Dürüstlük kuralı, özel hukukta hak kullanımı ile borç ifasını yalnız şekli yetki meselesi olmaktan çıkarır ve davranışın güvene, sadakate ve makul beklentiye uygun olup olmadığını denetler. Türk Medeni Kanunu herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu, açık hak kötüye kullanımının hukuk düzenince korunmayacağını söyler. İyiniyet ise başka bir düzlemde işler: kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hallerde iyiniyetin varlığı asıldır, fakat somut durumun gerektirdiği özeni göstermeyen kişi bu korumaya dayanamaz. Bu nedenle dürüstlük dış davranışın objektif sınırını, iyiniyet ise kişinin bilgi ve özen durumuna bağlanan korunabilirliği anlatır. İki ilke birlikte, hak sahibi olan kişinin de hukuk düzeni içinde ölçülü ve özenli davranmasını sağlar.
Hâkim-Savcı Medeni Hukuk Dürüstlük Kuralı ve İyiniyet Konu Anlatımı
Dürüstlük Kuralı ve İyiniyet konusunun özeti ve anlatımı — Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Medeni Hukuk dersi. Özet her zaman ücretsiz.
Kısaca
Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.
Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı ders notları PDF’ini indirKonu Anlatımı
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri, medeni hukuk ilişkisinin yalnız kanun metnindeki kelimelerden ibaret olmadığını gösteren bir sistem kurar.
Kanun sözüyle ve özüyle değindiği konularda uygulanır; uygulanabilir hüküm bulunmazsa hâkim önce örf ve adet hukukuna, o da yoksa kanun koyucu gibi kural kurmaya yönelir.
Bu çerçevede dürüstlük kuralı ve iyiniyet, kanunun başında yer alan iki ana davranış ölçüsüdür.
Bunlar ayrı kavramlardır, fakat aynı amaca hizmet ederler: hakların, borçların ve hukuki sonuçların soyut biçimde değil, somut ilişkinin güven düzeni içinde değerlendirilmesini sağlarlar.
Dürüstlük kuralı, kişinin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken uyması gereken objektif ölçüdür.
Burada mesele kişinin içinden ne geçirdiği değil, hukuk düzeninin o durumda makul ve dürüst davranış olarak neyi beklediğidir.
Bir kimse bir hakka sahip olabilir; fakat hakkın varlığı, onu her koşulda, her amaçla ve karşı tarafın korunmaya değer menfaatini yok sayarak kullanabileceği anlamına gelmez.
Aynı şekilde borçlu da borcunu biçimsel olarak yerine getiriyor görünse bile, ilişkinin dürüstlük beklentisini boşa çıkaran davranışlarla hukuk düzeninden koruma isteyemez.
Kanunun bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını korumaması, dürüstlük kuralının yaptırımsız bir öğüt olmadığını ortaya koyar.
Hak kötüye kullanımı, hakkın tanındığı amacı aşan, dürüstlük ölçüsüne göre kabul edilemeyecek derecede açık bir sapmayı ifade eder.
Bu nedenle mahkeme önünde tartışılan şey yalnız kişinin hakka sahip olup olmadığı değildir; hakkın kullanılış biçiminin hukuk düzenince korunabilir olup olmadığı da ayrıca önem taşır.
Hak ile hakkın korunması arasındaki bu ayrım, dürüstlük kuralının medeni hukuktaki merkezi yerini açıklar.
İyiniyet ise dürüstlükten farklı olarak daha çok kişinin belirli bir hukuki durum karşısındaki bilgi ve özen haliyle ilgilidir.
Kanun, iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda asıl olanın iyiniyetin varlığı olduğunu kabul eder.
Bu ifade, iyiniyetin her konuda otomatik olarak sonuç doğurduğu anlamına gelmez.
Önce kanunun ilgili hukuki durumda iyiniyete bir sonuç bağlaması gerekir.
Böyle bir sonuç bağlanmışsa, kişi kural olarak iyiniyetli kabul edilir; karşı yönde değerlendirme yapılabilmesi için olayın gerekleri ve kişinin göstermesi beklenen özen dikkate alınır.
İyiniyetin korunması, yalnız bilmeme iddiasına dayanmaz.
Kanun açık biçimde, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişinin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını belirtir.
Bu yüzden iyiniyet, korunabilir bilgisizliktir.
Kişi hukuki sakıncayı bilmiyor olabilir; fakat olayın şartları onu araştırmaya, dikkatli davranmaya veya şüpheyi gidermeye zorluyorsa, bu özeni göstermeden iyiniyet koruması elde edemez.
Böylece kanun, hem iyiniyet karinesini tanır hem de bu karineyi ihmale sığınan kişiye açık bırakmaz.
Dürüstlük ve iyiniyet arasındaki ayrım özellikle uygulamada karıştırılmamalıdır.
Dürüstlük kuralı, hak kullanımı ve borç ifasında dışa yansıyan davranışı denetler; hak sahibinin veya borçlunun somut ilişkide nasıl davranması gerektiğini belirler.
İyiniyet ise kanunun sonuç bağladığı belirli hallerde kişinin hukuki engeli bilmemesi ve bilmemekte mazur sayılmasıyla ilgilidir.
Dürüstlük, davranışın dürüst bir ilişki düzenine uygunluğunu; iyiniyet, bilgi eksikliğinin korunmaya değer olup olmadığını ölçer.
Bu ilkeler hâkimin karar faaliyetinden ayrı düşünülemez.
Kanun hâkime takdir yetkisi verdiğinde veya durumun gerekleri ile haklı sebepleri gözetmesini istediğinde, karar hukuka ve hakkaniyete göre verilir.
