Görev, hukuk yargılamasında davaya hangi tür mahkemenin bakacağını gösteren ve HMK’da kamu düzeniyle ilişkilendirilen temel dava şartlarından biridir. Kanun, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenlenebileceğini söyler; bu nedenle taraflar anlaşarak görevli mahkemeyi değiştiremez, mahkeme de görevli olup olmadığını kendiliğinden dikkate almak zorundadır. Asliye hukuk mahkemesi, aksine düzenleme yoksa malvarlığı ve şahıs varlığı davalarında ve başka mahkemeye bırakılmamış işlerde genel görevli mahkemedir. Sulh hukuk mahkemesi ise kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar, ortaklığın giderilmesi ve paylaştırma, yalnız zilyetliğin korunması ve kanunların ayrıca verdiği işler bakımından görevlidir. Görevsizlik kararı verilirse kararın kesinleşmesi veya tebliğinden sonra iki haftalık gönderme talebi süresi önem kazanır; talep edilmezse dava açılmamış sayılır. Öğrenme tuzağı, görevi yetkiyle veya dava değerinin büyüklüğüyle karıştırmaktır.
HMGS Görev Konu Anlatımı
Görev konusunun özeti ve anlatımı — Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı Hukuk Yargılama Usulü dersi. Özet her zaman ücretsiz.
Kısaca
Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.
Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ders notları PDF’ini indirKonu Anlatımı
Görev, medeni usul hukukunda bir davanın hangi tür mahkeme tarafından görüleceğini belirleyen kurallar bütünüdür.
Bu kavram, çoğu zaman yetkiyle birlikte anılsa da ondan farklıdır.
Yetki, görevli mahkeme türünün hangi yerdeki mahkemesinin davaya bakacağını gösterirken, görev doğrudan mahkeme türünü belirler.
Bir uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesine mi, sulh hukuk mahkemesine mi, yoksa başka bir özel mahkemeye mi ait olduğu görev sorusudur.
HMK’nın göreve ilişkin ilk hükmü, bu sorunun önemini açıkça ortaya koyar: mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.
Görevin kamu düzeninden olması, bu alanın taraf iradesine kapalı olduğu anlamına gelir.
Davacı dava dilekçesinde yanlış mahkemeyi seçmiş olsa, davalı buna hiç itiraz etmese, hatta taraflar uyuşmazlığın o mahkemede görülmesini istese bile, görevli olmayan mahkeme davaya esastan bakamaz.
Mahkeme, görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler.
Bu nedenle görev, dava şartları arasında düşünülür; mahkemenin uyuşmazlığın esasına girebilmesi için önce kendi görev alanı içinde bulunması gerekir.
Sınav sorularında “taraflar itiraz etmediği için mahkeme görevli hâle gelir” gibi ifadeler görev bakımından yanlıştır.
Bu sonuç ancak kesin olmayan bazı yetki hâlleri için tartışılabilir; görevde taraf susması görev noksanlığını gidermez.
HMK’da görev paylaşımının merkezinde asliye hukuk mahkemesi ve sulh hukuk mahkemesi bulunur.
Asliye hukuk mahkemesi, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevlidir.
Kanun, bu davalarda dava konusunun değer veya miktarının önem taşımadığını özellikle belirtir.
Bu vurgu, eski alışkanlıklarla görev ayrımını parasal sınıra bağlama eğilimini keser.
Bir davanın değeri düşük diye sulh hukuk mahkemesine, yüksek diye asliye hukuk mahkemesine gideceği söylenemez.
Ayrıca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme yoksa, diğer dava ve işler bakımından da asliye hukuk mahkemesi görevli kabul edilir.
Bu nedenle asliye hukuk mahkemesi genel görevli mahkeme niteliğindedir.
Sulh hukuk mahkemesinin görev alanı ise sınırlıdır ve kanun tarafından konu esaslı biçimde sayılmıştır.
Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar bu alanın en belirgin örneğidir.
Kanun, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin özel hükümleri saklı tutarak, kira ilişkisinden doğan alacak davaları dahil bütün kira uyuşmazlıklarını ve bu davalara karşı açılan davaları sulh hukuk mahkemesine verir.
Bunun yanında taşınır veya taşınmaz mal ya da hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar da sulh hukuk mahkemesinde görülür.
Yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik taşınır veya taşınmaz dava ve işler de bu kapsamdadır.
Son olarak HMK veya diğer kanunlar sulh hukuk mahkemesini ya da sulh hukuk hâkimini açıkça görevlendirmişse, o iş de sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girer.
Bu düzenleme biçimi, görev sorunlarının çözümünde uygulanacak pratik sırayı gösterir.
Önce uyuşmazlığın özel bir mahkemeye veya sulh hukuk mahkemesine açıkça verilmiş olup olmadığı araştırılır.
Açık görev kuralı varsa o kural uygulanır.
Böyle bir kural yoksa ve uyuşmazlık özel hukuk alanında asliye hukuk mahkemesinin genel görev alanına giriyorsa, dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Burada davacının uyuşmazlığı nasıl adlandırdığı tek başına belirleyici değildir; mahkeme, talep sonucu ve dayanılan hukuki ilişki üzerinden görev değerlendirmesi yapar.
Örneğin bir talep zilyetliğin korunmasıyla sınırlıysa sulh hukuk mahkemesi gündeme gelir; fakat taşınmaz üzerindeki ayni hakkın esasını değiştirmeye yönelen daha geniş bir talep varsa görev değerlendirmesi farklılaşabilir.
Görevli olmayan mahkemede dava açılması hâlinde mahkeme görevsizlik kararı verir.
Bu karar, davayı otomatik olarak görevli mahkemede devam ettirmez.
HMK, görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi için taraflardan birinin kararı veren mahkemeye başvurmasını arar.
Karar verildiği anda kesin nitelikteyse tebliğ tarihinden, kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmişse kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuş ve başvuru reddedilmişse ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde gönderme talep edilmelidir.
Bu süre içinde talep yapılmazsa dava açılmamış sayılır ve bu konuda görevsizlik kararını veren mahkeme kendiliğinden karar verir.
Dosya gönderildiğinde ise dosyayı alan mahkeme taraflara kendiliğinden davetiye çıkarır.
Görevsizlik kararının bu sonucu, görev kuralının sadece teorik bir mahkeme dağılımı olmadığını gösterir.
Yanlış mahkemede dava açmak, zaman ve usul bakımından ciddi sonuç doğurabilir.
Dava açılmamış sayıldığında, davanın açılmasıyla bağlanan bazı usuli sonuçlar da tartışmalı hâle gelebilir; bu nedenle doğru görevli mahkemeyi belirlemek davanın başlangıcında kritik önemdedir.
Sınav açısından özellikle iki haftalık gönderme talebi süresi, bu sürenin hangi tarihten başlayacağı ve talep edilmezse davanın açılmamış sayılacağı birlikte öğrenilmelidir.
Görev uyuşmazlığı iki mahkeme arasında olumsuz biçimde de ortaya çıkabilir.
İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmadan kesinleşirse, davaya hangi mahkemenin bakacağını belirlemek için yargı yeri belirlenmesi yoluna gidilir.
İlk derece mahkemeleri bakımından bu belirleme bölge adliye mahkemesince yapılır; bölge adliye mahkemeleriyle ilgili durumlarda Yargıtay devreye girer.
Verilen yargı yeri belirlenmesi kararı, sonradan davaya bakacak mahkemeyi bağlar.
Böylece tarafın aynı dava nedeniyle mahkemeler arasında sürüncemede kalması önlenir.
Görev konusundaki temel öğrenme tuzakları birkaç noktada toplanır.
Birincisi, görev ile yetkiyi aynı şey sanmaktır; görev mahkeme türünü, yetki yer mahkemesini anlatır.
İkincisi, görev kurallarını tarafların itirazına bağlı düşünmektir; oysa görev kamu düzenindendir ve resen gözetilir.
Üçüncüsü, sulh hukuk mahkemesini düşük değerli davaların mahkemesi gibi ezberlemektir; HMK’nın ölçütü dava değeri değil, kanunun konu itibarıyla görev vermesidir.
Dördüncüsü, görevsizlik kararından sonra dosyanın kendiliğinden görevli mahkemeye gideceğini varsaymaktır; kanun iki haftalık gönderme talebini arar.
Bu ayrımlar doğru kurulduğunda görev, medeni usulün en erken ve en belirleyici dava şartlarından biri olarak anlaşılır.
