Hata, hile ve ikrah, sözleşmenin kurulmasında irade açıklamasının görünüşte var olduğu fakat sağlıklı oluşmadığı hâlleri ifade eder. Yanılmada taraf esaslı bir hata içindeyse sözleşmeyle bağlı olmaz; açıklamada yanılma, konu veya kişi yanılması, edim dengesinde önemli sapma ve bazı saik yanılmaları bu çerçevede değerlendirilir. Basit hesap yanlışlıkları ise sözleşmeyi geçersiz kılmaz, düzeltilmekle yetinilir. Aldatmada yanılmanın esaslı olması aranmaz; taraf diğerinin aldatmasıyla sözleşme yapmışsa bağlılık doğmaz. Üçüncü kişinin aldatması, karşı tarafın bunu bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde aynı sonucu verir. Korkutmada ağır ve yakın zarar tehlikesine haklı olarak inanılması gerekir; üçüncü kişinin korkutmasında karşı taraf iyiniyetliyse hakkaniyet tazminatı gündeme gelebilir. Bu haklar, öğrenme veya korkunun kalkmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmazsa sözleşme onanmış sayılır.
Hâkim-Savcı Borçlar Hukuku Hata Hile İkrah Konu Anlatımı
Hata Hile İkrah konusunun özeti ve anlatımı — Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Borçlar Hukuku dersi. Özet her zaman ücretsiz.
Kısaca
Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.
Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı ders notları PDF’ini indirKonu Anlatımı
Hata, hile ve ikrah, sözleşmenin kurulmasında irade açıklamasının sakatlandığı durumları anlatır.
Sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur; fakat bu açıklamanın hukuki değeri, iradenin sağlıklı biçimde oluşmasına bağlıdır.
Bir taraf esaslı yanılma içindeyse, aldatılmışsa veya korkutma altında sözleşme yapmışsa dışarıdan bakıldığında sözleşme kurulmuş gibi görünür, ancak kanun bu kişiye sözleşmeyle bağlı olmama imkânı tanır.
Bu kurumların ortak yönü, sözleşme serbestisinin gerçek ve korunmaya değer iradeye dayanmasını sağlamalarıdır.
Farkları ise irade bozukluğunun kaynağında ortaya çıkar: yanılmada kişi gerçeği yanlış algılar, aldatmada bu yanlış algı karşı tarafın veya bazı hâllerde üçüncü kişinin davranışıyla yaratılır, korkutmada ise irade ağır bir zarar tehdidi altında yönlendirilir.
Yanılmada temel kural, sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın sözleşmeyle bağlı olmamasıdır.
Kanun özellikle bazı yanılma hâllerini esaslı kabul eder.
Yanılan, kurmak istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamış olabilir; istediğinden başka bir konuya yönelmiş olabilir; sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına iradesini açıklamış olabilir; belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate aldığı hâlde başka bir kişi için irade açıklamış olabilir; yahut gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim veya istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için açıklamada bulunmuş olabilir.
Bu örneklerin ortak noktası, açıklanan irade ile kişinin gerçekten yöneldiği hukuki sonuç arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunmasıdır.
Buna karşılık basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; yalnızca düzeltilir.
Böylece kanun, her yanlışlığı sözleşmeyi sarsan bir sebep saymaz, yalnızca iradenin esaslı unsuruna dokunan yanılmaları bağlayıcılığı kaldıran düzeyde görür.
Saikte yanılma, daha sınırlı kabul edilir.
Kişinin sözleşme yapmasına yol açan iç motivasyon veya beklenti hatalı olabilir; fakat bu durum kural olarak esaslı yanılma sayılmaz.
Ancak yanılan, yanıldığı saiki sözleşmenin temeli saymışsa, bunun iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması ve karşı tarafça da bilinebilir bulunması gerekir.
Bu şartlar birlikte gerçekleştiğinde saikte yanılma esaslı yanılma düzeyine çıkabilir.
Bu ayrım önemlidir; çünkü hukuk düzeni kişinin her iç beklentisini karşı tarafa yüklemez.
Ancak karşı tarafça bilinebilir ve dürüstlük kuralına uygun biçimde sözleşmenin temeli hâline gelmiş bir saik söz konusuysa, yanılmanın sözleşme bağlılığını etkilemesi kabul edilir.
İletmede yanılmada da benzer koruma vardır: irade haberci, çevirmen gibi bir aracı veya bir araç tarafından yanlış iletilmişse yanılma hükümleri uygulanır.
Yanılma hakkının kullanılması dürüstlük kurallarıyla sınırlıdır.
Yanılan, yanıldığını dürüstlük kurallarına aykırı biçimde ileri süremez.
Özellikle diğer taraf, sözleşmenin yanılanın kastettiği anlamda kurulmasına razı olduğunu bildirirse sözleşme bu anlamda kurulmuş sayılır.
Bu hüküm, yanılma iddiasının karşı tarafı gereksiz yere sözleşmeden mahrum bırakacak biçimde kullanılmasını engeller.
Yanılmada kusur bakımından ise yanılan kusurluysa, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
Fakat diğer taraf yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa tazminat istenemez.
