Osmanlı hukuku, Selçuklu Devleti ve komşu Türk-İslam devletlerinden devralınan İslam hukuku temeli üzerine padişahların kanunname yoluyla yaptığı eklemelerden oluşur. Bu yapı içinde şer'i hukuk, Kur'an, sünnet ve hukukçuların bu iki kaynağa dayanan yorumlarından oluşan İslam hukuku kurallarını ifade ederken, örfi hukuk padişahın kendi iradesiyle koyduğu kanun, kanunname veya töre-bitigi hukukunu ifade eder. Örfi hukukun hazırlanmasından Divan-ı Hümayun'un daimi üyesi olan nişancı sorumludur; taslak divandaki diğer üyelerin katkısıyla oluşturulduktan sonra padişaha arz edilir ve onun iradesiyle kanunname gücü kazanır, ayrıca her kanunname ancak koyan padişahın saltanatı süresince geçerlidir. Örfi hukuk ile şer'i hukuk birbirine rakip iki ayrı sistem değildir; örfi kurallar, şer'i hukukun ayrıntılı düzenleme getirmediği idare, ceza, vergi, toprak ve vakıf gibi kamu hukuku sahalarındaki boşlukları doldurmak için padişahın zaten sahip olduğu bir yetkiyle konulmuştur. Bu geleneğin kökleri, eski Türk devletlerinde kağanın töre koyması ve kurultayın kural belirlemesi uygulamasına, ayrıca Cengiz Yasası ve Timur Tüzükatı gibi örneklere kadar uzanır.
Örfi Hukuk Konu Anlatımı
Örfi Hukuk konusunun özeti ve anlatımı — Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı Türk Hukuk Tarihi dersi. Özet her zaman ücretsiz.
Kısaca
Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.
Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ders notları PDF’ini indirKonu Anlatımı
Osmanlı hukuku, Osmanlıların altı asır boyunca uyguladığı hukuk sistemini ifade eder ve esas itibarıyla Osmanlıların kendilerinden önce kurulmuş Selçuklu Devleti, Memlûklar ve çeşitli beylikler gibi diğer Türk-İslam devletlerinden devraldıkları İslam hukuku temeline dayanır.
Osmanlılar bu temele kanunnameler yoluyla pek çok ilave yapmış, İslam hukukunun Osmanlı yorum ve katkılarıyla uygulanmış şeklini ortaya çıkarmışlardır.
Bu sistemin iki ana bileşeni şer'i hukuk ile örfi hukuktur.
Şer'i hukuk, kaynağını Kur'an-ı Kerim, Hz.
Peygamber'in sünneti ve hukukçuların bu iki kaynağa dayanan bireysel yorumlarından alır; devlet otoritesinin bu hukukun oluşumundaki rolü sınırlıdır.
Örfi hukuk ise kısaca Osmanlı padişahının koyduğu kanunlar olarak tanımlanabilir; buna kanun, kanunname veya tamamen Türkçe kelimelerden oluşan töre-bitigi hukuku da denebilir.
Padişahın koyduğu bir kuralın kaynağı mevcut örf ve âdete veya bir hukuk âliminin görüşüne dayanabilir, fakat ona uyulmasını zorunlu kılan asıl unsur padişahın bu kuralı kendi iradesiyle yürürlüğe koymuş olmasıdır; nitekim padişah kanunlarından birinin adının doğrudan "İrade" olması da bu iradî niteliği yansıtır.
Örfi hukukun oluşma biçimi şer'i hukuktan tamamen farklıdır.
Divan-ı Hümayun içindeki etkin görevlilerden nişancı, örfi hukukun hazırlanmasıyla görevlidir; bu süreçte divanın diğer daimi üyelerinin, özellikle kazaskerlerin katkısı da bulunur.
Nişancının medrese eğitimi görmüş olması, İslam hukukunu iyi bilen bir görevli olarak örfi hukuku hazırlamasını sağlar.
Hazırlanan taslak son aşamada padişaha arz edilir ve onun irade buyurmasıyla kanun veya kanunname gücü kazanır.
Bu kanunnamelerin geçerliliği, onları koyan padişahın saltanat süresiyle sınırlıdır; yeni tahta çıkan padişah, tecdid yani yenileme fermanı adı verilen bir fermanla önceki kanunların tümünü veya bir kısmını yürürlükte tutabilir.
Şer'i hukuk ile örfi hukuk arasındaki ilişki, birbirine karşıt veya birbiriyle yarışan iki ayrı sistem şeklinde değil, tamamlayıcı bir ilişki olarak kurulmuştur.
Örfi hukuk, zaman içinde ortaya çıkan ihtiyaçlara göre, özellikle şer'i hukukun ayrıntılı hükümler koymadığı idare, ceza, vergi, toprak ve vakıf hukuku sahalarındaki boşlukları doldurmak için başvurulan bir yol olmuştur.