Dürüstlük kuralı ve iyiniyet, bu değerlendirmeye somut içerik kazandırır.
Hâkim, bir hakkın kullanılma biçimini değerlendirirken açık kötüye kullanımı korumaz; iyiniyet iddiasını incelerken de kişinin beklenen özeni gösterip göstermediğine bakar.
Böylece başlangıç hükümleri soyut ilkeler olarak kalmaz, uyuşmazlığın sonucunu belirleyen ölçülere dönüşür.
İspat kuralları da bu yapıyı tamamlar.
Kanunda aksine hüküm yoksa taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Dürüstlük kuralına aykırılık, hak kötüye kullanımı veya iyiniyetin bulunmadığı iddiası da somut olay olgularıyla anlam kazanır.
Resmi sicil ve senetlerin belgeledikleri olgulara kanıt oluşturması, buna karşılık içeriklerinin doğru olmadığının kanunda başka hüküm yoksa şekle bağlı olmadan ispat edilebilmesi, medeni hukukta güven ile gerçeğe ulaşma ihtiyacının birlikte düşünüldüğünü gösterir.
Bu ilkeler, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağı kuralıyla daha geniş bir alana yayılır.
Dürüstlük ve iyiniyet yalnız kişiler hukukunda veya başlangıç hükümlerinde kalmaz; özel hukuk ilişkisinin niteliği elverdiği ölçüde borç ilişkilerinde, malvarlığı ilişkilerinde ve kişilik alanında da değerlendirme ölçüsü olur.
Ancak bu yayılma mekanik değildir.
Her olayda önce hangi hakkın kullanıldığı, hangi borcun yerine getirildiği ve kanunun iyiniyete gerçekten sonuç bağlayıp bağlamadığı belirlenmelidir.
Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada
Dürüstlük Kuralı ve İyiniyet anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.
Medeni Hukuk dersindeki diğer konularBu Konunun Sınavdaki Ağırlığı
Dürüstlük Kuralı ve İyiniyet konusu Hâkim ve Savcı Yardımcılığı İdari Yargı düzeyindeki Medeni Hukuk dersine bağlıdır. Bu dersin müfredat ağırlığı %9. Ağırlıklar benzersor müfredat analizidir, resmî soru dağılımı değildir. Sınavda kaç soru çıkacağını göstermez.
Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.
İlgili Kavramlar
Bu anlatımda geçen ve sözlükte ayrı bir tanımı bulunan kavramlar.
- KabulDavalının, davacının talep sonucunu kısmen veya tamamen kabul etmesidir. Kabul edilen kısım bakımından yargılama sona erer.
- YetkiBir davaya yer (coğrafi) bakımından hangi mahkemenin bakacağını belirleyen kuraldır. Kesin yetki hâlleri dışında taraf iradesiyle değişebilir.
- İyiniyetBir hakkın kazanılmasında, kişinin durumu bilmemesi veya gereken özeni gösterse bile bilemeyecek olmasıdır. Kanunun aradığı hâllerde iyiniyet korunur (TMK m. 3).
- Dürüstlük KuralıHerkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüst davranması ilkesidir (TMK m. 2). Hakkın kötüye kullanılması hukuk düzenince korunmaz.
- Takdir Yetkisiİdarenin, hukuk kurallarının kendisine bıraktığı serbesti alanında birden çok hukuka uygun çözümden birini seçebilme yetkisidir. Keyfîlik değildir; kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır.
Kaynaklar
Anlatımdaki bilgiler aşağıdaki resmî kurum yayınlarından doğrulanır ve kendi cümlelerimizle yeniden yazılır.
- ÖSYM (uygular) — Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü (ilan/atama)Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Sınavı sınavını düzenleyen kurumun resmî sitesi.
- ÖSYM Sınav TakvimiHâkim ve savcı yardımcılığı sınavı başvuru, sınav ve sonuç tarihleri (resmî ÖSYM takvimi).
- Adalet Bakanlığı Personel Genel MüdürlüğüHâkim ve savcı adaylığı ilanları, kontenjanlar ve başvuru şartlarına ilişkin resmî duyurular.
- ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS)e-Devlet ile başvuru, sınav yeri ve sınava giriş belgesi işlemleri.
- ÖSYM Sonuç Açıklama SistemiHâkim-savcı yardımcılığı yazılı sınavı sonuç sorgulama ve belge doğrulama.
- ÖSYM Ana Sayfa ve DuyurularÖSYM güncel duyuruları ve hâkim-savcı yardımcılığı kılavuzuna erişim.
Sık Sorulan Sorular
Medeni Hukuk dersindeki diğer konular
Bu ders toplam 35 konu içerir.
- Hâkimin Takdir Yetkisi
- İspat Yükü
- Kanunun Uygulanması ve Yorumu
- Gerçek Kişiler
- Hak ve Fiil Ehliyeti
- Kişiliğin Korunması
- Ad ve Yerleşim Yeri
- Tüzel Kişiler
- Dernek ve Vakıflar
- Nişanlanma
- Evlenme ve Koşulları
- Evliliğin Genel Hükümleri
- Mal Rejimleri
- Boşanma ve Sonuçları
- Soybağı
- Velayet
- Vesayet
- Nafaka
- Yasal Mirasçılar
- Ölüme Bağlı Tasarruflar
- Saklı Pay ve Tenkis
- Mirasın Geçmesi
- Mirasın Paylaşılması
- Zilyetlik
- Tapu Sicili
- Mülkiyet
- Taşınmaz Mülkiyeti
- Taşınır Mülkiyeti
- Sınırlı Ayni Haklar
- Rehin Hakları
benzersor mobilde yayında
Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı soru çözme rehberi