oldu. Fransa ile ilişkilerde Osmanlı borçları, demir yolu millileştirmesi ve Hatay belirleyici başlıklardı; Hatay, 1936’dan sonra Milletler Cemiyeti süreci, Sandler Raporu, 1938 Hatay Devleti ve 1939 katılma kararıyla diplomatik biçimde çözüldü. Türkiye 1932’de Milletler Cemiyetine girerek barışçı tutumunu kurumsal zemine taşıdı. 1934 Balkan Antantı Almanya ve İtalya kaynaklı yayılma kaygılarına, 1936 Montreux Boğazlar Sözleşmesi Lozan’daki Boğazlar sınırlamalarına, 1937 Sadabat Paktı ise Doğu Akdeniz ve Orta Doğu güvenliği ihtiyacına cevap verdi. Bu çizgi, diplomatik dengeyi egemenlik hedefiyle birleştirdi.

Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.

Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış

KPSS Lisans konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.

KPSS Lisans ders notları PDF’ini indir

Konu Anlatımı

Atatürk Dönemi Türk dış politikası, Millî Mücadele ile kazanılan bağımsızlığı uluslararası alanda koruma ve Lozan Barış Antlaşması sonrasında yeni devletin hukuki konumunu güçlendirme çabasıyla başlar.

Bu dönemde dış politika yalnız sınır anlaşmazlıklarından ibaret değildir; Türkiye’nin hangi uluslararası kurumlarla ilişki kuracağı, komşu devletlerle nasıl güvenlik düzeni oluşturacağı ve egemenliğini sınırlayan eski hükümleri nasıl değiştireceği de aynı çerçevede değerlendirilir.

Dönemin ana sözü haline gelen barış anlayışı, pasif kalmak anlamına gelmez.

Türkiye, Musul ve Hatay gibi konularda taleplerini dile getirmiş, Boğazlar konusunda değişen dünya şartlarını kullanarak yeni düzenleme istemiş, Balkanlar ve doğu komşularıyla bölgesel güvenlik aramıştır.

Türkiye ile İngiltere ilişkilerinin belirleyici başlığı Musul Sorunu oldu.

Lozan’da Türkiye’nin istediği sonuç alınamamış ve mesele Türkiye ile İngiltere arasında yapılacak görüşmelere bırakılmıştı.

Türkiye, Misak-ı Millî kararlarına dayanarak Süleymaniye, Musul ve Kerkük bölgesinin kendi sınırları içinde kalmasını istiyordu.

İngiltere ise bölgeyi Irak sınırı içinde tutmak ve konuyu lehine karar çıkacağını düşündüğü Milletler Cemiyetine götürmek amacındaydı.

Bu ayrılık, sorunun yalnız etnik veya tarihi iddialar üzerinden değil, İngiltere’nin Irak üzerindeki mandası ve Musul’un doğal kaynakları bağlamında da önem taşıdığını gösterir.

Musul için 19 Mayıs 1924’te İstanbul’da Haliç Konferansı toplandı.

Türkiye bölgenin işgalini kabul edilemez görüyor ve halkının görüşüne başvurulmasını savunuyordu.

Konferans çözümsüz kalınca mesele 20 Eylül 1924’te Milletler Cemiyetine taşındı.

Cemiyet 30 Eylül 1924’te üç kişilik bir komisyon kurdu ve komisyon 16 Aralık 1925’te nihai kararını açıkladı; karar Musul’un Irak’a bırakılması yönündeydi.

Kaynakta Musul Sorunu’nun ardından Türkiye ile Sovyetler Birliği’nin yakınlaştığı ve 17 Aralık 1925’te Paris’te tarafsızlık ve saldırmazlık antlaşması imzaladığı da belirtilir.

Böylece Musul meselesi, Türkiye’nin İngiltere ile ilişkilerini gererken Sovyetlerle diplomatik yakınlaşmayı etkileyen bir faktör oldu.

Fransa ile ilişkilerde birden fazla sorun yer aldı.

Adana-Mersin demir yolunun millileştirilmesi, Fransa’nın itirazlarına rağmen 1929’da Türkiye tarafından satın alınarak çözüldü.

Osmanlı borçları da Lozan’da konuşulmuş olmakla birlikte daha sonra yeniden gündeme geldi; 13 Haziran 1928 protokolü borçların ödenmesini bir sisteme bağladı.