Osmanlı padişahları, İslam hukukunun düzenlediği alanlarda yeni bir kural koymamaya özellikle özen göstermiş, bir kural koydukları zaman amaçları İslam hukukunun herhangi bir hükmünü kaldırmak değil, düzeni sağlamak olmuştur.
Örneğin nikahların kadılar tarafından veya kadıların izin belgesi, yani izinname vermesiyle imamlarca kıyılması şeklindeki düzenleme bu tür bir tamamlayıcı örfi kuraldır.
Padişah, İslam hukukunun kendisine tanıdığı, ihtiyaç hâlinde ve boş bıraktığı sahalarda kural koyma yetkisini kullanırken aslında mevcut hukuk sisteminden aldığı bir yetkiyi icra etmiş olur; bu nedenle Osmanlı tarihi boyunca genel uygulamada örfi hukuk ile şer'i hukuk arasında bir uyum arandığı ve bu uyumun büyük ölçüde sağlandığı kabul edilir.
Kimi zaman padişahın koyduğu kural, mevcut örf ve âdete dayandığı ya da ihtiyaçların zorlaması sonucu şer'i hükümlerle çelişebilmiştir; devletin ilk üç asrı boyunca uygulanan ve Fatih'in kanunnamesinde yer alan, nizam-ı âlem gerekçesiyle tahta çıkan padişaha kardeşini öldürebilme yetkisi tanıyan kural bu türden bir örnektir.
İlk İslam devletlerinde de benzer bir ikili yapı görülmüştür: kadı mahkemeleri şer'i hukuku uygularken, Emevilerden itibaren kurulan İslam devletlerinde devlet başkanı veya vezirin başkanlığında toplanan mezalim mahkemeleri örfi hukuku uygulamış, üyeleri arasında hukukçuların yanında idarecilerin de bulunduğu bu yüksek dereceli mahkeme, devlet görevlilerinin davranışlarından şikâyetçi olan halkın davalarını dinleyip karara bağlamıştır.
Osmanlılar ise bütün mahkemeler için geçerli tek bir ceza kanunnamesi koyarak kadı mahkemesi ile mezalim mahkemesi arasındaki bu ikiliği ortadan kaldırmış, kadılara hem şeriatı hem de örfi kanun hukukunu uygulama yükümlülüğü getirmiştir; bu, Osmanlı kamu hukukunun kendinden önceki İslam devletlerine göre getirdiği asıl yeniliktir.
Osmanlı örfi hukukunun kökleri, eski Türk devletlerindeki hukuk anlayışına kadar uzanır; kağanın töre koyması ve kurultayın kural belirlemesi geleneği, padişahın kendi iradesiyle kanun koyma yetkisiyle doğrudan bağlantılıdır.
Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada
Örfi Hukuk anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.
Türk Hukuk Tarihi dersindeki diğer konularBu Konunun Sınavdaki Ağırlığı
Örfi Hukuk konusu Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı HMGS düzeyindeki Türk Hukuk Tarihi dersine bağlıdır. Bu dersin müfredat ağırlığı %2. Ağırlıklar benzersor müfredat analizidir, resmî soru dağılımı değildir. Sınavda kaç soru çıkacağını göstermez.
Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.
İlgili Kavramlar
Bu anlatımda geçen ve sözlükte ayrı bir tanımı bulunan kavramlar.
Kaynaklar
Anlatımdaki bilgiler aşağıdaki resmî kurum yayınlarından doğrulanır ve kendi cümlelerimizle yeniden yazılır.
- ÖSYM (Adalet Bakanlığı ile)HMGS (Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı) sınavını düzenleyen kurumun resmî sitesi.
- ÖSYM Sınav Takvimi2026 HMGS başvuru, sınav ve sonuç tarihleri (resmî ÖSYM takvimi).
- HMGS Başvuru — Aday İşlemleri Sistemi (AİS)e-Devlet ile başvuru, sınav yeri ve sınava giriş belgesi işlemleri.
- Adalet BakanlığıHMGS yeterlilik ve hukuk meslekleri (avukatlık, noterlik, hâkimlik-savcılık) kapısına ilişkin resmî mevzuat.
- ÖSYM Sonuç Açıklama SistemiHMGS sonuç sorgulama ve sonuç belgesi doğrulama.
- ÖSYM Ana Sayfa ve DuyurularÖSYM güncel duyuruları ve HMGS kılavuzu erişimi.
Sık Sorulan Sorular
Türk Hukuk Tarihi dersindeki diğer konular
Bu ders toplam 6 konu içerir.
benzersor mobilde yayında
Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı soru çözme rehberi