HMK sisteminde mahkemelerin kuruluşu, hukuk yargılamasında hangi ilk derece mahkemesinin hangi işlere bakacağını anlamanın başlangıç noktasıdır. Kanun, görev kurallarının yalnızca kanunla düzenlenebileceğini ve kamu düzenine ilişkin olduğunu söyleyerek mahkeme yapılanmasını tarafların tercihinden bağımsızlaştırır. Bu çerçevede asliye hukuk mahkemesi, aksine özel bir düzenleme yoksa malvarlığı haklarına ve şahıs varlığına ilişkin davalarda genel görevli mahkemedir; dava değerinin yüksek ya da düşük olması bu sonucu değiştirmez. Sulh hukuk mahkemesi ise genel değil, kanunun saydığı konularla sınırlı görevli mahkemedir. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, ortaklığın giderilmesi ve paylaştırma davaları, yalnız zilyetliğin korunmasına yönelen davalar ile kanunların açıkça sulh hukuk mahkemesine bıraktığı işler bu alana girer. Öğrenme açısından temel tuzak, sulh hukuk mahkemesini düşük değerli davaların mahkemesi sanmaktır; HMK’da ayrım değer ölçütüne değil, kanuni konu belirlemesine dayanır.
HMGS Mahkemelerin Kuruluşu Konu Anlatımı
Mahkemelerin Kuruluşu konusunun özeti ve anlatımı — Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı Hukuk Yargılama Usulü dersi. Özet her zaman ücretsiz.
Kısaca
Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.
Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ders notları PDF’ini indirKonu Anlatımı
Hukuk yargılama usulünde mahkemelerin kuruluşunu öğrenirken ilk yapılması gereken ayrım, mahkemenin bulunduğu şehir ya da adliye binası değil, kanunun o uyuşmazlık için hangi tür hukuk mahkemesini görevlendirdiğidir.
HMK’nın başlangıç hükümleri bu nedenle doğrudan görev konusuyla açılır.
Kanun, mahkemelerin görev alanının ancak kanunla düzenlenebileceğini ve görev kurallarının kamu düzeninden olduğunu belirtir.
Bu ifade, ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki iş bölümünün tarafların anlaşmasına, mahkemenin takdirine veya dava dilekçesindeki nitelendirmeye göre değişemeyeceğini gösterir.
Bir uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde mi yoksa sulh hukuk mahkemesinde mi görüleceği, öncelikle kanunda çizilen görev alanına bakılarak belirlenir.
Bu kuruluş mantığında asliye hukuk mahkemesi, hukuk yargılamasının genel görevli mahkemesi olarak konumlanır.
HMK’ya göre malvarlığı haklarına ilişkin davalarda ve şahıs varlığına ilişkin davalarda, dava konusunun değer veya miktarına bakılmadan asliye hukuk mahkemesi görevlidir; yeter ki kanunda aksine bir düzenleme bulunmasın.
Malvarlığı hakkı denildiğinde para, eşya, alacak veya ekonomik değer taşıyan özel hukuk ilişkileri; şahıs varlığı denildiğinde ise kişinin ekonomik değerle sınırlı olmayan kişilik alanına ilişkin uyuşmazlıklar düşünülür.
Kanun ayrıca, HMK’da veya başka kanunlarda aksine bir düzenleme yoksa diğer dava ve işler bakımından da asliye hukuk mahkemesini görevli sayar.
Bu ikinci cümle sınav bakımından önemlidir, çünkü asliye hukuk mahkemesinin yalnızca sayılan iki dava grubuna değil, özel olarak başka mahkemeye verilmemiş hukuk işlerine de bakacağını anlatır.
Sulh hukuk mahkemesi ise aynı genişlikte kurulmuş bir mahkeme değildir.
HMK onun görev alanını değer veya tutardan bağımsız olarak belirli konu başlıklarıyla sınırlar.
İlk başlık kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklardır.
Kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu uyarınca ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin özel hükümler bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır; bunun dışında kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere kira ilişkisinden doğan davalar ve bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır.
Burada belirleyici unsur, talebin yüksek ya da düşük miktarlı olması değil, uyuşmazlığın kira ilişkisinden doğmasıdır.
İkinci başlık, taşınır veya taşınmaz malın ya da bir hakkın paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalardır.
Bir mala birden fazla kişinin hak sahibi olması ve bu ortaklığın sona erdirilmek istenmesi, sulh hukuk mahkemesinin klasik görev alanına girer.
