Anayasa hukuku, devlet iktidarının kaynağını, kullanılma biçimini ve sınırlarını açıklayan temel kamu hukuku alanıdır. 1982 Anayasası bu çerçeveyi başlangıç hükümleri, genel esaslar, temel haklar ve devlet organları üzerinden kurar. Anayasanın üstünlüğü, bütün devlet organlarının ve kişilerin anayasal kurallarla bağlı olması anlamına gelir; kanunlar bu üst norma aykırı olamaz. Egemenlik millete aittir, ancak bu egemenlik keyfi biçimde değil, Anayasanın yetkilendirdiği organlar eliyle kullanılır. Yasama, yürütme ve yargı fonksiyonları ayrı düzenlenmiş; ayrılık, organlar arası hiyerarşi değil işbölümü ve denge fikri olarak benimsenmiştir. Bu nedenle anayasa teorisinin merkezinde hukuk devleti, sınırlı iktidar, normlar hiyerarşisi ve temel hak güvenceleri birlikte düşünülür. Anayasa hukuku bu yüzden idari uyuşmazlıklarda yetki, şekil, sebep, konu, amaç ve yargısal denetim başlıklarının anayasal temelini de verir.
Hâkim-Savcı Anayasa Hukuku Anayasa Hukukunun Genel Esasları ve Teorisi Konu Anlatımı
Anayasa Hukukunun Genel Esasları ve Teorisi konusunun özeti ve anlatımı — Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Anayasa Hukuku dersi. Özet her zaman ücretsiz.
Kısaca
Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.
Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı ders notları PDF’ini indirKonu Anlatımı
Anayasa hukuku, devletin yalnızca örgüt şemasını anlatan dar bir alan değildir; kamu gücünün hangi kaynaktan doğduğunu, kimler tarafından kullanılacağını, hangi usullerle sınırlandırılacağını ve bireyin bu güç karşısında hangi güvencelere sahip olduğunu gösteren temel çerçevedir.
Bir anayasa metni, devletin biçimini, temel niteliklerini, yasama, yürütme ve yargı organlarının görevlerini, hak ve özgürlüklerin statüsünü ve normlar arasındaki üstünlük ilişkisini belirler.
Bu nedenle anayasa hukuku çalışılırken tek tek kurum adlarının yanında, anayasal düzenin kurucu mantığı da okunmalıdır.
1982 Anayasası bakımından bu mantık, başlangıç hükümlerinde ifade edilen devlet bütünlüğü, millet egemenliği, hukuk düzenine bağlılık, laiklik ve kuvvetler ayrılığı düşüncesiyle başlar; genel esaslarda ise bağlayıcı hukuk kuralına dönüşür.
Anayasal düzenin ilk taşı devletin şeklidir.
Türkiye Devleti cumhuriyet olarak tanımlanır ve bu nitelik yalnız siyasal rejimin adını değil, egemenlik anlayışını da etkiler.
Cumhuriyet, kamu iktidarının hanedan, kişi veya sınıf mülkiyeti olarak görülmediği; devlet yetkisinin anayasal usullerle belirlenen organlar eliyle kullanıldığı bir sistemi anlatır.
Cumhuriyetin temel nitelikleri insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti biçiminde belirlenmiştir.
Bu nitelikler tek başına süsleyici kavramlar değildir; yasama faaliyetinin, yürütme işlemlerinin, idari örgütlenmenin ve yargısal yorumun yönünü belirleyen anayasal ölçütlerdir.
Anayasanın üstünlüğü, teorinin en pratik sonucudur.
Anayasa, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluşları ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları bütünü olarak kabul edilir.
Bu üstünlük, kanunun salt Meclisten çıkmış olmasının yeterli olmadığını gösterir; kanun anayasal sınırın içinde kalmalıdır.
Aynı şekilde yürütme işlemleri ve idari tasarruflar da dayanağını Anayasadan ve kanundan almak zorundadır.
Kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanılamayacağı için kamu gücünün meşruiyeti, yalnız fiili kudrete veya siyasal çoğunluğa değil, anayasal yetkilendirmeye dayanır.
Egemenlik ilkesi de bu çerçevede okunmalıdır.
Egemenlik millete aittir; fakat millet egemenliği, herhangi bir kişi, grup veya sınıf adına sınırsız hareket serbestliği doğurmaz.
Anayasa, egemenliğin kullanılmasını yetkili organlara bağlar.
Bu organlar millet adına hareket ederken kendi yetki alanları içinde kalır.
Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş ve devredilemez kabul edilmiştir.
Yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılır.
Yargı yetkisi ise bağımsız ve tarafsız mahkemelerce Türk Milleti adına yerine getirilir.
Böylece egemenlik tek ve millete ait olsa da devlet fonksiyonları farklı organlarda somutlaşır.
Kuvvetler ayrılığı bu somutlaşmanın teorik adıdır.
Başlangıçta kuvvetler ayrılığının devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmediği, belirli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasına ilişkin medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu vurgulanır.
Bu ifade, Türkiye anayasal sisteminde yasama, yürütme ve yargı arasında mutlak kopukluk değil, anayasal sınırlar içinde farklılaşmış görev alanları bulunduğunu gösterir.
Yasama genel ve soyut kurallar koyar; yürütme kamu hizmetini ve devlet politikasını anayasal-kamusal yetkiyle yürütür; yargı uyuşmazlıkları hukuka uygun biçimde çözer ve yargı yetkisini bağımsızlık güvencesiyle kullanır.