Türkiye ilk ödemeyi zamanında yaptı, fakat 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrasında kur farkları ödeme güçlüğü doğurdu.

Sorun 1933’te daha uygun ödeme koşulları içeren antlaşmayla çözüldü.

Bu başlıklar, Atatürk Dönemi dış politikasının yalnız sınır ve güvenlik değil, ekonomik bağımsızlık ve mali yükümlülükleri düzenleme boyutu da taşıdığını gösterir.

Türkiye ile Fransa arasındaki en önemli mesele Hatay oldu.

Hatay, 1921 Ankara Antlaşması ile bazı şartlar karşılığında Fransız işgalindeki Suriye’ye bırakılmış ve Lozan’da bu durum geçerli kabul edilmişti.

Mustafa Kemal’in 1923’te Adana’da Hatay’a ilişkin sahiplenici tutumu kaynakta açık biçimde aktarılır.

Ancak Türkiye 1936’ya kadar bu konuda aktif politika izleyemedi.

Fransa’nın Suriye’ye bağımsızlık vermeye hazırlanması ve Hatay üzerindeki haklarını devretme süreci, Türkiye’nin konuyu yeniden gündeme taşımasına yol açtı.

1 Kasım 1936’da yapılan konuşmada İskenderun, Antakya ve çevresinin geleceği büyük bir mesele olarak belirtildi.

Hatay Sorunu önce ikili görüşmelerle çözülmeye çalışıldı, sonuç alınamayınca Milletler Cemiyetine götürüldü.

Cemiyetin görevlendirdiği Sandler tarafından hazırlanan 27 Ocak 1937 tarihli rapor, Hatay’ın iç işlerinde bağımsız fakat dış işlerinde bazı koşullarla Suriye’ye bağlı ayrı bir varlık olmasını öngördü.

Hatay’ın toprak bütünlüğü Türkiye ile Fransa arasında yapılacak antlaşmayla güvence altına alınacak, resmi dili Türkçe olacak, ordusu bulunmayacak ve ayrı bir anayasa hazırlanacaktı.

Bu çerçevede 29 Mayıs 1937’de Türkiye ile Fransa arasında Hatay’ın toprak bütünlüğünü teminat altına alan antlaşma imzalandı.

Suriye yönetiminin rapora karşı çıkması ve bölgede gerginlik yaratması üzerine Türkiye sınırda askeri tedbirler aldı.

Hatay’da seçimler yapıldıktan sonra meclis toplandı ve Tayfur Sökmen’in devlet başkanı, Abdurrahman Melek’in başbakan olduğu Hatay Devleti 2 Eylül 1938’de kuruldu.

Bu devlet yaklaşık bir yıl bağımsız bir varlık olarak yaşadı.

Hatay Meclisi Türkiye ile iş birliğini sürdürdü ve Türkiye’ye katılma isteğini farklı vesilelerle dile getirdi.

29 Haziran 1939’da oy birliğiyle ana vatana katılma kararı alındı; TBMM de Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını kabul etti.

Böylece Hatay, askeri işgal yoluyla değil, uluslararası hukuk ve diplomasi süreciyle Türkiye’ye bağlandı.

Bu süreç, Atatürk Dönemi politikasının kararlılık ile diplomatik meşruiyeti birlikte kullandığını gösterir.

Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girişi, dış politikanın barışçı ve kurumsal yönünü anlatır.

I. Dünya Savaşı sonrasında dünya barışını sağlama amacıyla kurulan bu cemiyetin asli üyeleri arasında Türkiye yoktu.

Türkiye, Musul Sorunu’ndaki taraflı tutum ve Sovyet Rusya’nın cemiyete yönelik olumsuz tavrı nedeniyle başlangıçta üyelik için girişimde bulunmadı.

Buna rağmen Milletler Cemiyeti, İspanya’nın önerisi ve diğer üyelerin desteğiyle Türkiye’yi 6 Temmuz 1932’de üyeliğe davet etti.

Türkiye barış yanlısı tavrı ve dünya barışına katkı isteğiyle teklifi kabul ederek 18 Temmuz 1932’de üye oldu.

Bu adım, Musul’daki olumsuz deneyime rağmen Türkiye’nin uluslararası sistem dışında kalmayı tercih etmediğini gösterir.

