KPSS Lisans Genel Yetenek düzeyinde Türkçe dersi 192 konu başlığından oluşur. Aşağıdaki tablo bu başlıkların tamamını müfredat sırasına göre verir: bir dersin kapsamını görmek, çalışma planını kurmak ve hangi başlıkları bilip hangilerini hiç görmediğinizi işaretlemek için doğrudan kullanabileceğiniz liste budur.

Anlatımı yayımlanmış konuların ücretsiz özetleri de aynı sayfada, kendi başlıklarının altında yer alır; böylece dersin tamamını tek sayfada gözden geçirip yalnızca ihtiyaç duyduğunuz konunun detaylı anlatımına geçebilirsiniz.

Bu sayfadaki konu özetleri ve konu sayfalarındaki anlatımlar ücretsizdir, giriş yapmadan okunur. Sesli anlatım, çevrimdışı indirme ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder.

Bu Derste Hangi Konular Var?

192 konunun tamamının anlatımı yayında.

KPSS Lisans Türkçe konu listesi
NoKonuAnlatım
1.1Sözcükte AnlamHazırlanıyor
1.1.1Sözcüğün Anlam ÖzellikleriSözcükte AnlamYayında
1.1.2Gerçek AnlamSözcükte AnlamYayında
1.1.3Mecaz AnlamSözcükte AnlamYayında
1.1.4Terimsel AnlamSözcükte AnlamYayında
1.1.5Sözcükte Anlam OlaylarıSözcükte AnlamYayında
1.1.6Benzetme (Teşbih)Sözcükte AnlamYayında
1.1.7Eğretileme (İstiare)Sözcükte AnlamYayında
1.1.8Kişileştirme (Teşhis)Sözcükte AnlamYayında
1.1.9Kinaye (Değinmece)Sözcükte AnlamYayında
1.1.10Mecazımürsel (Ad Aktarması)Sözcükte AnlamYayında
1.1.11Dokundurma (Tariz)Sözcükte AnlamYayında
1.1.12Mübalağa (Abartma)Sözcükte AnlamYayında
1.1.13DolaylamaSözcükte AnlamYayında
1.1.14Güzel AdlandırmaSözcükte AnlamYayında
1.1.15Sözcükler Arası Anlam İlişkileriSözcükte AnlamYayında
1.1.16Eş - Yakın Anlamlı SözcüklerSözcükte AnlamYayında
1.1.17Karşıt (Zıt) Anlamlı SözcüklerSözcükte AnlamYayında
1.1.18Eş Sesli (Sesteş) SözcüklerSözcükte AnlamYayında
1.1.19Somut - Soyut Anlamlı SözcüklerSözcükte AnlamYayında
1.1.20Nitel-Nicel Anlamlı SözcüklerSözcükte AnlamYayında
1.1.21Genel-Özel Anlamlı SözcüklerSözcükte AnlamYayında
1.1.22Yansıma SözcüklerSözcükte AnlamYayında
1.1.23Kalıplaşmış Söz ÖbekleriSözcükte AnlamYayında
1.1.24İkilemelerSözcükte AnlamYayında
1.1.25PekiştirmelerSözcükte AnlamYayında
1.1.26DeyimlerSözcükte AnlamYayında
1.1.27AtasözleriSözcükte AnlamYayında
1.1.28Kalıplaşmamış Söz ÖbekleriSözcükte AnlamYayında
1.2Cümlede AnlamHazırlanıyor
1.2.1Cümlenin YorumuCümlede AnlamYayında
1.2.2Cümlenin İletisiCümlede AnlamYayında
1.2.3Cümleden Çıkarılacak Kesin YargıCümlede AnlamYayında
1.2.4Cümlede VurguCümlede AnlamYayında
1.2.5Eş - Yakın Anlamlı CümlelerCümlede AnlamYayında
1.2.6Anlamca Çelişen CümlelerCümlede AnlamYayında
1.2.7Anlamlarına Göre CümlelerCümlede AnlamYayında
1.2.8Olumlu CümlelerCümlede AnlamYayında
1.2.9Olumsuz CümlelerCümlede AnlamYayında
1.2.10Soru CümleleriCümlede AnlamYayında
1.2.11Ünlem CümleleriCümlede AnlamYayında
1.2.12Emir CümleleriCümlede AnlamYayında
1.2.13İçerdiği Duygu, Düşünce ve Duruma Göre CümlelerCümlede AnlamYayında
1.2.14ÇıkarımCümlede AnlamYayında
1.2.15KanıksamaCümlede AnlamYayında
1.2.16SaptamaCümlede AnlamYayında
1.2.17DeğerlendirmeCümlede AnlamYayında
1.2.18Yakınma - SitemCümlede AnlamYayında
1.2.19PişmanlıkCümlede AnlamYayında
1.2.20Ön YargıCümlede AnlamYayında
1.2.21OlasılıkCümlede AnlamYayında
1.2.22VarsayımCümlede AnlamYayında
1.2.23TahminCümlede AnlamYayında
1.2.24ŞaşırmaCümlede AnlamYayında
1.2.25KuşkuCümlede AnlamYayında
1.2.26UyarıCümlede AnlamYayında
1.2.27ÖneriCümlede AnlamYayında
1.2.28Anlam İlişkilerine Göre CümlelerCümlede AnlamYayında
1.2.29Neden - Sonuç (Gerekçe) İlişkisiCümlede AnlamYayında
1.2.30Amaç - Sonuç İlişkisiCümlede AnlamYayında
1.2.31Koşul (Şart) CümleleriCümlede AnlamYayında
1.2.32Anlatım Özelliklerine Göre CümlelerCümlede AnlamYayında
1.2.33Öznel ve Nesnel AnlatımCümlede AnlamYayında
1.2.34Tanım CümleleriCümlede AnlamYayında
1.2.35Karşılaştırma CümleleriCümlede AnlamYayında
1.2.36İçerik ve Üslup (Biçem) Bildiren CümlelerCümlede AnlamYayında
1.2.37Doğrudan Anlatım (Aktarma) CümleleriCümlede AnlamYayında
1.2.38Dolaylı Anlatım (Aktarma) CümleleriCümlede AnlamYayında
1.2.39Cümle Analizi (Cümle Değerlendirme)Cümlede AnlamYayında
1.2.40Cümlenin YapısıCümlede AnlamYayında
1.2.41Cümle TamamlamaCümlede AnlamYayında
1.2.42Cümle OluşturmaCümlede AnlamYayında
1.3Paragrafta AnlamHazırlanıyor
1.3.1Paragrafın YapısıParagrafta AnlamYayında
1.3.2Paragrafın Bölümleri ve Boşluk TamamlamaParagrafta AnlamYayında
1.3.3Düşüncenin Akışını Bozan CümlelerParagrafta AnlamYayında
1.3.4Paragrafı İkiye BölmeParagrafta AnlamYayında
1.3.5Paragraf OluşturmaParagrafta AnlamYayında
1.3.6Paragrafta Yer DeğiştirmeParagrafta AnlamYayında
1.3.7Paragrafın İçeriğiParagrafta AnlamYayında
1.3.8Ana DüşünceParagrafta AnlamYayında
1.3.9Yardımcı DüşüncelerParagrafta AnlamYayında
1.3.10Paragrafta Anlatım BiçimleriParagrafta AnlamYayında
1.3.11Açıklayıcı AnlatımParagrafta AnlamYayında
1.3.12Tartışmacı AnlatımParagrafta AnlamYayında
1.3.13Öyküleyici AnlatımParagrafta AnlamYayında
1.3.14Betimleyici AnlatımParagrafta AnlamYayında
1.3.15Düşünceyi Geliştirme YollarıParagrafta AnlamYayında
1.3.16TanımlamaParagrafta AnlamYayında
1.3.17KarşılaştırmaParagrafta AnlamYayında
1.3.18ÖrneklemeParagrafta AnlamYayında
1.4Ses BilgisiHazırlanıyor
1.4.1SeslerSes BilgisiYayında
1.4.2Ünlü Sesler ve Ünlü UyumlarıSes BilgisiYayında
1.4.3Ünsüz SeslerSes BilgisiYayında
1.4.4Ses OlaylarıSes BilgisiYayında
1.4.5Ünsüz Değişimi - YumuşamaSes BilgisiYayında
1.4.6Ünsüz Benzeşmesi (Sertleşme)Ses BilgisiYayında
1.4.7Ses DüşmesiSes BilgisiYayında
1.4.8Ses TüremesiSes BilgisiYayında