Görev incelemesinde zaman bakımından bir kapanma noktası bulunmaması da ayrıca kavranmalıdır.
Yetki itirazında bazı hâllerde cevap dilekçesi süresi belirleyici olurken, görev noksanlığı yargılamanın ileri aşamalarında da ortaya konulabilir.
Mahkeme bunu ön incelemede fark edebileceği gibi tahkikat sırasında da değerlendirebilir.
Bu durum, görev kurallarının kamu düzeniyle bağlantısının doğal sonucudur.
Ancak mahkemenin görevsizlik kararı vermesi, davacının maddi hukuk bakımından haklı veya haksız olduğunu göstermez; yalnızca davanın yanlış mahkeme türünde açıldığını ifade eder.
Bu ayrım, usulden ret ile esastan ret arasındaki farkı anlamak için önemlidir.
Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada
Görev anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.
Hukuk Yargılama Usulü dersindeki diğer konularBu Konunun Sınavdaki Ağırlığı
Görev konusu Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı HMGS düzeyindeki Hukuk Yargılama Usulü dersine bağlıdır. Bu dersin müfredat ağırlığı %10. Ağırlıklar benzersor müfredat analizidir, resmî soru dağılımı değildir. Sınavda kaç soru çıkacağını göstermez.
Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.
İlgili Kavramlar
Bu anlatımda geçen ve sözlükte ayrı bir tanımı bulunan kavramlar.
- İtirazBir karara veya işleme karşı, kararı veren mercie ya da bir üst mercie yapılan başvurudur. İcra hukukunda ayrıca borçlunun ödeme emrine karşı çıkmasını ifade eder.
- TebliğBir işlem veya kararın, ilgilisine usulüne uygun olarak resmen bildirilmesidir. Usulsüz tebligat süre ve hak kayıplarına yol açabilir.
- KabulDavalının, davacının talep sonucunu kısmen veya tamamen kabul etmesidir. Kabul edilen kısım bakımından yargılama sona erer.
- GörevBir davaya hangi tür ve derecedeki mahkemenin bakacağını belirleyen, kural olarak kamu düzenine ilişkin ve resen dikkate alınan bir dava şartıdır.
- YetkiBir davaya yer (coğrafi) bakımından hangi mahkemenin bakacağını belirleyen kuraldır. Kesin yetki hâlleri dışında taraf iradesiyle değişebilir.
Kaynaklar
Anlatımdaki bilgiler aşağıdaki resmî kurum yayınlarından doğrulanır ve kendi cümlelerimizle yeniden yazılır.
- ÖSYM (Adalet Bakanlığı ile)HMGS (Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı) sınavını düzenleyen kurumun resmî sitesi.
- ÖSYM Sınav Takvimi2026 HMGS başvuru, sınav ve sonuç tarihleri (resmî ÖSYM takvimi).
- HMGS Başvuru — Aday İşlemleri Sistemi (AİS)e-Devlet ile başvuru, sınav yeri ve sınava giriş belgesi işlemleri.
- Adalet BakanlığıHMGS yeterlilik ve hukuk meslekleri (avukatlık, noterlik, hâkimlik-savcılık) kapısına ilişkin resmî mevzuat.
- ÖSYM Sonuç Açıklama SistemiHMGS sonuç sorgulama ve sonuç belgesi doğrulama.
- ÖSYM Ana Sayfa ve DuyurularÖSYM güncel duyuruları ve HMGS kılavuzu erişimi.
Sık Sorulan Sorular
Hukuk Yargılama Usulü dersindeki diğer konular
Bu ders toplam 26 konu içerir.
- Mahkemelerin Kuruluşu
- Yetki
- Hâkimin Yasaklılığı ve Reddi
- Eda Davası
- Tespit Davası
- İnşai Dava
- Belirsiz Alacak Davası
- Dava Şartları ve İlk İtirazlar
- Yazılı Yargılama Usulü
- Basit Yargılama Usulü
- İspat Yükü
- Kesin Deliller
- Takdiri Deliller
- İstinaf
- Temyiz
- Yargılamanın İadesi
- İhtiyati Tedbir
- İhtiyati Haciz
- Delil Tespiti
- Tahkim ve Dava Şartı Arabuluculuk
benzersor mobilde yayında
Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı soru çözme rehberi