Zamanaşımı, alacağın belirli süreler içinde ileri sürülmemesi hâlinde borçluya savunma imkânı veren kurumdur; hâkim bunu dava dosyasında kendiliğinden dikkate alamaz, ileri sürülmesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nda genel süre, kanunda aksine hüküm yoksa on yıldır. Bazı alacaklar için beş yıllık süre öngörülmüştür: kira, faiz ve ücret gibi dönemsel edimler; konaklama ve yeme içme bedelleri; küçük sanat ve küçük perakende satış alacakları; ortaklık ilişkilerinden belirli alacaklar; vekâlet, komisyon, acentalık ve bazı simsarlık alacakları; yüklenicinin ağır kusuru dışındaki eser sözleşmesi alacakları. Bu süreler sözleşmeyle değiştirilemez. Zamanaşımı kural olarak alacağın muaccel olmasıyla başlar; başlangıç günü sayılmaz. Durma ve kesilme sebepleri, bağlı alacaklar, ek altmış günlük süre, rehindeki yetki ve feragatin sınırları sınavda birlikte öğrenilmelidir.
Hâkim-Savcı Borçlar Hukuku (Genel Hükümler) Zamanaşımı Konu Anlatımı
Zamanaşımı konusunun özeti ve anlatımı — Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Borçlar Hukuku (Genel Hükümler) dersi. Özet her zaman ücretsiz.
Kısaca
Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.
Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı ders notları PDF’ini indirKonu Anlatımı
Zamanaşımı, alacak hakkının belirli süreler içinde kullanılmamasıyla bağlantılıdır.
Kaynak metin, zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağını açıkça düzenler.
Bu cümle, zamanaşımının öğrenilmesinde merkezî önemdedir.
Zamanaşımı, hâkimin dosyada kendiliğinden uygulayacağı otomatik bir sonuç olarak değil, borçlu tarafından ileri sürülmesi gereken bir savunma olarak düşünülmelidir.
Kaynak ayrıca zamanaşımını süreler, başlangıç, hesaplama, durma, kesilme, ek süre, rehinle güvence, feragat ve ileri sürülme başlıklarıyla düzenler.
Bu nedenle konu yalnızca “kaç yıl?” sorusundan ibaret değildir.
Sınavda doğru cevap çoğu kez sürenin ne zaman başladığı, durup durmadığı, kesilip kesilmediği veya hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınıp alınamayacağı ayrımlarına bağlıdır.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
Bu kural, genel zamanaşımı süresidir.
Bir alacak için özel bir süre düzenlenmemişse hareket noktası on yıldır.
Ancak kaynak hemen ardından beş yıllık zamanaşımına tabi alacakları ayrıca saydığı için, olayda önce özel süre bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
On yıllık sürenin genel nitelikte olması, her alacağın mutlaka on yılda zamanaşımına uğrayacağı anlamına gelmez; çünkü “kanunda aksine hüküm” ihtimali saklıdır.
Bu kaynak kapsamında özellikle beş yıllık süre sayılan alacaklar, genel sürenin dışına çıkar.
Kaynak, bazı alacaklar için beş yıllık süre öngörür.
Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler bu gruptadır.
Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri de beş yıllık süreye tabidir.
Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar da aynı süreye bağlanmıştır.
Ortaklık ilişkilerinden doğan bazı alacaklar da beş yıllık süre içindedir: ortakların birbirleriyle veya ortaklıkla, ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileriyle ortaklık ya da ortaklar arasındaki belirli alacakları kaynak bu kapsamda sayar.
Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacaklar ile ticari simsarlık ücreti alacağı dışında simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar da beş yıllık süreye tabidir.
Eser sözleşmesinden doğan alacaklar da beş yıllık gruptadır; ancak yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi bu sayımın dışında tutulmuştur.
Bu sürelerin kesinliği ayrıca vurgulanır: bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez.
Taraflar kendi aralarında daha kısa veya daha uzun süre belirleyerek kaynakta öngörülen süre düzenini değiştiremez.