1.4.9UlamaSes BilgisiYayında
1.4.10Dudak Ünsüzlerinin BenzeşmesiSes BilgisiYayında
1.4.11Ünlü DaralmasıSes BilgisiYayında
1.4.12Kökte Ünlü DeğişimiSes BilgisiYayında
1.4.13Yardımcı SeslerSes BilgisiYayında
1.5Yapı BilgisiHazırlanıyor
1.5.1Kök ve GövdeYapı BilgisiYayında
1.5.2EklerYapı BilgisiYayında
1.5.3Yapım EkleriYapı BilgisiYayında
1.5.4Çekim EkleriYapı BilgisiYayında
1.5.5Yapılarına Göre SözcüklerYapı BilgisiYayında
1.6Sözcük TürleriHazırlanıyor
1.6.1İsim (Ad)Sözcük TürleriYayında
1.6.2Varlıkların Türüne Göre İsimlerSözcük TürleriYayında
1.6.3Varlıkların Sayılarına Göre İsimlerSözcük TürleriYayında
1.6.4İsmin HâlleriSözcük TürleriYayında
1.6.5İsim TamlamalarıSözcük TürleriYayında
1.6.6Zamir (Adıl)Sözcük TürleriYayında
1.6.7Kişi ZamirleriSözcük TürleriYayında
1.6.8İşaret ZamirleriSözcük TürleriYayında
1.6.9Belgisiz ZamirlerSözcük TürleriYayında
1.6.10Soru ZamirleriSözcük TürleriYayında
1.6.11İlgi Zamiri (Aitlik Eki)Sözcük TürleriYayında
1.6.12Sıfat (Ön Ad)Sözcük TürleriYayında
1.6.13Niteleme SıfatlarıSözcük TürleriYayında
1.6.14Belirtme SıfatlarıSözcük TürleriYayında
1.6.15Adlaşmış SıfatlarSözcük TürleriYayında
1.6.16Zarf (Belirteç)Sözcük TürleriYayında
1.6.17Durum ZarflarıSözcük TürleriYayında
1.6.18Yer-Yön ZarflarıSözcük TürleriYayında
1.6.19Zaman ZarflarıSözcük TürleriYayında
1.6.20Ölçü-Miktar ZarflarıSözcük TürleriYayında
1.6.21Soru ZarflarıSözcük TürleriYayında
1.6.22Edat (İlgeç)Sözcük TürleriYayında
1.6.23BağlaçSözcük TürleriYayında
1.6.24ÜnlemSözcük TürleriYayında
1.6.25Fiil (Eylem)Sözcük TürleriYayında
1.6.26İş (Kılış) FiilleriSözcük TürleriYayında
1.6.27Oluş FiileriSözcük TürleriYayında
1.6.28Durum FiileriSözcük TürleriYayında
1.6.29Fiillerde KipSözcük TürleriYayında
1.6.30Fiillerde KişiSözcük TürleriYayında
1.6.31Fiillerde OlumsuzlukSözcük TürleriYayında
1.6.32Fiillerde Anlam (Zaman) KaymasıSözcük TürleriYayında
1.6.33Fiillerde ÇatıSözcük TürleriYayında
1.6.34FiilimsilerSözcük TürleriYayında
1.6.35Fiilimsi GruplarıSözcük TürleriYayında
1.6.36Yardımcı FiillerSözcük TürleriYayında
1.6.37Ek Fiil (Ek-Eylem)Sözcük TürleriYayında
1.7Cümle BilgisiHazırlanıyor
1.7.1Cümle TürleriCümle BilgisiYayında
1.7.2Yüklemlerine Göre CümlelerCümle BilgisiYayında
1.7.3Öge Dizilişine Göre CümlelerCümle BilgisiYayında
1.7.4Yapılarına Göre CümlelerCümle BilgisiYayında
1.7.5Cümlenin ÖgeleriCümle BilgisiYayında
1.7.6YüklemCümle BilgisiYayında
1.7.7ÖzneCümle BilgisiYayında
1.7.8NesneCümle BilgisiYayında
1.7.9Dolaylı TümleçCümle BilgisiYayında
1.7.10Zarf TümleciCümle BilgisiYayında
1.7.11Edat TümleciCümle BilgisiYayında
1.8Yazım KurallarıHazırlanıyor
1.8.1Büyük Harflerin Kullanıldığı YerlerYazım KurallarıYayında
1.8.2Kısaltmaların YazımıYazım KurallarıYayında
1.8.3Sayıların YazımıYazım KurallarıYayında
1.8.4Deyimlerin ve İkilemelerin YazımıYazım KurallarıYayında
1.8.5Birleşik Kelimelerin YazımıYazım KurallarıYayında
1.8.6Bitişik Yazılan Birleşik KelimelerYazım KurallarıYayında
1.8.7Ayrı Yazılan Birleşik KelimelerYazım KurallarıYayında
1.8.8Yabancı Özel Adların YazımıYazım KurallarıYayında
1.8.9Ses Olaylarıyla İlgili Yazım KurallarıYazım KurallarıYayında
1.9Noktalama İşaretleriHazırlanıyor
1.9.1Nokta ( . )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.2Virgül ( , )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.3Noktalı Virgül ( ; )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.4İki Nokta ( : )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.5Üç Nokta ( ... )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.6Soru İşareti ( ? )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.7Ünlem İşareti ( ! )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.8Kısa Çizgi ( - )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.9Uzun Çizgi (-)Noktalama İşaretleriYayında
1.9.10Tırnak İşareti ( " " )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.11Parantez ( )Noktalama İşaretleriYayında
1.9.12Kesme İşareti ( ' )Noktalama İşaretleriYayında
1.10Anlatım BozukluklarıHazırlanıyor
1.10.1Anlama Dayalı Anlatım BozukluklarıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.2Gereksiz Ek ve Sözcük KullanımıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.3Çelişen Sözcüklerin Bir Arada KullanımıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.4Yanlış Ek ve Sözcük KullanımıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.5Sözcüğün Yanlış Yerde KullanımıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.6Deyim-Atasözü YanlışlarıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.7Anlam BelirsizliğiAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.8Mantık HatalarıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.9Dil Bilgisine Dayalı Anlatım BozukluklarıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.10Fiil ve Yüklem YanlışlarıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.11Özne - Yüklem UyuşmazlığıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.12Özne EksikliğiAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.13Nesne EksikliğiAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.14Dolaylı Tümleç EksikliğiAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.15Zarf ve Edat Tümleci EksikliğiAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.16Tamlama YanlışlarıAnlatım BozukluklarıYayında
1.10.17Çatı UyuşmazlığıAnlatım BozukluklarıYayında

Türkçe dersinin müfredat ağırlığı

Veri yok

Bu ders için doğrulanmış bir ağırlık verisi bulunmuyor; doğrulanmamış bir oran yayımlamıyoruz.