Somut olayın adalet duygusu daha geniş bir giderimi gerektiriyorsa hâkim, olumlu ifa menfaatini geçmemek şartıyla daha yüksek tazminat belirleyebilir.
Böylece yanılma, bir yandan bağlayıcılığı kaldırabilirken, diğer yandan kusurlu yanılanın karşı tarafta doğurduğu güven zararını karşılaması sonucunu doğurabilir.
Aldatma, yanılmadan daha ağır bir irade bozukluğu görünümüdür.
Taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir.
Burada kanun, aldatmanın irade üzerindeki etkisini özel olarak önemser; aldatılan kişinin düştüğü yanılmanın normalde esaslı sayılıp sayılmayacağı araştırmasının ötesine geçer.
Üçüncü kişinin aldatması ise her durumda aynı sonucu doğurmaz.
Bir üçüncü kişi aldatmışsa, sözleşmeyle bağlı olmama sonucu ancak sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde kabul edilir.
Bu ayrım, sözleşmenin diğer tarafının iyiniyetini korur; aldatmaya yabancı ve bunu bilebilecek durumda olmayan tarafın sözleşme güveni, üçüncü kişinin davranışı nedeniyle doğrudan ortadan kaldırılmaz.
Korkutma, kişinin iradesinin zarar tehdidi altında oluşmasıdır.
Taraflardan biri diğerinin veya üçüncü kişinin korkutması sonucu sözleşme yapmışsa sözleşmeyle bağlı değildir.
Korkutmanın gerçekleşmiş sayılması için korkutulanın, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı olması gerekir.
Tehlikenin ağırlığı ve yakınlığı, soyut bir endişeden daha fazlasını arar; kişi durumuna göre gerçekten baskı altında kalmış olmalıdır.
Bir hakkın veya kanundan doğan yetkinin kullanılacağı söylenerek sözleşme yaptırılmışsa, bu açıklama tek başına hukuka aykırı korkutma sayılmaz.
Ancak hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayan kişi, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamışsa korkutmanın varlığı kabul edilir.
Üçüncü kişinin korkutması hâlinde karşı tarafın durumu ayrıca değerlendirilir.
Korkutan üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyor veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan hakkaniyet gerektiriyorsa diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlü olabilir.
Bu hüküm, korkutulanın irade özgürlüğünü korurken, korkutmaya katılmamış ve bunu bilebilecek durumda olmayan karşı tarafın uğrayabileceği zararı da dikkate alır.
Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada
Hata Hile İkrah anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.
Borçlar Hukuku dersindeki diğer konularBu Konunun Sınavdaki Ağırlığı
Hata Hile İkrah konusu Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Adli Yargı düzeyindeki Borçlar Hukuku dersine bağlıdır. Bu dersin müfredat ağırlığı %9. Ağırlıklar benzersor müfredat analizidir, resmî soru dağılımı değildir. Sınavda kaç soru çıkacağını göstermez.
Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.
İlgili Kavramlar
Bu anlatımda geçen ve sözlükte ayrı bir tanımı bulunan kavramlar.
Kaynaklar
Anlatımdaki bilgiler aşağıdaki resmî kurum yayınlarından doğrulanır ve kendi cümlelerimizle yeniden yazılır.
- ÖSYM (uygular) — Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü (ilan/atama)Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Sınavı sınavını düzenleyen kurumun resmî sitesi.
- ÖSYM Sınav TakvimiHâkim ve savcı yardımcılığı sınavı başvuru, sınav ve sonuç tarihleri (resmî ÖSYM takvimi).
- Adalet Bakanlığı Personel Genel MüdürlüğüHâkim ve savcı adaylığı ilanları, kontenjanlar ve başvuru şartlarına ilişkin resmî duyurular.
- ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS)e-Devlet ile başvuru, sınav yeri ve sınava giriş belgesi işlemleri.
- ÖSYM Sonuç Açıklama SistemiHâkim-savcı yardımcılığı yazılı sınavı sonuç sorgulama ve belge doğrulama.
- ÖSYM Ana Sayfa ve DuyurularÖSYM güncel duyuruları ve hâkim-savcı yardımcılığı kılavuzuna erişim.
Sık Sorulan Sorular
Borçlar Hukuku dersindeki diğer konular
Bu ders toplam 35 konu içerir.
- Sözleşmeden Doğan Borçlar
- Haksız Fiilden Doğan Borçlar
- Sebepsiz Zenginleşme
- İcap ve Kabul
- Muvazaa
- Şekil
- Temsil
- İfa
- Borçlunun Temerrüdü
- İfa İmkânsızlığı
- Alacaklının Temerrüdü
- Müteselsil Borçluluk
- Cezai Şart
- Bağlanma Parası
- Alacağın Devri
- Borcun Üstlenilmesi
- İbra
- Yenileme
- Takas
- Zamanaşımı
- Satış Sözleşmesi
- Bağışlama Sözleşmesi
- Kira Sözleşmesi
- Ödünç Sözleşmeleri
- Hizmet Sözleşmesi
- Eser Sözleşmesi
- Vekâlet Sözleşmesi
- Kefalet Sözleşmesi
- Adi Ortaklık
benzersor mobilde yayında
Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı soru çözme rehberi