Zamanaşımı kural olarak alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.
Muacceliyet, alacağın talep edilebilir hâle gelmesidir.
Eğer alacağın muaccel olması bir bildirime bağlıysa, zamanaşımı bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.
Bu ayrım, bildirim şartı bulunan alacaklarda başlangıç anını belirlemek için önemlidir.
Dönemsel edimlerde başlangıç ayrıca düşünülür.
Ömür boyu gelir veya buna benzer periyodik borçlarda, ödenmeyen ilk taksit ya da dönemsel edim hangi gün talep edilebilir hâle gelmişse, bütün alacak bakımından zamanaşımı o tarihte yürümeye koyulur.
Bütün alacak için zamanaşımı sonucu doğduğunda, henüz yerine getirilmemiş dönemsel edimler de aynı sonuçtan etkilenir.
Sürelerin hesaplanmasında zamanaşımının başladığı gün sayılmaz.
Zamanaşımı, sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşir.
Kaynak, zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında borçların ifasındaki süre hesaplamasına ilişkin hükümlerin uygulanacağını da belirtir.
Bu nedenle başlangıç günü ile son gün ayrımı gözden kaçırılmamalıdır.
Ana talep zamanaşımı savunmasına açık hâle geldiğinde, ona feri nitelikte eklenen faiz ve diğer yan alacaklar da artık ayrıca ayakta kalmaz.
Böylece feri alacakların akıbeti, bağlı oldukları asıl alacağın zamanaşımı durumuna bağlanır.
Zamanaşımının durması, sürenin işlemeye başlamamasına veya başlamışsa durmasına yol açar.
Kaynak; çocukların ana babalarından olan alacakları için velayet süresini, vesayet altındakilerin vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten alacakları için vesayet süresini, eşlerin birbirinden alacakları için evliliğin devamını, ev hizmetlilerinin çalıştıranlardan alacakları için hizmet ilişkisi süresini sayar.
Ayrıca borçlunun alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu süre, alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülme imkânının bulunmadığı süre ve alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşip birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması hâlinde bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçen süre de durma sebebidir.
Durma sebebi ortadan kalktığı günün bitiminde süre işlemeye başlar veya kaldığı yerden devam eder.
Kesilme ise yeni süre başlatan daha güçlü bir etkidir.
Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş, kısmen ifada bulunmuş, rehin vermiş veya kefil göstermişse zamanaşımı kesilir.
Alacaklı dava veya def’i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurmuşsa, icra takibi yapmışsa veya iflas masasına başvurmuşsa da kesilme gerçekleşir.
Müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilme diğerlerine karşı da sonuç doğurur.
Asıl borçluya karşı kesilme kefile karşı da keser; kefile karşı kesilme asıl borçluya karşı kesmez.
Kesilme ile yeni süre işlemeye başlar.
Borç senetle ikrar edilmiş veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır.
Dava, icra takibi ve iflas masasına başvurma hâllerinde kaynak, süreç içindeki işlemlerden sonra yeniden işlemeye başlama kurallarını ayrıca belirler.
Dava veya def’i; yetki ya da görev eksikliği, düzeltilebilir yanlışlık veya vaktinden önce açılma nedeniyle reddedilmiş ve bu arada zamanaşımı ya da hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.
Taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış alacakta ise rehin, zamanaşımının işlemesini engellemez; fakat alacaklının hakkını rehinden alma yetkisi devam eder.
Bu iki kural birlikte okunduğunda kaynak metnin pratik yaklaşımı görülür.
Usule ilişkin belirli ret sebeplerinde alacaklı tamamen korumasız bırakılmaz; altmış günlük ek süre tanınır.
Buna karşılık taşınır rehni, süreyi durduran veya kesen bir sebep değildir.
Alacak zamanaşımına uğrasa bile rehin konusu üzerinden tatmin yetkisi ayrıca korunur.
Bu nedenle olayda hem dava sürecinin nasıl bittiği hem de alacağın rehinle güvenceye bağlanıp bağlanmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Zamanaşımından önceden feragat edilemez.