Kaynak: benzersor müfredat analizi. Bu yüzdeler benzersor’un kendi müfredat analizinden gelir: her dersin müfredatta kapsadığı konu ve alt konu sayısı ile kapsam genişliği ölçülür, ders bazında yüzdeye çevrilir ve sınav düzeyi içinde %100’e tamamlanır. Resmî bir soru dağılımı değildir; sınavda kaç soru çıkacağını göstermez ve sınav kurumunun yayımladığı bir veri değildir.

Türkçe konu özetleri

Her konunun özeti ücretsizdir. Özeti okuyup dersin haritasını çıkarın, sonra istediğiniz konunun detaylı anlatımına geçin.

Sözcükte Anlam

Sözcüğün Anlam Özellikleri

Sözcüğün Anlam Özellikleri: Bağlam, Gerçeklik ve Kullanım Değeri

Sözcüğün anlam özellikleri, bir kelimenin tek başına taşıdığı sözlük değerinden cümle içinde kazandığı kullanıma kadar uzanan temel bir anlam bilgisidir. KPSS’de bu konu, genellikle kelimenin gerçek, yan, mecaz veya terim anlamda kullanılıp kullanılmadığını ayırt ettirir. Gerçek anlam, kelimenin temel anlamını ve bu temele bağlı somut genişlemeleri kapsar. Yan anlam, temel anlama benzerlik ya da işlev ilişkisiyle bağlıdır ve yine gerçek anlam içinde değerlendirilir. Mecaz anlamda kelime, gerçek anlam alanından uzaklaşarak yeni ve çoğu zaman soyut bir değer kazanır. Terim anlam ise kelimenin bilim, sanat, spor, meslek veya özel alan içinde kavram adı olarak kullanılmasına dayanır. Bu nedenle doğru çözüm, kelimeyi ezberlemekten çok cümlenin bağlamını, alanını ve kullanım amacını okumaktır. Dikkatli bağlam okuması belirleyicidir.

Sözcüğün Anlam Özellikleri — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Gerçek Anlam

Gerçek Anlam: Temel Kullanım ve Anlam Genişlemesi

Gerçek anlam, bir sözcüğün temel anlamını ve temel anlama bağlı olarak gelişen yan anlamlarını kapsar. Temel anlam, sözcük tek başına söylendiğinde zihinde ilk beliren, sözlükte çoğu zaman ilk sırada verilen anlamdır. Yan anlam ise temel anlamla bağını koparmadan benzerlik, işlev veya yakın ilişki yoluyla oluşan yeni kullanımdır. Bu nedenle yan anlam da gerçek anlam dairesindedir; mecaz anlamdan farkı, temel anlamla bağını sürdürmesidir. Bir sözcük cümlede asıl nesneyi, varlığı veya işlevi karşılıyorsa temel anlamda olabilir; aynı sözcük temel anlamından uzaklaşmadan başka bir somut alana genişliyorsa yan anlam kazanabilir. En önemli tuzak, gerçek anlamı yalnızca temel anlam sanmaktır. Oysa gerçek anlam, temel ve yan anlamı birlikte kapsayan daha geniş bir üst başlıktır. Bu yüzden gerçek anlam sorularında önce temel bağ, sonra yan anlam ihtimali birlikte değerlendirilmelidir.

Gerçek Anlam — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Mecaz Anlam

Mecaz Anlamda Gerçek Anlamdan Bağlama Geçiş

Mecaz anlam, bir sözcüğün temel ve yan anlam çevresinden uzaklaşıp cümle içinde yeni, çoğu zaman soyut bir değer kazanmasıdır. Kaynak notlar gerçek anlamı temel ve yan anlamları kapsayan alan olarak verir; mecaz ise bu alandan ayrılmadır. Bir kelime gerçek dünyadaki nesneyi, hareketi veya somut durumu göstermeyi bırakıp duygu, etki, tarz, sebep olma ya da insan topluluğu gibi başka bir anlamı karşılayabilir. Deyim ve atasözlerinde de mecazlaşma sık görülür. Mecazı yan anlamdan ayırırken önemli ölçüt, temel anlamla bağın korunup korunmadığı ve yeni anlamın somut mu soyut mu olduğudur. Sorularda altı çizili sözcük tek başına değil, cümlenin kurduğu anlam ilişkisi içinde değerlendirilmelidir. Özellikle yan anlam ile mecaz arasındaki çizgi, sözcüğün temel anlamla bağını ne kadar koruduğuna bakılarak çizilir; bağlam soyut bir duygu, etki veya değerlendirme kuruyorsa mecaz yorumu güçlenir.

Mecaz Anlam — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Terimsel Anlam

Terimsel Anlam: Alan Dilinin Özel Kavramları

Terimsel anlam, bir sözcüğün günlük dildeki geniş çağrışımından ayrılıp belirli bir bilim, sanat, meslek, spor, askerlik ya da ders alanında özel bir kavramı karşılamasıdır. Bu konuda belirleyici olan kelimenin tek başına tanıdık görünmesi değil, cümlede hangi alanın diliyle kullanıldığıdır. Terim, alanla ilişkili kavram adı olduğunda geçerlidir; aynı sözcük alan dışına çıktığında terim sayılmaz. Bu yüzden KPSS sorusunda önce cümlenin bağlamı okunmalı, sonra sözcüğün teknik bir adlandırma yapıp yapmadığı denetlenmelidir. Kök, perde, ısı, destan, seçim gibi sözcükler uygun alanda terimleşebilir; gündelik anlatımda ise sıradan veya mecazlı anlam taşıyabilir. Sınav tuzağı, kelimeyi ezber listesinden tanıyıp bağlamı atlamaktır. Özellikle terim sorularında alan adı, kavram görevi, bağlam dışı kullanım ve mecaz ayrımı birlikte düşünülür; doğru cevap bu ölçütlerin birlikte okunmasına bağlıdır.

Terimsel Anlam — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Sözcükte Anlam Olayları

Sözcükte Anlam Olayları: Aktarım, Yumuşatma ve Yoğunlaştırma

Sözcükte anlam olayları, bir kelimenin cümlede gerçek anlamın dışına çıkması, başka bir kavramla ilişki kurması veya anlatımı güçlendiren özel bir görev üstlenmesiyle oluşur. Bu başlıkta ad aktarması, anlam ya da deyim aktarması, dolaylama, güzel adlandırma, dokundurma, kinaye ve mübalağa gibi kullanımlar birlikte düşünülür. Aday için temel ölçüt, sözcüğün hangi ilişkiyle yeni anlama geçtiğini bulmaktır. Yakınlık ilişkisi ad aktarmasına, benzerlik anlam aktarmasına, tek kavramın uzun ve etkili biçimde söylenmesi dolaylamaya, rahatsız edici bir sözün yumuşatılması güzel adlandırmaya götürür. Kinayede gerçek anlam tamamen dışlanmaz; asıl etki mecaz anlamdadır. Mübalağada ise nitelik olağandan büyük veya küçük gösterilir. KPSS’de doğru çözüm, genel olarak “mecaz var” demekle değil, bu mekanizmayı ayırt etmekle gelir. Böylece seçeneklerde birbirine benzeyen terimler ölçütlerine göre ayrılır.