Balkan Antantı, Avrupa’daki yeni tehdit algısının sonucudur.

1933’te Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesi, İtalya’nın Akdeniz ve Balkanlarda yayılma çabası ve Avrupa devletlerinin silahlanma yarışı bölgesel güvenlik arayışını artırdı.

Türkiye, Balkan devletleriyle iş birliğine önem verdi ve 9 Şubat 1934’te Atina’da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Antantı imzalandı.

Taraflar sınırlarını birbirlerine karşı güvence altına aldı; birbirlerine danışmadan herhangi bir Balkan devletiyle siyasi harekette bulunmamayı veya antlaşma yapmamayı kabul etti.

Bulgaristan yayılmacı hedefleri, Arnavutluk ise İtalya baskısı nedeniyle antanta katılmadı.

1936’dan sonra Avrupa krizleri ve Berlin-Roma Mihveri antantı zayıflattı.

Montreux Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin egemenlik alanını güçlendiren en önemli diplomatik başarılarından biridir.

Lozan’da Boğazların denetimi ve korunması uluslararası komisyona ve garantör devletlere bırakılmıştı; Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması Türkiye açısından güvenlik endişesi doğuruyordu.

Almanya’nın Ren bölgesine asker çıkarması, Japonya’nın Mançurya’yı işgali ve İtalya’nın Habeşistan’a saldırması yeni savaş tehlikesini artırdı.

Türkiye Milletler Cemiyetine başvurarak Boğazlar rejiminin yeniden görüşülmesini istedi.

22 Haziran 1936’da Montreux’de toplanan konferansta Türkiye Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılmasını ve bölgenin Türk askerlerine açılmasını savundu.

20 Temmuz 1936’da imzalanan sözleşmeyle komisyon kaldırıldı, Boğazların savunması Türkiye’ye bırakıldı, ticaret gemilerinin geçişi serbest tutulurken savaş gemilerine sınırlamalar getirildi.

Sadabat Paktı ise doğu ve güney çevresindeki güvenlik arayışını yansıtır.

Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.

Tarih dersindeki diğer konular

Bu Konunun Sınavdaki Ağırlığı

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası konusu KPSS Lisans Genel Kültür düzeyindeki Tarih dersine bağlıdır. Bu ders için doğrulanmış bir ağırlık verisi bulunmadığından burada bir oran yayımlamıyoruz.

Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.

SSS

Sık Sorulan Sorular

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası, KPSS Lisans Genel Kültür düzeyindeki Tarih dersinin konularından biridir. Aynı dersin diğer konularına bu sayfanın altındaki konu listesinden geçebilirsiniz.

Bu sayfada konunun ücretsiz özeti ve anlatımın neredeyse tamamı yer alır; yalnızca kapanış bölümü uygulamaya bırakılmıştır. Sesli anlatım, çevrimdışı indirme ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.

Tarih dersi için doğrulanmış bir ağırlık verisi bulunmuyor; doğrulanmamış bir oran yayımlamıyoruz. Dersin kapsamını konu listesinden takip edebilirsiniz.

Önce özeti okuyup konunun ne hakkında olduğunu netleştirin, sonra anlatımı baştan sona takip edin. Anlatımı bitirir bitirmez aynı konudan soru çözün: konuyu okumaktan çok, okuduktan hemen sonra hatırlamaya çalışmak kalıcılığı belirler. Bir gün sonra sadece özeti tekrar okumak çoğu konu için yeterli olur.

Tarih dersi bu sayfadaki konuyla birlikte 21 konu içerir. Tam liste sayfanın altındaki konu bağlantılarında ve dersin kendi sayfasında yer alır; oradan her konunun ücretsiz özetini tek sayfada okuyabilirsiniz.

benzersor mobilde yayında

Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.

App Store'dan İndirinGoogle Play'den İndirin
KPSS Lisans soru çözme rehberi
Premium'u 7 gün ücretsiz dene
App Store ve Google Play üzerinden güvenli abonelik
İstediğin zaman iptal et, tüm cihazlarında aynı hesapla devam et

benzersor mobilde yayında

Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.

App Store'dan İndirinGoogle Play'den İndirin
Premium'u 7 gün ücretsiz dene
App Store ve Google Play üzerinden güvenli abonelik
İstediğin zaman iptal et, tüm cihazlarında aynı hesapla devam et
powered by