Kurumlar vergisi, kanunda sayılan kurumların kazançlarını konu edinir. Verginin kapsamına sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları girer. Kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşur; ancak mükellef gerçek kişi değil, kanunun kurum olarak vergilendirdiği yapılardır. Tam mükellefiyet, kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunan kurumların Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilmesini ifade eder. Dar mükellefiyette ise kanuni ve iş merkezlerinin ikisi de Türkiye dışında olan kurumlar yalnız Türkiye'de elde ettikleri kazançlarla vergilendirilir. Safi kurum kazancı, bir hesap döneminde elde edilen safi kazançtır ve tespitte gelir vergisinin ticari kazanca ilişkin hükümleri uygulanır. Bu nedenle konu, kurum türü, merkez bağlantısı ve safi kazanç hesabı birlikte öğrenilmelidir.
Hâkim-Savcı Kurumlar Vergisi Konu Anlatımı
Kurumlar Vergisi konusunun özeti ve anlatımı — Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Vergi Hukuku dersi. Özet her zaman ücretsiz.
Kısaca
Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.
Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı ders notları PDF’ini indirKonu Anlatımı
Verginin Konusu
Kurumlar vergisinin konusu, kanunda sayılan kurumların kazançlarıdır.
Bu kısa cümle iki önemli sınır çizer.
Birincisi, kurumlar vergisi her türlü tüzel kişiliği otomatik olarak vergilendiren genel bir vergi değildir; kanun hangi yapıların mükellef olacağını sayar.
İkincisi, vergilendirilen şey kurumun varlığı değil, kurum kazancıdır.
Kanun ayrıca kurum kazancının, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluştuğunu belirtir.
Böylece kurumlar vergisi, gelir vergisi sisteminden tamamen kopuk değildir; gelir unsurları bakımından gelir vergisiyle bağlantı kurar, fakat mükellef grubu ve vergilendirme tekniği kurumlar üzerinden yürür.
Sayılan Kurumlar
Kanunun ilk maddesinde beş ana mükellef grubu yer alır: sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları.
Sınavlarda bu listeyi yalnız isim olarak bilmek yetmez; her birinin kanundaki işlevini anlamak gerekir.
Sermaye şirketleri bakımından anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile benzer nitelikteki yabancı kurumlar temel örnektir.
Ayrıca Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi fonlar ile bunlara benzer yabancı fonlar da uygulamada sermaye şirketi sayılır.
Kooperatifler, kendi özel kanunlarına veya Kooperatifler Kanununa göre kurulan kooperatifler ve benzer yabancı kooperatiflerdir.
İktisadi kamu kuruluşları ise devlete, il özel idarelerine, belediyelere ve diğer kamu idare veya kuruluşlarına ait ya da bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan, ticari, sınai veya zirai işletmelerdir.
Yabancı devletlere veya yabancı kamu idare ve kuruluşlarına ait benzer işletmeler de iktisadi kamu kuruluşu gibi değerlendirilir.
Dernek ve Vakıf İktisadi İşletmeleri
Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, sınavlarda sık karıştırılan bir alandır.
Derneğin veya vakfın kendisi ile ona ait ya da bağlı iktisadi işletme aynı şey değildir.
Kanun, dernek veya vakıflara ait veya bağlı, faaliyetleri devamlı bulunan, ticari, sınai ya da zirai nitelikteki işletmeleri kurumlar vergisi mükellefiyeti içine alır.
Sendikalar dernek, cemaatler ise vakıf sayılır.
Buradaki kritik nokta, iktisadi işletmenin kazanç amacı gütmemesi, faaliyetinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliğinin olmaması, bağımsız muhasebesinin ya da ayrılmış sermayesinin bulunmaması gibi durumların mükellefiyeti ortadan kaldırmamasıdır.
Mal veya hizmet bedelinin yalnız maliyeti karşılayacak kadar olması, kar edilmemesi veya karın kuruluş amacına tahsis edilmesi de iktisadi niteliği değiştirmez.
Bu nedenle örnek düşünme biçimi şöyle kurulmalıdır: Bir vakfın ideal amacı eğitim, yardım veya kültür olabilir; fakat vakfa bağlı, devamlı faaliyet gösteren ticari, sınai ya da zirai nitelikte bir işletme varsa kurumlar vergisi bakımından bu işletmenin niteliği ayrıca incelenir.
İşletmenin tüzel kişiliğinin bulunmaması ya da elde edilen fazlanın vakıf amacına aktarılması, kanunun açık ifadesi karşısında tek başına kurtarıcı ölçüt değildir.
Aynı yaklaşım kamu kuruluşlarına bağlı iktisadi işletmeler için de geçerlidir.
İş Ortaklıkları
İş ortaklıkları, kanunda sayılan kurumların kendi aralarında, şahıs ortaklıklarıyla veya gerçek kişilerle belirli bir işi birlikte yapmayı üstlenmeleri ve kazancı paylaşmayı amaçlamaları halinde gündeme gelir.
Ancak kanun bu yapıların kurumlar vergisi mükellefi olmasını, bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep etmeleri şartına bağlar.