Sözcükte Anlam Olayları — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Benzetme (Teşbih)

Benzetme: İki Unsur ve Ortak Yön

Benzetme, KPSS Türkçe’de sözcükte anlam olayları içinde özellikle paragrafın anlatımıyla ilgili seçeneklerde dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bir parçada “benzetmelere yer verilmiştir” ya da “kişileştirmeye başvurulmuştur” gibi yargılar sorulabilir. Benzetmede temel mantık, iki unsur arasında belirli bir benzerlik ilişkisi kurmaktır. Bu iki unsurdan biri anlatılmak istenen varlık, kavram veya durumdur; öteki ise o özelliği daha güçlü taşıdığı için kendisine yaklaştırılan unsurdur. Ortak özellik benzetme yönüdür. Kömür göz, inci diş, sözün halıya, düşüncenin kapalı bohçaya benzetilmesi gibi örneklerde karar verirken “ne, neye, hangi yönden benzetilmiş” soruları izlenmelidir. Kişileştirmede insan dışı varlığa insan özelliği verilir; benzetmede asıl olan iki unsur ve ortak yöndür. Bu ayrım seçenek okurken hızlı ama sağlam karar vermeyi sağlar.

Benzetme (Teşbih) — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Eğretileme (İstiare)

Eğretileme: Benzetmenin Yoğunlaşmış Hâli

Eğretileme ya da istiare, benzetme ilişkisine dayanır; ancak benzetmenin bütün öğelerini açıkça vermek yerine bu ilişkinin bir öğesini öne çıkararak anlamı yoğunlaştırır. Kaynak not istiareyi sözcükte anlam olayları içinde, benzetme ve kişileştirmeyle aynı bölümde ele alır. Bu yerleşim önemlidir, çünkü istiareyi anlamanın yolu önce benzetmenin mantığını kavramaktır. İki unsur arasında bir ortak özellik bulunur, fakat cümlede bu unsurlardan biri doğrudan söylenmeyebilir. Okur, söylenen öğeden hareketle söylenmeyeni tamamlar. Bu yüzden istiare, açık karşılaştırmadan daha kapalı ve etkili bir aktarımdır. KPSS Türkçe sorularında istiareyi ayırt etmek için görünmeyen benzetme bağını fark etmek gerekir.

Eğretileme (İstiare) — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Kişileştirme (Teşhis)

Kişileştirme: İnsan Dışı Kavrama İnsani Özellik Verme

Kişileştirme, insan dışındaki bir kavrama, varlığa ya da duruma insana ait niteliklerin verilmesidir. Teşhis adıyla da bilinen bu söz sanatında kişi olmayan şey kişiymiş gibi düşünülür; insana ait eylem, duygu ya da davranış insan dışı alana aktarılır. Ders anlatımında kişileştirme, benzetmeyle birlikte ÖSYM ve KPSS paragraf sorularında özellikle dikkat edilmesi gereken anlam olaylarından biri olarak ele alınır. Bu yüzden öğrenci, cümlede süslü bir söyleyiş gördüğünde önce insan dışı unsurun bulunup bulunmadığını, sonra da ona insani bir özellik kazandırılıp kazandırılmadığını anlamalıdır. Benzetmede iki malzeme arasında güçlü bir ortaklık kurulur; kişileştirmede ise insan dışı kavram insan gibi davranır. Örnekte yağmurun yağışı, göklerin ağlaması şeklinde anlatılır; karar, göklere ağlama niteliği verilmesinden doğru çıkar.

Kişileştirme (Teşhis) — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Kinaye (Değinmece)

Kinaye: Gerçek Anlamı Mümkün, Mecaz Anlamı Asıl Olan Söyleyiş

Kinaye ya da değinmece, bir sözün gerçek anlamı da mümkün olacak biçimde kullanılması, fakat asıl anlatılmak istenenin mecaz anlamda bulunmasıdır. Kaynak not kinayeyi sözcükte anlam olayları içinde verir; bu yerleşim, konunun sözcüğün iki anlam katmanı arasında kurulduğunu gösterir. Kinayede söz tamamen gerçek dışı değildir. Cümle gerçek anlamıyla da düşünülebilir, ancak bağlam okuru daha derin ve çoğu zaman dolaylı olan mecaz anlama yöneltir. Bu yüzden kinaye, yalnızca “üstü kapalı söyleme” değildir; gerçek anlam ile mecaz anlamın aynı anda kapıda durduğu bir anlatımdır. KPSS Türkçe okumasında kinayeyi ayırt etmek için önce sözün gerçek anlamının mümkün olup olmadığı, sonra asıl hedefin mecazda bulunup bulunmadığı denetlenir.

Kinaye (Değinmece) — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Mecazımürsel (Ad Aktarması)

Mecazımürsel: Sözcükte Anlam Olayları İçindeki Yeri

Mecazımürsel, bu Türkçe kaynağında “Sözcükte Anlam Olayları” bölümünün içinde “Ad Aktarması (Mecazımürsel)” adıyla yer alan bir alt başlıktır. Elde bulunan metin, bu başlığın ayrıntılı tanımını veya örnek türlerini vermez; bu yüzden güvenli öğrenme, kavramı kaynaktaki konumuyla ve komşu başlıklarla karıştırmamaya dayanır. Ad Aktarması, sözcükte anlam olayları altında; Anlam Aktarması (Deyim Aktarması), Dolaylama, Güzel Adlandırma, Dokundurma (Tariz), Kinaye ve Mübalağa ile aynı konu kümesinde görünür. Öncesinde sözcükte anlam ilişkileri; eş, yakın, karşıt, sesteş, kökteş, somut-soyut, nicel-nitel, özel-genel ve yansıma sözcükler sıralanır. Bu nedenle sınav çalışmasında Mecazımürsel, anlam ilişkisi listesiyle değil, sözcükte anlam olayları bölümüyle eşleştirilmelidir. Ayrıntılı örnek ezberi için bu metnin dışına çıkılmamalı, konu haritası güvenli sınır olarak tekrar boyunca kullanılmalıdır.

Mecazımürsel (Ad Aktarması) — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Dokundurma (Tariz)

Dokundurma ile övgü görünümlü eleştiriyi ayırt etme

Dokundurma, yani tariz, eleştiriyi açık suçlama biçiminde söylemek yerine olumlu ya da sakin görünen bir sözün altında sezdirme yoludur. Bu başlıkta belirleyici nokta görünürdeki anlam ile amaçlanan yergi arasında terslik bulunmasıdır. Olumlu kelimeler bulunması tarizi engellemez; çoğu örnekte eleştiri bu olumlu görünümün arkasından gelir. Bu nedenle yalnız sözcüklerin sözlük anlamına bakmak yeterli olmaz; cümledeki görev, bağlam ve anlatıcının amacı birlikte değerlendirilir. Kinayede gerçek ve mecaz anlam birlikteliği, tarizde ise dolaylı yerme ve hiciv öne çıkar. Öğrenme sürecinde en sık görülen tuzak, samimi övgü ile övgü görüntüsündeki eleştiriyi ayırmadan karar vermektir. Sağlam çözüm, cümlenin gerçekten övüp övmediğini bağlama göre sınamaktır. Böylece öğrenci, ezber örneğe bağlı kalmadan yeni cümledeki anlam işlevini tanır ve seçenekler arasında gerekçeli karar verir. Konu, sözcükte anlam sorularında hem terim bilgisini hem de bağlam okuma becerisini ölçer. Benzer seçenekler arasında karar verirken terimin koşulu ile cümledeki kanıt mutlaka örtüşmelidir.