Üçüncü başlık, taşınır veya taşınmaz mallarda yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalardır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, mülkiyetin ya da ayni hakkın esasına ilişkin daha geniş bir uyuşmazlıkla salt fiili hakimiyetin korunmasını istemenin aynı şey olmamasıdır.
HMK’nın sulh hukuk mahkemesine bıraktığı alan, sadece zilyetliğin korunmasına yönelen davalardır.
Dördüncü başlık ise HMK’nın veya diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini ya da sulh hukuk hâkimini açıkça görevlendirdiği dava ve işlerdir.
Bu son başlık, sulh hukuk mahkemesinin görev alanının başka kanunlarla genişleyebileceğini gösterir; fakat genişleme yine kanuni dayanak ister.
Bu iki mahkeme türünü birlikte okumak, kuruluş sisteminin pratik sonucunu netleştirir.
Asliye hukuk mahkemesi genel ve tamamlayıcı mahkeme, sulh hukuk mahkemesi ise kanunda sayılan işlerle sınırlı özel görevli mahkeme niteliğindedir.
Dolayısıyla bir uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesine ait olduğu söylenebilmesi için kanunda açık bir görev kuralı bulunmalıdır.
Böyle bir kural yoksa ve başka özel mahkeme de gösterilmemişse, uyuşmazlık asliye hukuk mahkemesine gider.
Bu mantık, hukuk yargılamasında görev incelemesinin temel akışıdır.
Sınavlarda en sık karşılaşılan öğrenme yanılgısı, eski veya gündelik ifadelerden hareketle sulh hukuk mahkemesini küçük miktarlı davaların, asliye hukuk mahkemesini büyük miktarlı davaların mahkemesi gibi düşünmektir.
HMK’nın açık yaklaşımı bu değildir.
Hem asliye hukuk mahkemesi hem de sulh hukuk mahkemesi bakımından bazı düzenlemeler, dava konusunun değer veya tutarına bakılmayacağını özellikle vurgular.
Bu nedenle doğru soru, “dava değeri ne kadar?” sorusu değil, “kanun bu uyuşmazlık türünü hangi mahkemeye vermiş?” sorusudur.
Kira ilişkisinden doğan yüksek tutarlı bir alacak davasının sulh hukuk mahkemesine gidebilmesi, buna karşılık değeri düşük olsa bile kanunda sulh hukuk mahkemesine verilmemiş bir malvarlığı davasının asliye hukuk mahkemesine ait olması bu mantığın sonucudur.
Mahkemelerin kuruluşu konusu yalnızca isim ezberi de değildir.
Görev kurallarının kamu düzeninden olması, yanlış mahkemede açılan davanın tarafların sessizliğiyle düzelmeyeceğini gösterir.
Mahkeme görevli olup olmadığını kendiliğinden dikkate almak zorundadır.
Taraflar uyuşmazlığı sulh hukuk yerine asliye hukukta ya da tersine görmeyi kararlaştıramaz.
Bu yönüyle görev, yetkiden ayrılır; bazı yetki kuralları taraf davranışıyla kesinleşebilirken, görev kuralları kanuni mahkeme düzenini korur.
Son olarak HMK’daki kuruluş çerçevesi, özel kanun hükümlerine açık bir sistemdir.
Asliye hukuk mahkemesi genel mahkeme olsa da “aksine düzenleme” varsa görev değişebilir.
Sulh hukuk mahkemesi de HMK’da sayılan konular dışında, başka kanunların açık görevlendirmesiyle devreye girebilir.
Bu nedenle konu çalışılırken mahkemelerin kuruluşu başlığı, yalnızca iki mahkeme adını değil, kanuni görev mantığını öğretir: önce özel görev kuralı aranır, sulh hukuk alanına açıkça giren bir konu varsa oraya gidilir, yoksa asliye hukuk mahkemesinin genel görev alanı uygulanır.
Bu sıralama, hem dava şartı değerlendirmesinde hem de sınav sorularında doğru sonuca ulaşmanın anahtarıdır.
Kuruluş başlığı aynı zamanda HMK’nın sistematiğini okumayı da gerektirir.
Kanun önce görevi, sonra yetkiyi düzenler; çünkü hangi tür mahkemenin davaya bakacağı belirlenmeden, o mahkemenin hangi yerdeki örneğinin yetkili olduğu sağlıklı biçimde tartışılamaz.