Tüzel kişilik bulunmaması, iş ortaklığı bakımından mükellefiyete engel değildir.
Bu nedenle iş ortaklığında hem ortaklaşa iş üstlenme ve kazanç paylaşma amacı hem de kurumlar vergisi mükellefiyeti tesisine ilişkin talep birlikte düşünülmelidir.
Tam Mükellefiyet
Tam mükellefiyet, kanunda sayılan kurumlardan kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunanların dünya çapındaki kazançları üzerinden vergilendirilmesidir.
Burada iki merkez kavramı vardır ve herhangi birinin Türkiye'de bulunması tam mükellefiyet için yeterlidir.
Kanuni merkez, kurumların kuruluş kanunlarında, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde, tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir.
İş merkezi ise iş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.
Sınav tuzağı, yalnız sözleşmede yazılı merkeze bakmaktır.
Kanun fiili yönetim merkezini de dikkate alır.
Dar Mükellefiyet
Dar mükellefiyet, kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayan kurumlar içindir.
Bu kurumlar yalnız Türkiye'de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilir.
Dar mükellefiyette kurum kazancı, Türkiye'deki işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen ticari kazançlar, Türkiye'de bulunan zirai işletmeden doğan kazançlar, Türkiye'de elde edilen serbest meslek kazançları, taşınır ve taşınmazlar ile hakların Türkiye'de kiralanmasından elde edilen iratlar, Türkiye'de elde edilen menkul sermaye iratları ve diğer kazanç ve iratlardan oluşur.
Türkiye'deki işyeri veya daimi temsilciye rağmen, kurumun ihraç edilmek üzere Türkiye'de satın aldığı malları Türkiye'de satmadan yabancı ülkelere göndermesinden doğan kazanç Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz.
Türkiye'de satma, alıcı veya satıcının Türkiye'de olması ya da satış sözleşmesinin Türkiye'de yapılmasıyla ilişkilendirilir.
Gelir Vergisiyle Bağlantı
Dar mükellefiyette gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimi temsilci bulundurulması konularında Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümlerine gönderme yapılır.
Bu gönderme, kurumlar vergisini çalışırken gelir vergisi kurallarının tamamen unutulmaması gerektiğini gösterir.
Örneğin ticari kazançta işyeri ve daimi temsilci, serbest meslek kazancında faaliyetin Türkiye'de icrası veya değerlendirilmesi gibi bağlantı noktaları kurumlar bakımından da önem kazanır.
Safi Kurum Kazancı
Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır.
Safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır.
Zirai faaliyetle uğraşan kurumlarda, kanunda ayrıca belirtilen gelir vergisi hükmü de dikkate alınır.
Bu düzenleme, kurumlar vergisinde matrahın brüt hasılat olmadığına işaret eder.
Vergi, kazancın safi tutarı üzerinden yürür.
Ayrıca sermayenin tamamlanmasına karar verilen şirkette, ortakların zarar nedeniyle karşılıksız kalan kısmı kapatacak miktarda aktardıkları tutarların kurum kazancının tespitinde dikkate alınmayacağı belirtilmiştir.
Safi kazanç vurgusu, kurumlar vergisinin kurumun kasasına giren her tutarı otomatik matrah yapmadığını anlatır.
Hesap dönemi, kazancın zaman kesitini; ticari kazanç hükümlerine gönderme ise kazancın tespit yöntemini belirler.
Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada
Kurumlar Vergisi anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.
Vergi Hukuku dersindeki diğer konularBu Konunun Sınavdaki Ağırlığı
Kurumlar Vergisi konusu Hâkim ve Savcı Yardımcılığı İdari Yargı düzeyindeki Vergi Hukuku dersine bağlıdır. Bu dersin müfredat ağırlığı %8. Ağırlıklar benzersor müfredat analizidir, resmî soru dağılımı değildir. Sınavda kaç soru çıkacağını göstermez.
Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.
Kaynaklar
Anlatımdaki bilgiler aşağıdaki resmî kurum yayınlarından doğrulanır ve kendi cümlelerimizle yeniden yazılır.
- ÖSYM (uygular) — Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü (ilan/atama)Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Sınavı sınavını düzenleyen kurumun resmî sitesi.
- ÖSYM Sınav TakvimiHâkim ve savcı yardımcılığı sınavı başvuru, sınav ve sonuç tarihleri (resmî ÖSYM takvimi).
- Adalet Bakanlığı Personel Genel MüdürlüğüHâkim ve savcı adaylığı ilanları, kontenjanlar ve başvuru şartlarına ilişkin resmî duyurular.
- ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS)e-Devlet ile başvuru, sınav yeri ve sınava giriş belgesi işlemleri.
- ÖSYM Sonuç Açıklama SistemiHâkim-savcı yardımcılığı yazılı sınavı sonuç sorgulama ve belge doğrulama.
- ÖSYM Ana Sayfa ve DuyurularÖSYM güncel duyuruları ve hâkim-savcı yardımcılığı kılavuzuna erişim.
Sık Sorulan Sorular
Vergi Hukuku dersindeki diğer konular
Bu ders toplam 12 konu içerir.
benzersor mobilde yayında
Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı soru çözme rehberi