Dokundurma (Tariz) — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Mübalağa (Abartma)

Mübalağa ile anlamı bilinçli olarak büyütme

Mübalağa, yani abartma, bir durumun gerçek ölçüsünü büyüterek ya da küçülterek etkiyi artıran anlatım biçimidir. Bu başlıkta belirleyici nokta anlatılan derecenin olağan sınırı bilinçli biçimde aşmasıdır. Gerçek bir olayın bulunması abartmayı ortadan kaldırmaz; önemli olan olayın değerinin ölçüsüz aktarılmasıdır. Bu nedenle yalnız sözcüklerin sözlük anlamına bakmak yeterli olmaz; cümledeki görev, bağlam ve anlatıcının amacı birlikte değerlendirilir. Benzetme iki varlık arasında ilgi kurar, mecaz anlam kayması yaratır, mübalağa ise dereceyi büyütür veya küçültür. Öğrenme sürecinde en sık görülen tuzak, her güçlü sözü veya her çokluk bildiren kelimeyi abartma saymaktır. Sağlam çözüm, önce normal ölçüyü düşünmek ve sonra cümlenin bu ölçüyü ne kadar aştığını görmektir. Böylece öğrenci, ezber örneğe bağlı kalmadan yeni cümledeki anlam işlevini tanır ve seçenekler arasında gerekçeli karar verir. Konu, sözcükte anlam sorularında hem terim bilgisini hem de bağlam okuma becerisini ölçer. Benzer seçenekler arasında karar verirken terimin koşulu ile cümledeki kanıt mutlaka örtüşmelidir.

Mübalağa (Abartma) — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Dolaylama

Dolaylama ile tek kavramı söz öbeğiyle karşılama

Dolaylama, tek sözcükle karşılanabilecek bir kavramın birden çok sözcükten oluşan etkili bir adlandırmayla verilmesidir. Bu başlıkta belirleyici nokta söz öbeğinin belirli bir kavramın yerine geçmesi ve okuru aynı kavrama götürmesidir. Dolaylama kavramı gizlemez; onu daha güçlü, saygılı veya çağrışımlı bir biçimde adlandırır. Bu nedenle yalnız sözcüklerin sözlük anlamına bakmak yeterli olmaz; cümledeki görev, bağlam ve anlatıcının amacı birlikte değerlendirilir. Benzetmede karşılaştırma, güzel adlandırmada yumuşatma, dolaylamada ise adın yerini tutma işlevi öne çıkar. Öğrenme sürecinde en sık görülen tuzak, içinde birden çok sözcük bulunan her ifadeyi dolaylama kabul etmektir. Sağlam çözüm, söz öbeğini çıkarıp yerine hangi tek kavramın konabileceğini sormaktır. Böylece öğrenci, ezber örneğe bağlı kalmadan yeni cümledeki anlam işlevini tanır ve seçenekler arasında gerekçeli karar verir. Konu, sözcükte anlam sorularında hem terim bilgisini hem de bağlam okuma becerisini ölçer. Benzer seçenekler arasında karar verirken terimin koşulu ile cümledeki kanıt mutlaka örtüşmelidir.

Dolaylama — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Güzel Adlandırma

Güzel adlandırma ile olumsuz çağrışımı yumuşatma

Güzel adlandırma, doğrudan söylendiğinde rahatsızlık verebilecek kavramların daha ılımlı ve kabul edilebilir sözlerle anlatılmasıdır. Bu başlıkta belirleyici nokta doğrudan adın olumsuz çağrışımı bulunması ve yeni ifadenin bu etkiyi hafifletmesidir. Gerçek değişmez; değişen şey gerçeğin daha nazik, daha az sarsıcı veya daha az kırıcı biçimde söylenmesidir. Bu nedenle yalnız sözcüklerin sözlük anlamına bakmak yeterli olmaz; cümledeki görev, bağlam ve anlatıcının amacı birlikte değerlendirilir. Dolaylamada etkili adlandırma yeterli olabilir, güzel adlandırmada ise özellikle olumsuz çağrışımı yumuşatma amacı aranır. Öğrenme sürecinde en sık görülen tuzak, her kibar ifadeyi veya her dolaylı söyleyişi güzel adlandırma olarak değerlendirmektir. Sağlam çözüm, önce doğrudan söylenmeyen kavramı bulmak ve sonra bu kavramın neden yumuşatıldığını açıklamaktır. Böylece öğrenci, ezber örneğe bağlı kalmadan yeni cümledeki anlam işlevini tanır ve seçenekler arasında gerekçeli karar verir. Konu, sözcükte anlam sorularında hem terim bilgisini hem de bağlam okuma becerisini ölçer. Benzer seçenekler arasında karar verirken terimin koşulu ile cümledeki kanıt mutlaka örtüşmelidir.

Güzel Adlandırma — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Sözcükler Arası Anlam İlişkileri

Sözcükler arasındaki anlam bağını okuma

Sözcükler arası anlam ilişkileri, bir sözcüğün başka sözcüklerle eşlik, yakınlık, karşıtlık veya yalnız ses benzerliği üzerinden kurduğu bağların incelenmesidir. Bu başlıkta belirleyici nokta ilişki türünün kelimenin cümledeki anlamına göre belirlenmesidir. Kelimeler ezber çiftleri olarak değil, bağlamda üstlendikleri görevle değerlendirilmelidir. Bu nedenle yalnız sözcüklerin sözlük anlamına bakmak yeterli olmaz; cümledeki görev, bağlam ve anlatıcının amacı birlikte değerlendirilir. Eş anlam doğrudan yer değiştirmeye, yakın anlam kısmi örtüşmeye, karşıt anlam iki uca, sesteşlik ise anlamdan bağımsız ses ortaklığına dayanır. Öğrenme sürecinde en sık görülen tuzak, karşıt anlamı olumsuzluk ekiyle veya ses benzerliğini anlam yakınlığıyla karıştırmaktır. Sağlam çözüm için önce altı çizili kelimenin cümledeki anlamını bulmak, sonra seçeneklerdeki ilişki türünü sınamak gerekir. Böylece öğrenci, ezber örneğe bağlı kalmadan yeni cümledeki anlam işlevini tanır ve seçenekler arasında gerekçeli karar verir. Konu, sözcükte anlam sorularında hem terim bilgisini hem de bağlam okuma becerisini ölçer. Benzer seçenekler arasında karar verirken terimin koşulu ile cümledeki kanıt mutlaka örtüşmelidir.

Sözcükler Arası Anlam İlişkileri — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Eş - Yakın Anlamlı Sözcükler

Eş ve yakın anlamlı sözcükleri bağlamda ayırma

Eş anlamlı sözcükler, aynı kavramı karşılayan ve uygun cümlede birbirinin yerine getirildiğinde anlamı bozmayan sözcüklerdir. Bu ilişki çoğu zaman dilimize farklı yollardan yerleşmiş kelimeler arasında görülür; biri yerli, biri alıntı olabilir, fakat sınavda asıl ölçüt köken bilgisi değil cümledeki değiştirme denemesidir. Yakın anlamlı sözcüklerde ise anlam alanları tamamen çakışmaz; sözcükler aynı duyguya, duruma ya da eyleme yaklaşır ama birebir özdeş değildir. Bu nedenle eş anlamda daha güçlü bir anlam örtüşmesi, yakın anlamda daha gevşek bir çağrışım ortaklığı aranır. En yaygın tuzak, tek başına benzer görünen iki kelimeyi her bağlamda eş saymaktır. Doğru çözüm, verilen cümlede sözcüğün görevini, tonunu ve hangi anlam sınırı içinde kullanıldığını kontrol etmektir. Bu denetim, özellikle çok anlamlı kelimelerde ve kalıplaşmış kullanımlarda kararın sağlamlaşmasını sağlar.