Müteselsil borçlulardan veya bölünemez borç borçlularından birinin feragati diğerlerine karşı ileri sürülemez.
Asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez.
Son kontrol cümlesi şudur: zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz.
Bu, konunun en temel sınav kilididir.
Durma ve kesilme aynı şey değildir.
Durmada zamanaşımı ya hiç işlemeye başlamaz ya da başlamışsa durur; sebep ortadan kalktığı günün bitiminden sonra süre işlemeye başlar veya kaldığı yerden devam eder.
Kesilmede ise yeni bir süre işlemeye başlar.
Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada
Zamanaşımı anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.
Borçlar Hukuku (Genel Hükümler) dersindeki diğer konularBu Konunun Sınavdaki Ağırlığı
Zamanaşımı konusu Hâkim ve Savcı Yardımcılığı İdari Yargı düzeyindeki Borçlar Hukuku (Genel Hükümler) dersine bağlıdır. Bu dersin müfredat ağırlığı %9. Ağırlıklar benzersor müfredat analizidir, resmî soru dağılımı değildir. Sınavda kaç soru çıkacağını göstermez.
Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.
İlgili Kavramlar
Bu anlatımda geçen ve sözlükte ayrı bir tanımı bulunan kavramlar.
- FeragatDavacının, dava konusu talebinden kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Kesin hüküm sonucu doğurur ve aynı talep yeniden dava edilemez.
- GörevBir davaya hangi tür ve derecedeki mahkemenin bakacağını belirleyen, kural olarak kamu düzenine ilişkin ve resen dikkate alınan bir dava şartıdır.
- YetkiBir davaya yer (coğrafi) bakımından hangi mahkemenin bakacağını belirleyen kuraldır. Kesin yetki hâlleri dışında taraf iradesiyle değişebilir.
- Def’iBorçlunun, borcu ortadan kaldırmadan ifadan kaçınmasını sağlayan haktır (örneğin zamanaşımı def’i). İtirazdan farklı olarak hâkim tarafından resen dikkate alınmaz.
- ZamanaşımıBelirli bir sürenin geçmesiyle alacağın dava veya talep edilebilirliğinin zayıflamasıdır. Borçluya ifadan kaçınma (def’i) hakkı verir; borcu kendiliğinden sona erdirmez.
- Hak Düşürücü SüreGeçmesiyle hakkın kendiliğinden sona erdiği süredir. Zamanaşımından farklı olarak durmaz, kesilmez ve hâkim tarafından resen dikkate alınır.
- İfaBorcun konusunun, borçlu tarafından gereği gibi yerine getirilmesidir. Usulüne uygun ifa, borç ilişkisini sona erdirir.
Kaynaklar
Anlatımdaki bilgiler aşağıdaki resmî kurum yayınlarından doğrulanır ve kendi cümlelerimizle yeniden yazılır.
- ÖSYM (uygular) — Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü (ilan/atama)Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Sınavı sınavını düzenleyen kurumun resmî sitesi.
- ÖSYM Sınav TakvimiHâkim ve savcı yardımcılığı sınavı başvuru, sınav ve sonuç tarihleri (resmî ÖSYM takvimi).
- Adalet Bakanlığı Personel Genel MüdürlüğüHâkim ve savcı adaylığı ilanları, kontenjanlar ve başvuru şartlarına ilişkin resmî duyurular.
- ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS)e-Devlet ile başvuru, sınav yeri ve sınava giriş belgesi işlemleri.
- ÖSYM Sonuç Açıklama SistemiHâkim-savcı yardımcılığı yazılı sınavı sonuç sorgulama ve belge doğrulama.
- ÖSYM Ana Sayfa ve DuyurularÖSYM güncel duyuruları ve hâkim-savcı yardımcılığı kılavuzuna erişim.
Sık Sorulan Sorular
Borçlar Hukuku (Genel Hükümler) dersindeki diğer konular
Bu ders toplam 25 konu içerir.
benzersor mobilde yayında
Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı soru çözme rehberi