Hiçbiri Anayasa üstünde değildir.
Anayasa teorisinin haklar boyutu da önemlidir.
Temel hak ve hürriyetler kişinin doğuştan sahip olduğu, devredilemez ve vazgeçilemez alanlar olarak tanımlanır.
Devletin temel amaç ve görevleri arasında kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi için gerekli şartları hazırlamak ve hakları sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak engellerden korumak yer alır.
Bu nedenle anayasa hukuku yalnız organlar hukuku değildir; bireyin özgürlük alanı ile kamu gücünün sınırı arasında denge kuran bir hukuktur.
Hakların sınırlanması da ayrı bir anayasal usule bağlanır; kanun, ilgili maddede öngörülen sebep, ölçülülük ve demokratik toplum düzeni gerekleri gibi kayıtlar olmadan özgürlük alanını daraltamaz.
Bu çerçeve, idari yargı bakımından ayrıca işlevseldir.
İdare, devletin yürütme fonksiyonunun günlük hayattaki görünümüdür; fakat idarenin bütün eylem ve işlemleri anayasal hukuk düzeninin altında kalır.
İdari yargı denetimi, idarenin kamu yararı iddiasıyla dahi yetkisiz, ölçüsüz veya hukuka aykırı işlem yapmasını engelleyen anayasal yapının parçasıdır.
Anayasa hukukunun genel teorisini anlamak bu yüzden soyut bir giriş konusu olarak kalmaz; idarenin kanuniliği, yargı yolu, hak arama hürriyeti, eşitlik ve hukuk devleti ilkeleri gibi idari yargıda sürekli karşılaşılan kavramların temelini oluşturur.
Bu genel çerçevenin uygulamadaki karşılığı, her kamu işleminin önce anayasal yetki ve ilke bakımından sorgulanmasıdır.
Bir kanun yapılırken Meclisin yetkisi, bir düzenleyici işlem çıkarılırken yürütmenin alanı, bir mahkeme karar verirken bağımsızlık ve tarafsızlık güvencesi dikkate alınır.
Anayasa hukukunun teorik kavramları bu yüzden soyut tanımlar olarak kalmaz; idarenin işlem tesis etmesi, kişilerin hak araması, mahkemelerin denetim sınırını belirlemesi ve kanun koyucunun temel haklara müdahalesi sırasında doğrudan uygulanabilir ölçütlere dönüşür.
Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada
Anayasa Hukukunun Genel Esasları ve Teorisi anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.
Anayasa Hukuku dersindeki diğer konularBu Konunun Sınavdaki Ağırlığı
Anayasa Hukukunun Genel Esasları ve Teorisi konusu Hâkim ve Savcı Yardımcılığı İdari Yargı düzeyindeki Anayasa Hukuku dersine bağlıdır. Bu dersin müfredat ağırlığı %9. Ağırlıklar benzersor müfredat analizidir, resmî soru dağılımı değildir. Sınavda kaç soru çıkacağını göstermez.
Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.
İlgili Kavramlar
Bu anlatımda geçen ve sözlükte ayrı bir tanımı bulunan kavramlar.
- KabulDavalının, davacının talep sonucunu kısmen veya tamamen kabul etmesidir. Kabul edilen kısım bakımından yargılama sona erer.
- GörevBir davaya hangi tür ve derecedeki mahkemenin bakacağını belirleyen, kural olarak kamu düzenine ilişkin ve resen dikkate alınan bir dava şartıdır.
- YetkiBir davaya yer (coğrafi) bakımından hangi mahkemenin bakacağını belirleyen kuraldır. Kesin yetki hâlleri dışında taraf iradesiyle değişebilir.
- Hukuk DevletiDevletin tüm organlarının hukuka bağlı olduğu, işlemlerinin yargı denetimine tabi tutulduğu ve bireyin hukuki güvenlik içinde olduğu devlet anlayışıdır.
- Kuvvetler AyrılığıYasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrı organlara verilmesi ve bu organların birbirini denetleyip dengelemesi ilkesidir.
Kaynaklar
Anlatımdaki bilgiler aşağıdaki resmî kurum yayınlarından doğrulanır ve kendi cümlelerimizle yeniden yazılır.
- ÖSYM (uygular) — Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü (ilan/atama)Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Sınavı sınavını düzenleyen kurumun resmî sitesi.
- ÖSYM Sınav TakvimiHâkim ve savcı yardımcılığı sınavı başvuru, sınav ve sonuç tarihleri (resmî ÖSYM takvimi).
- Adalet Bakanlığı Personel Genel MüdürlüğüHâkim ve savcı adaylığı ilanları, kontenjanlar ve başvuru şartlarına ilişkin resmî duyurular.
- ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS)e-Devlet ile başvuru, sınav yeri ve sınava giriş belgesi işlemleri.
- ÖSYM Sonuç Açıklama SistemiHâkim-savcı yardımcılığı yazılı sınavı sonuç sorgulama ve belge doğrulama.
- ÖSYM Ana Sayfa ve DuyurularÖSYM güncel duyuruları ve hâkim-savcı yardımcılığı kılavuzuna erişim.
Sık Sorulan Sorular
Anayasa Hukuku dersindeki diğer konular
Bu ders toplam 12 konu içerir.
benzersor mobilde yayında
Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı soru çözme rehberi