Eş - Yakın Anlamlı Sözcükler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler

Karşıt anlamı bağlama göre belirleme

Karşıt ya da zıt anlamlı sözcükler, anlam bakımından birbirinin karşı ucunda duran kelimelerdir. Bu ilişki yazılış veya ses benzerliğine dayanmaz; sözcüklerin karşıladığı kavramların anlamca ters yönlerde bulunmasına dayanır. Ancak her karşıtlık cümleden bağımsız biçimde aynı kalmaz. Bir sözcüğün hangi anlamıyla kullanıldığı belirlenmeden zıddı seçilemez. “Doğru” sözcüğü bir bağlamda “yalan”ın, başka bir bağlamda “yanlış”ın karşıtı olabilir. Ayrıca karşıt anlam, olumsuzluk ekiyle yapılan biçimsel olumsuzlukla karıştırılmamalıdır. “Gitmek” ile “gitmemek” arasında karşıt anlam ilişkisi değil, olumlu ve olumsuz çekim ilişkisi vardır. KPSS düzeyinde temel tuzak, sözcüğün zıddını otomatik ezberle seçmektir. Doğru yaklaşım, önce cümledeki özel anlamı belirlemek, sonra gerçekten anlamca karşı yönde duran sözcüğü bulmaktır. Bu ayrım seçeneklerde ek almış fiiller veya çok anlamlı sıfatlar verildiğinde özellikle önem kazanır.

Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler

Sesteş sözcüklerde ses ortaklığı ve anlam ayrılığı

Eş sesli ya da sesteş sözcükler, sesleri ve çoğu zaman yazılışları aynı olduğu hâlde anlamları birbirinden tamamen ayrı olan sözcüklerdir. Bu ilişkide benzerlik ses düzeyindedir; anlam düzeyinde ortaklık aranmaz. Bir kelimenin farklı anlamları arasında temel anlamdan yan anlama uzanan bağ varsa bu durum sesteşlik değildir, çok anlamlılıktır. Sesteşlik için anlam sınırlarının kopuk olması gerekir. “Kır” sözcüğünün renk adı olarak kullanımı ile şehir dışındaki geniş alanı anlatması arasında anlam bağı yoksa sesteşlik düşünülebilir; buna fiil olarak “kırmak” kökü de ses ortaklığı nedeniyle ayrı bir örnek oluşturabilir. Temel tuzak, sözlükte aynı madde altında verilen anlamları sesteş sanmaktır. Soru çözerken önce ses ve yazılış ortaklığına, sonra anlamların birbirinden gerçekten bağımsız olup olmadığına bakılmalıdır. Bu ayrım yapılmadan verilen örnekler yalnızca benzer görünür; doğru sınıflama anlam bağının kopukluğuyla kesinleşir.

Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Somut - Soyut Anlamlı Sözcükler

Somut ve soyut anlamı duyularla ilişkilendirme

Somut anlamlı sözcükler, varlığı duyular yoluyla algılanabilen kavramları karşılar; görülebilen, işitilebilen, koklanabilen, tadılabilen ya da dokunulabilen varlıklar bu alana girer. Soyut anlamlı sözcükler ise duyularla doğrudan tespit edilemeyen, zihinsel olarak kavranan duygu, düşünce, nitelik ve durumları anlatır. Ancak karar sözcüğün tek başına görünüşüne göre değil, cümledeki kullanımına göre verilmelidir. Aynı sözcük bir cümlede somut, başka bir cümlede soyut anlam kazanabilir. “Hava” dışarıdaki atmosfer koşulunu anlattığında duyularla algılanabilir; bir kişinin tavrını, edasını veya duruşunu anlattığında soyutlaşır. Ayrıca somuttan soyuta ya da soyuttan somuta yönelen kullanımlar çoğu zaman mecazla ilişkilidir. Bu nedenle çözümde önce bağlam, sonra duyusal algılanabilirlik denetlenmelidir. Soyut kavramların yoğun biçimde hissedilmesi onları somut yapmaz; ölçüt yine duyularla doğrudan algılanabilirliktir.

Somut - Soyut Anlamlı Sözcükler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Nitel-Nicel Anlamlı Sözcükler

Nitel ve nicel anlamı ölçülebilirlik üzerinden ayırma

Nitel ve nicel anlam ayrımı, sözcüğün anlattığı özelliğin ölçülebilir olup olmamasına dayanır. Nicel anlamlı sözcükler sayı, ölçü, derece, miktar ya da nesnel karşılıkla belirlenebilen özellikleri gösterir; uzun, ağır, sıcak, kalabalık, geniş gibi sözcükler uygun bağlamda bu alana girebilir. Nitel anlamlı sözcükler ise varlığın nasıl algılandığını, hangi vasfı taşıdığını veya konuşanda nasıl bir değerlendirme oluşturduğunu bildirir. Bu yüzden aynı sözcük bir cümlede nicel, başka bir cümlede nitel olabilir. Sınavda asıl tuzak, kelimeyi ezberlenmiş bir listeye göre değil, cümledeki kullanımına göre değerlendirmektir. Bir özelliği cetvelle, sayıyla, dereceyle, kilogramla ya da başka bir nesnel ölçütle gösterebiliyorsan nicel; bu mümkün değilse ve anlam daha çok vasıf, izlenim ya da yorum bildiriyorsa nitel düşünülmelidir. Doğru çözüm bağlamı izlemekle başlar.

Nitel-Nicel Anlamlı Sözcükler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Genel-Özel Anlamlı Sözcükler

Genel-özel anlamda kapsamı doğru okumak

Genel ve özel anlamlı sözcükler ayrımı, kelimenin cümlede ne kadar geniş bir varlık ya da kavram alanını kapsadığıyla ilgilidir. Genel anlam, birden çok örneği, türü veya alt kavramı içine alan geniş kullanımdır. Özel anlam ise bu geniş alanın içinden belirli, sınırlı ya da tekil bir varlığa yönelir. Aynı sözcük bağlama göre genel de özel de olabilir; çocuk sözcüğü bütün çocukları anlatırken genel, belli bir çocuğu gösterirken özel anlam kazanır. Sınavda asıl ölçüt kelimenin sözlükteki karşılığı değil, cümledeki kapsamıdır. Genelden özele gidiş, kapsamı geniş olandan dar olana; özelden genele gidiş ise dar olandan geniş olana ilerlemektir. Bu ayrım paragrafın düşünce akışını yorumlarken de güçlü bir ipucu verir. Bağlam her zaman belirleyicidir.

Genel-Özel Anlamlı Sözcükler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Yansıma Sözcükler

Yansıma sözcüklerde sesin dile dönüşmesi

Yansıma sözcükler, dış dünyada işitilen seslerin dilde kelimeleşmiş biçimleridir. Doğadan, hayvanlardan, insan bedeninden, araçlardan veya nesnelerden gelen sesler konuşma içinde harflerle karşılanır; zamanla çıt, pat, şırıl, horul, tıkır gibi ses çağrışımı güçlü kökler oluşur. Bu kökler genellikle isim kökü gibi değerlendirilir ve ek aldıklarında yeni isimler ya da fiiller türetebilir. Bir sözcüğün yansıma sayılması için yalnızca benzer hecelere sahip olması yetmez; sözcüğün işitilebilir bir sesi sezdirmesi gerekir. Sınavda tuzak, sesle bağı kopmuş kelimeleri yansıma sanmak veya yansıma kökten türeyen sözcüğün görevini fark etmemektir. Doğru çözüm, önce kelimenin duyulan bir sesi temsil edip etmediğini, sonra aldığı ekle yeni bir anlam veya tür kazanıp kazanmadığını izlemektir. Bağlam ve ses ilişkisi birlikte okunmalıdır.

