Türkiye'nin millî parkları konusu, yalnız korunan alan adlarını ezberlemekten ibaret değildir; coğrafi değerin turizm, doğal sembol, kültürel miras ve çevre yönetimiyle nasıl birleştiğini anlamayı gerektirir. Millî park, doğal veya kültürel değerleri kamu yararı gereği korunan, aynı zamanda kontrollü biçimde tanıtım ve rekreasyon işlevi de taşıyabilen alan olarak düşünülmelidir. MEB coğrafya içeriğinde bu başlık özellikle Göreme Millî Parkı ve Kapadokya, Ilgaz Dağı Millî Parkı, Pamukkale Travertenleri, Kapadokya peribacaları ve Türkiye'nin turizm politikalarıyla yan yana gelir. Bu birliktelik, koruma ile turizm arasında denge kurulması gerektiğini gösterir. Bir alanın millî park olması, onu sadece gezilecek yer yapmaz; jeolojik oluşum, bitki örtüsü, tarihî yerleşme, manzara değeri ve sürdürülebilir kullanım birlikte değerlendirilir.
Göreme Millî Parkı ve Kapadokya örneği, doğal ve kültürel değerlerin iç içe geçtiği en belirgin örnektir. Kapadokya yöresinde peribacaları, volkanik malzemenin aşınımıyla şekillenmiş doğal oluşumlardır. Ürgüp, Göreme ve Nevşehir çevresinde yaygın olan bu şekiller, yalnız jeomorfolojik bir konu değil, aynı zamanda turizm ve kültürel miras konusudur. Göreme Millî Parkı ve Kapadokya'nın dünya mirası listesinde anılması, Türkiye'nin doğal görünüm ile tarihî yerleşim izlerini aynı mekânda koruma kapasitesini gösterir. Soru tuzağı, Kapadokya'yı sadece doğal sembol ya da sadece kültürel değer gibi tek başlık altında düşünmektir; doğru okuma, iki boyutun birlikte varlığıdır.