Muvazaa, sözleşmenin dış görünüşü ile tarafların gerçek ve ortak iradesi arasındaki bilinçli ayrılığı ifade eder. Borçlar Kanunu, sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılacağını kabul eder. Bu yaklaşım, görünürdeki adlandırmanın veya metindeki kelimelerin tek başına belirleyici olmadığını gösterir. Taraflar satış demiş olsa bile gerçek amaç bağış olabilir; borç ilişkisi gerçek ortak iradeye göre değerlendirilir. Ancak bu ilke üçüncü kişilerin güvenini bütünüyle ortadan kaldırmaz. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacak kazanmış olan üçüncü kişiye karşı işlemin muvazaalı olduğu savunmasını ileri süremez. Böylece muvazaa, taraflar arasındaki gerçek iradeyi esas alırken, belirli durumlarda yazılı açıklamaya güvenerek hak kazanan üçüncü kişiyi de koruyan dengeli bir yorum ve güven kurumudur.
Hâkim-Savcı Borçlar Hukuku Muvazaa Konu Anlatımı
Muvazaa konusunun özeti ve anlatımı — Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Borçlar Hukuku dersi. Özet her zaman ücretsiz.
Kısaca
Bu özet her zaman ücretsizdir ve giriş yapmadan okunabilir.
Bu konuyu PDF ders notlarında da çalış
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı konu yapraklarının tamamını içeren ücretsiz ders notu PDF’ini indirip çevrim dışı tekrar edebilirsin. Bu yaprak PDF kitapçığın kapsam tablosunda yer alır; uygulamadaki soru ve sesli anlatım katmanları ayrıca sunulur.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı ders notları PDF’ini indirKonu Anlatımı
Muvazaa, sözleşmenin görünen yüzü ile tarafların gerçek ve ortak amacı arasındaki ayrılıkta ortaya çıkar.
Borçlar Kanunu sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını düzenler.
Bu cümle, sözleşme yorumunun merkezine şekli adlandırmayı değil, tarafların gerçekten neyi amaçladığını yerleştirir.
Muvazaalı işlemde taraflar dış dünyaya belirli bir hukuki görünüm sunar; fakat kendi aralarındaki gerçek irade bu görünümle aynı değildir.
Bu nedenle muvazaa, yalnızca kelime yanlışı veya teknik nitelendirme hatası değildir.
Tarafların gerçek amaçlarını gizlemek için seçtikleri görünürdeki işlem, hukuki değerlendirmenin başlangıç noktası olabilir; fakat nihai ölçüt, bu görünüşün arkasındaki ortak iradedir.
Sözleşmenin türünün belirlenmesinde kullanılan kelimeler bazen tarafların hukuk tekniğini bilmemesinden dolayı yanlış olabilir.
Taraflar bir işlem için yanlış ad kullanmış, edimi veya ilişkiyi hatalı nitelendirmiş olabilir.
Kanun bu hâlde de gerçek ve ortak iradeyi esas alır.
Çünkü sözleşmenin borç doğuran gücü, tarafların metne verdiği başlığın biçiminden değil, gerçekte üzerinde uyuştukları hukuki sonuçtan kaynaklanır.
Muvazaada ise sorun daha bilinçlidir: taraflar gerçek amaçlarını gizlemek için başka sözcükler veya başka bir işlem görünümü kullanır.
Örneğin tarafların gerçek amacı bir malı bedelsiz devretmek iken dışarıya bedelli satış görünümü vermeleri gibi durumlarda, görünen açıklama ile gerçek ortak amaç ayrışır.
Bu örnek, kanundaki düzenlemenin neden yalnızca yorum kuralı değil, aynı zamanda görünüş ile gerçeklik çatışmasını çözen bir ilke olduğunu gösterir.
Muvazaanın değerlendirilmesinde gerçek ve ortak irade ifadesi önemlidir.
Yalnızca taraflardan birinin iç dünyasındaki tek taraflı amaç belirleyici değildir.
Sözleşmenin içeriği, tarafların karşılıklı olarak paylaştığı gerçek amaç üzerinden anlaşılır.
Bir taraf görünüşe başka anlam yüklerken diğer taraf bunu paylaşmıyorsa sorun muvazaadan çok yanılma, aldatma veya yorum uyuşmazlığı alanına yaklaşabilir.
Muvazaa için görünürdeki açıklamanın arkasında tarafların birlikte benimsediği farklı bir hukuki gerçeklik bulunmalıdır.
Bu nedenle sözleşme metnindeki sözcükler, tarafların ortak iradesini saptamada delil niteliği taşıyabilir; fakat mutlak ve değiştirilemez bir sonuç doğurmaz.
Bu kurumun borçlar hukukundaki işlevi, hukuki işlemi dış görünüşe teslim etmemektir.
Eğer hukuk düzeni yalnızca kullanılan sözcüklere bağlansaydı, taraflar gerçek amaçlarını gizleyen ifadelerle borç ilişkilerinin niteliğini kolayca farklı gösterebilir, kimi zaman üçüncü kişileri veya hukuk düzeninin emredici sınırlarını yanıltabilirlerdi.
Gerçek ve ortak iradenin esas alınması, sözleşme özgürlüğünü görünüşteki kalıplardan arındırır; aynı zamanda sözleşmenin ne olduğunu belirlerken dürüst ve maddi anlamda doğru sonuca ulaşmayı sağlar.
Bir sözleşmenin satış, kira, bağış veya başka bir hukuki ilişki olarak nitelendirilmesi, tarafların seçtiği kelimeye değil, edimlerin yapısına ve ortak amacına göre değerlendirilir.