Yansıma Sözcükler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Kalıplaşmış Söz Öbekleri

Kalıplaşmış söz öbeklerinde ortak anlam

Kalıplaşmış söz öbekleri, dilde tek tek konuşurların anlık üretimi olarak değil, ortak söz varlığının parçası olarak yaşayan ifadelerdir. Bir söz öbeği toplumun büyük bölümü tarafından benzer anlamla tanınıyor, zihinde yerleşik bir karşılık uyandırıyor ve kelimeleri birlikte değerlendirildiğinde bütün bir anlam kuruyorsa kalıplaşmış kabul edilir. Deyimler, atasözleri ve ikilemeler bu alanın temel örnekleridir. Kalıplaşmamış söz öbeklerinde ise yazar ya da konuşur kendi anlatımını kurar; yaratıcılık ve bağlama özgü kullanım daha belirgindir. Sınavda kalıplaşmış yapılarda kelimeleri tek tek parçalamak çoğu zaman yanıltır. Önemli olan öbeğin hangi yerleşik anlamı, deneyimi, durumu veya anlatım değerini taşıdığını görmektir. Bu nedenle anlam, biçimden önce bütün olarak okunmalıdır. Bağlam, kalıbın hangi işleve hizmet ettiğini gösterir. Dikkatli okuma gerekir.

Kalıplaşmış Söz Öbekleri — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

İkilemeler

İkilemelerde birlikte anlam kurma

İkilemeler, eş görevli iki ögenin birlikte kullanılmasıyla oluşan kalıplaşmış söz öbekleridir. Bir hareketi, nesneyi, niteliği, durumu ya da anlatım tonunu daha belirgin aktarmaya yararlar. Aynı sözcüğün tekrarıyla, yakın veya eş anlamlı sözcüklerle, karşıt anlamlı ögelerle, biri anlamlı biri anlamsız parçalarla, iki anlamsız ses ögesiyle ya da ses benzerliği kuran yapılarda görülebilir. Önemli olan iki parçanın ayrı ayrı değil, birlikte tek bir anlatım değeri oluşturmasıdır. İkilemeler paragrafta anlatıma canlılık, pekiştirme, süreklilik, çeşitlilik ve ritim katabilir; yazım ve noktalama sorularında ise aralarına virgül gibi noktalama işareti konmamasıyla gündeme gelir. Sınavda çözüm, ikilemenin kuruluş yolunu ve cümleye kattığı anlamı birlikte okumayı gerektirir. Bağlam, görev ve yazım kuralı birlikte düşünülmelidir. Bütün anlam esas alınır.

İkilemeler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Pekiştirmeler

Pekiştirmelerde Ses, Biçim ve Anlam Yoğunluğu

Pekiştirme, bir sözcüğün bildirdiği niteliği daha güçlü, daha belirgin ya da daha eksiksiz göstermeye yarayan biçim ve anlam olayıdır. Kaynak bölüm özellikle ilk heceye m, p, r, s seslerinden uygun olanın getirilmesiyle kurulan yapılara odaklanır. Mavi sözcüğünde masmavi, sağlam sözcüğünde sapasağlam, çevre sözcüğünde çepeçevre örnekleri bu mantığı gösterir. Bazı örneklerde araya sonradan bir ünlü girer; bu durum ses bilgisi bakımından ünlü türemesi olarak da değerlendirilebilir. Ancak anlam bilgisi açısından asıl nokta, yeni bir kavram üretmek değil var olan niteliğin derecesini artırmaktır. Çeldirici seçeneklerde pekiştirme, ikileme ya da türetme ile karıştırılabilir. Doğru okuma için önce sözcüğün kökü, sonra eklenen pekiştirme parçası ve cümlede yoğunlaşan özellik belirlenmelidir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken ek nokta, pekiştirmenin yalnızca yazım biçimi olarak değil, cümledeki vurgu işleviyle de tanınmasıdır. Sözcük güçlenen niteliği taşımalı, eklenen bölüm ise bu niteliği ölçülebilir biçimde artırmalıdır.

Pekiştirmeler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Deyimler

Deyimlerde Kalıp, Mecaz ve Durum Anlamı

Deyimler, dilde yerleşmiş söz gruplarıyla bir durumu, tutumu veya kavramı etkili biçimde anlatan kalıplaşmış yapılardır. Kaynak bölüm deyimleri atasözleriyle birlikte ele alır ve temel ayrımı şöyle kurar: atasözleri düşünce, yargı ve deneyim taşırken deyimler daha çok bir durumun anlatımında kullanılır. Bu nedenle deyimi çözerken sözcüklerin tek tek gerçek anlamlarına saplanmak yanıltıcı olabilir. Ağaç olmak, bindiği dalı kesmek, can kulağıyla dinlemek gibi yapılarda somut kelimeler çoğu kez mecazlı bir durum anlamına hizmet eder. Deyimler her zaman tam cümle biçiminde olmak zorunda değildir; söz öbeği hâlinde de bulunabilir. Sınav tuzağı, deyimi atasözü sanmak ya da kalıbı bağlamdan koparıp yalnızca sözcük anlamıyla açıklamaktır. Ayrıca deyimler, cümlede yargı bildiren atasözleri gibi davranmak zorunda değildir; çoğu zaman kişinin durumunu, davranışını veya duygusal tavrını adlandırır. Bu ayrım, seçeneklerde yalnızca benzer sözcükleri değil, aynı kullanım amacını aramayı gerektirir.

Deyimler — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Atasözleri

Atasözlerinde Deneyim, Yargı ve Öğüt İlişkisi

Atasözleri, toplumun uzun gözlem ve deneyimlerini kalıplaşmış, özlü ve çoğu zaman yargı bildiren sözler hâlinde aktaran yapılardır. Kaynak bölüm atasözlerini düşünce, deneyim ve yargı taşıyan ifadeler olarak tanıtır; deyimlerden farkı da buradan doğar. Deyimler bir durumu etkili anlatırken atasözleri o durum hakkında genel bir sonuç, uyarı ya da öğüt verir. Bir atasözü birkaç sözcükten oluşsa bile arkasında geniş bir yorum alanı bulunabilir. Sözcükler kimi zaman gerçek anlamlarına yakın kalır, kimi zaman mecazlı bir görüntü üzerinden genel düşünceyi taşır. Çözümde kalıbı yalnızca kelime anlamıyla açıklamak yetmez; sözün hangi hayat durumunu özetlediği, hangi davranışı onayladığı veya uyardığı belirlenmelidir. Bu nedenle atasözü yorumunda, sözün yalnızca ne söylediği değil, hangi davranış yasasını veya yaşam sonucunu genellediği aranmalıdır. Deyimle ayrım yapılırken de durum adı verme ile düşünce aktarma işlevleri ayrı tutulmalıdır.

Atasözleri — detaylı konu anlatımı

Sözcükte Anlam

Kalıplaşmamış Söz Öbekleri

Kalıplaşmamış Söz Öbeklerinde Bağlamdan Anlam Kurma

Kalıplaşmamış söz öbekleri, dilde hazır bir deyim, atasözü ya da yerleşik kalıp olarak bulunmayan; yazarın metin içinde kurduğu özgün anlam birlikleridir. Kaynak bölüm bu yapıların özellikle altı çizili sözle anlatılmak istenen nedir türü sorularda karşımıza çıktığını vurgular. Bu öbeklerde anlam, sözlüğe önceden yerleşmiş bir karşılıktan değil, metnin o ifadeye yüklediği görevden doğar. Bu nedenle yalnızca altı çizili bölümü okuyup seçenek seçmek risklidir. Önce öbeğin çağrışımı yoklanır, sonra cümle ve paragraf bağlamı okunur. Deyimlerden farkı, ortak kalıp anlamına sahip olmamasıdır; atasözlerinden farkı ise genel yargı değil, metne bağlı geçici ve yaratıcı bir anlatım değeri taşımasıdır. Burada asıl ölçüt, öbeğin yerleşik bir sözlük karşılığının bulunmaması ve yazarın onu metindeki özel anlamı kurmak için kullanmasıdır. Bu yüzden çözüm, ezberden çok bağlam okuma ve seçenek eleme becerisine dayanır.