Örneğin bir kira uyuşmazlığında önce sulh hukuk mahkemesinin görevli olup olmadığı, ardından yetki kuralları uyarınca hangi yer sulh hukuk mahkemesinin davaya bakacağı incelenir.
Buna karşılık kanunda sulh hukuk mahkemesine verilmemiş bir kişilik hakkı uyuşmazlığında, önce asliye hukuk mahkemesi görevli kabul edilir, sonra yer bakımından yetki değerlendirilir.
Bu sıra, görev ve yetki kavramlarının karıştırılmasını önler.
Kuruluşu anlamanın bir diğer pratik sonucu, kanun metnindeki “aksine düzenleme bulunmadıkça” ifadesinin doğru okunmasıdır.
Bu ifade, asliye hukuk mahkemesinin her durumda ve mutlak biçimde tek seçenek olduğu anlamına gelmez; özel mahkemeler veya başka kanunlarda açıkça görevlendirilmiş mahkemeler varsa, genel görev kuralı geri çekilir.
Ancak özel görev kuralı yoksa, davacı sırf uyuşmazlığı daha basit gördüğü için sulh hukuk mahkemesini seçemez.
Mahkeme adları arasındaki benzerlik veya uyuşmazlığın günlük hayatta küçük görünmesi de sonucu değiştirmez.
Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada
Mahkemelerin Kuruluşu anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.
Hukuk Yargılama Usulü dersindeki diğer konularBu Konunun Sınavdaki Ağırlığı
Mahkemelerin Kuruluşu konusu Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı HMGS düzeyindeki Hukuk Yargılama Usulü dersine bağlıdır. Bu dersin müfredat ağırlığı %10. Ağırlıklar benzersor müfredat analizidir, resmî soru dağılımı değildir. Sınavda kaç soru çıkacağını göstermez.
Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.
İlgili Kavramlar
Bu anlatımda geçen ve sözlükte ayrı bir tanımı bulunan kavramlar.
- KabulDavalının, davacının talep sonucunu kısmen veya tamamen kabul etmesidir. Kabul edilen kısım bakımından yargılama sona erer.
- GörevBir davaya hangi tür ve derecedeki mahkemenin bakacağını belirleyen, kural olarak kamu düzenine ilişkin ve resen dikkate alınan bir dava şartıdır.
- YetkiBir davaya yer (coğrafi) bakımından hangi mahkemenin bakacağını belirleyen kuraldır. Kesin yetki hâlleri dışında taraf iradesiyle değişebilir.
Kaynaklar
Anlatımdaki bilgiler aşağıdaki resmî kurum yayınlarından doğrulanır ve kendi cümlelerimizle yeniden yazılır.
- ÖSYM (Adalet Bakanlığı ile)HMGS (Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı) sınavını düzenleyen kurumun resmî sitesi.
- ÖSYM Sınav Takvimi2026 HMGS başvuru, sınav ve sonuç tarihleri (resmî ÖSYM takvimi).
- HMGS Başvuru — Aday İşlemleri Sistemi (AİS)e-Devlet ile başvuru, sınav yeri ve sınava giriş belgesi işlemleri.
- Adalet BakanlığıHMGS yeterlilik ve hukuk meslekleri (avukatlık, noterlik, hâkimlik-savcılık) kapısına ilişkin resmî mevzuat.
- ÖSYM Sonuç Açıklama SistemiHMGS sonuç sorgulama ve sonuç belgesi doğrulama.
- ÖSYM Ana Sayfa ve DuyurularÖSYM güncel duyuruları ve HMGS kılavuzu erişimi.
Sık Sorulan Sorular
Hukuk Yargılama Usulü dersindeki diğer konular
Bu ders toplam 26 konu içerir.
- Görev
- Yetki
- Hâkimin Yasaklılığı ve Reddi
- Eda Davası
- Tespit Davası
- İnşai Dava
- Belirsiz Alacak Davası
- Dava Şartları ve İlk İtirazlar
- Yazılı Yargılama Usulü
- Basit Yargılama Usulü
- İspat Yükü
- Kesin Deliller
- Takdiri Deliller
- İstinaf
- Temyiz
- Yargılamanın İadesi
- İhtiyati Tedbir
- İhtiyati Haciz
- Delil Tespiti
- Tahkim ve Dava Şartı Arabuluculuk
benzersor mobilde yayında
Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı soru çözme rehberi