Bununla birlikte muvazaa kuralı üçüncü kişilerin güvenini sınırsız biçimde zayıflatmaz.
Kanun, borçlunun yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamayacağını belirtir.
Borç tanıması, sebebini içermese bile geçerli kabul edilen bir irade açıklamasıdır.
Bir üçüncü kişi bu yazılı borç tanımasına güvenerek alacak kazanmışsa, borçlunun daha sonra görünürdeki işlemin gerçek iradeyi yansıtmadığını ileri sürmesi o üçüncü kişiye karşı korunmaz.
Bu düzenleme, taraflar arasındaki gerçek irade ilkesinin güven ilkesiyle dengelendiği noktadır.
Taraflar kendi aralarında görünüş ile gerçeklik ayrımı yaratmış olsalar bile, bu görünüşe güvenerek hak kazanan belirli üçüncü kişilerin korunması gerekir.
Muvazaa ile sözleşmenin yorumu arasındaki bağ da bu noktada belirginleşir.
Her yorum uyuşmazlığı muvazaa değildir.
Bazen taraflar aynı sözleşme hükmüne farklı anlamlar yükler; hâkim bu durumda sözleşmenin türünü ve içeriğini gerçek ve ortak iradeye göre belirler.
Muvazaada ise görünürdeki açıklamanın gerçek amacı gizleme işlevi vardır.
Bu nedenle muvazaayı değerlendirirken sadece metindeki sözcükler değil, tarafların davranışları, edimlerin niteliği, işlemden beklenen hukuki sonuç ve görünüşün neden yaratıldığı birlikte düşünülür.
Kanunun tek cümlede kurduğu ilke, uygulamada sözleşmenin kabuğu ile özü arasındaki ayrımı çözmeye yarar.
Muvazaa ayrıca borç tanımasıyla birlikte düşünüldüğünde, belgeye dayalı güvenin taraflar arasındaki gizli anlaşmadan bağımsız bir değer taşıyabileceğini gösterir.
Borç tanımasının sebep içermese bile geçerli sayılması, borçlunun soyut bir kabul açıklamasıyla hukuki güven yaratabileceği anlamına gelir.
Bu güvene dayanarak alacak kazanan üçüncü kişinin korunması, muvazaalı savunmanın herkese karşı aynı güçte olmadığını ortaya koyar.
Taraflar kendi aralarında görünüşün gerçek olmadığını bilse bile, hukuk düzeni bu görünüşe güvenen üçüncü kişiyi belirli şartlarda daha üstün tutabilir.
Muvazaanın sonuçları bakımından en temel düşünce, görünürdeki işlemin tarafların gerçek ortak iradesini yansıtmadığı ölçüde belirleyici olmamasıdır.
Anlatımın kapanış bölümü ve sesli anlatım uygulamada
Muvazaa anlatımının bu sayfada okuduğunuz bölümü ücretsizdir; kapanış bölümü, sesli anlatımı, çevrimdışı indirmesi ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.
Borçlar Hukuku dersindeki diğer konularBu Konunun Sınavdaki Ağırlığı
Muvazaa konusu Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Adli Yargı düzeyindeki Borçlar Hukuku dersine bağlıdır. Bu dersin müfredat ağırlığı %9. Ağırlıklar benzersor müfredat analizidir, resmî soru dağılımı değildir. Sınavda kaç soru çıkacağını göstermez.
Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.
İlgili Kavramlar
Bu anlatımda geçen ve sözlükte ayrı bir tanımı bulunan kavramlar.
Kaynaklar
Anlatımdaki bilgiler aşağıdaki resmî kurum yayınlarından doğrulanır ve kendi cümlelerimizle yeniden yazılır.
- ÖSYM (uygular) — Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü (ilan/atama)Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Sınavı sınavını düzenleyen kurumun resmî sitesi.
- ÖSYM Sınav TakvimiHâkim ve savcı yardımcılığı sınavı başvuru, sınav ve sonuç tarihleri (resmî ÖSYM takvimi).
- Adalet Bakanlığı Personel Genel MüdürlüğüHâkim ve savcı adaylığı ilanları, kontenjanlar ve başvuru şartlarına ilişkin resmî duyurular.
- ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS)e-Devlet ile başvuru, sınav yeri ve sınava giriş belgesi işlemleri.
- ÖSYM Sonuç Açıklama SistemiHâkim-savcı yardımcılığı yazılı sınavı sonuç sorgulama ve belge doğrulama.
- ÖSYM Ana Sayfa ve DuyurularÖSYM güncel duyuruları ve hâkim-savcı yardımcılığı kılavuzuna erişim.
Sık Sorulan Sorular
Borçlar Hukuku dersindeki diğer konular
Bu ders toplam 35 konu içerir.
- Sözleşmeden Doğan Borçlar
- Haksız Fiilden Doğan Borçlar
- Sebepsiz Zenginleşme
- İcap ve Kabul
- Hata Hile İkrah
- Şekil
- Temsil
- İfa
- Borçlunun Temerrüdü
- İfa İmkânsızlığı
- Alacaklının Temerrüdü
- Müteselsil Borçluluk
- Cezai Şart
- Bağlanma Parası
- Alacağın Devri
- Borcun Üstlenilmesi
- İbra
- Yenileme
- Takas
- Zamanaşımı
- Satış Sözleşmesi
- Bağışlama Sözleşmesi
- Kira Sözleşmesi
- Ödünç Sözleşmeleri
- Hizmet Sözleşmesi
- Eser Sözleşmesi
- Vekâlet Sözleşmesi
- Kefalet Sözleşmesi
- Adi Ortaklık
benzersor mobilde yayında
Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı soru çözme rehberi