Kalıplaşmamış Söz Öbekleri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Cümlenin Yorumu

Cümlenin Yorumunda Yargı, Konu ve Anlam İlişkisini Okuma

Cümlenin yorumu, verilen cümlede ne hakkında konuşulduğunu, bu konuda hangi yargının kurulduğunu ve yargının hangi anlam ilişkisiyle desteklendiğini belirleme işidir. Doğru yorum, cümlenin dışına taşmadan yapılır; seçeneklerdeki açıklama cümlenin söylediğini eksiltmemeli, genişletmemeli veya başka bir bilgiyle değiştirmemelidir. Cümleler karşılaştırma, koşul, neden-sonuç, amaç, varsayım, çıkarım, değerlendirme, yakınma veya öneri gibi ilişkiler kurabilir. Bu ilişkiler çoğu zaman bağlaçlarla görünür, fakat yalnız bağlaç ezberi yeterli değildir; bağlacın iki tarafındaki yargılar birlikte okunmalıdır. Çözümde önce cümlenin ana konusu ve yüklediği anlam bulunur, sonra sınırlayıcı ifadeler, olumsuzluklar, derece bildiren sözler ve karşıtlıklar denetlenir. En önemli tuzak, cümlede bulunmayan dış bilgiyi doğru kabul edip yorumu cümlenin sınırları dışına taşımaktır; doğru seçenek verilen anlamı aynen korur ve açıklar.

Cümlenin Yorumu — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Cümlenin İletisi

Cümlenin iletisini ve verilmek isteneni bulma

Cümlenin iletisi, yazarın ya da konuşanın hakkında söz ettiği konu üzerinden okura ulaştırmak istediği temel mesajdır. İleti bulunurken önce cümlenin konusu, sonra bu konu hakkında kurulan yargı belirlenir. Sadece anahtar kelimeye bakmak yanıltıcıdır; çünkü aynı konu farklı iletiler taşıyabilir. KPSS’de bu başlık paragraf anlamıyla da bağlantılıdır: cümleler arasındaki ilişkiyi, düşünce akışını ve verilmek istenen yargıyı doğru yakalamayı gerektirir. Doğru seçenek cümledeki mesajı aşmaz, daraltmaz ve dışarıdan bilgi eklemez. Neden, amaç, koşul, karşıtlık ve vurgu ifadeleri iletinin yönünü gösterir. İleti sorularında en güvenli yol, cümleyi konu ve yargı bakımından ayırıp ardından bu ikisinin birlikte oluşturduğu ana düşünceyi sade biçimde söylemektir. Böylece seçeneklerdeki benzer kavramlara değil, cümlenin gerçekten kurduğu ana düşünceye göre karar verilir.

Cümlenin İletisi — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Cümleden Çıkarılacak Kesin Yargı

Cümleden Kesin Yargı Çıkarırken Bilginin Sınırını Korumak

Cümleden çıkarılacak kesin yargı soruları, verilen cümlenin açık anlamından zorunlu olarak ulaşılabilen sonucu bulmayı ister. Bu soru tipinde doğru seçenek cümledeki bilgiyi ne genişletir ne daraltır ne de konuşanın söylemediği bir sebep, amaç, duygu veya genelleme ekler. Kaynak derste özellikle vurgulanan ölçüt yorum yasağıdır: aday, cümlede açıkça verilen ayrıntıları kullanır; fakat kendi dünya bilgisini, tahminini ve olasılık hesabını cevap yerine koymaz. Kesin yargı, cümlenin konusu, yüklemi, zaman bildirimi, karşılaştırması, sınırlayıcı sözcükleri ve varsa olumsuzluğu birlikte okunarak bulunur. Sınav tuzakları çoğunlukla “ilk kez”, “yalnızca”, “bütün”, “en çok” gibi cümlede bulunmayan kesinlikleri seçeneğe eklemekten doğar. Bu yüzden çözüm, seçenekleri tek tek cümleye geri bağlama ve dayanağı görünmeyen yargıları eleme disiplinine dayanır. Doğru cevap genellikle yorum katmayan, cümledeki kapsamı aynen koruyan seçenektir.

Cümleden Çıkarılacak Kesin Yargı — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Cümlede Vurgu

Cümlede Vurgu: Yüklem Konumu, Soru Anlamı ve Öne Çıkan Öge

Cümlede vurgu, cümlenin anlamında özellikle öne çıkarılan ögenin belirlenmesidir. Bu belirleme yapılırken önce yüklem bulunur; çünkü özne, nesne ve tümleçler yükleme göre görev kazanır. Fiil cümlelerinde temel kural, yüklemden hemen önce gelen ögenin vurgulanmasıdır. Özlem yarın trenle İzmir’e gidiyor cümlesinde yükleme en yakın öge İzmir’e olduğu için yönelme anlamındaki dolaylı tümleç öne çıkar; Özlem trenle İzmir’e yarın gidiyor cümlesinde ise yarın sözü yüklemden önce geldiği için zaman anlamı vurgulanır. İsim cümlelerinde vurgu yüklemin üzerindedir: Hava bugün sıcakmış cümlesinde asıl belirginlik sıcakmış yargısındadır. Yüklem cümlenin başına alınmışsa vurgu yine yüklemde toplanır. Soru cümlelerinde ise vurgu soru anlamını taşıyan sözcüğe ya da mı, mi soru ekinin hemen önündeki ögeye geçer.

Cümlede Vurgu — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Eş - Yakın Anlamlı Cümleler

Aynı ya da yakın iletiyi taşıyan cümleleri ayırt etme

Eş ve yakın anlamlı cümle soruları, iki cümlenin aynı temel düşünceyi farklı sözlerle kurup kurmadığını ölçer. Burada aranacak şey kelime benzerliği değil, iletinin denkliğidir. Cümlenin konusu, yargısı, kapsamı, kesinlik derecesi, neden-sonuç bağı, koşulu ve bakış açısı korunuyorsa cümleler anlamca aynı ya da yakındır. Yakın anlamda küçük anlatım farkları bulunabilir; ancak bu farklar cümlenin sonucunu değiştirmez. Sınavda çeldiriciler genellikle aynı konuyu kullanır fakat “her zaman”, “yalnızca”, “çoğu”, “ancak”, “buna rağmen” gibi sınır belirleyen ögelerle anlamı genişletir, daraltır veya ters yöne çeker. Bu yüzden çözümde önce ana yargı sadeleştirilmeli, sonra seçeneklerde bu yargının başka bir anlatımla korunup korunmadığı denetlenmelidir. Özellikle öznel değerlendirme, amaç, koşul ve karşılaştırma içeren cümlelerde küçük eklemeler anlam denkliğini bozabilir.

Eş - Yakın Anlamlı Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Anlamca Çelişen Cümleler

Birbiriyle bağdaşmayan cümleleri tanıma

Anlamca çelişen cümleler, aynı konuya ilişkin iki yargının aynı bağlamda birlikte doğru kabul edilememesiyle oluşur. Çelişki sadece bir cümlenin olumlu, ötekinin olumsuz görünmesinden ibaret değildir; kapsam, zaman, koşul, neden, miktar, kesinlik ve değerlendirme farklılığı da çelişki doğurabilir. Önce iki cümlenin gerçekten aynı varlık, olay veya düşünce üzerine konuşup konuşmadığı belirlenmelidir. Konu aynı değilse yalnızca farklılık vardır; çelişki için ortak bağlam gerekir. Sonra yargıların birbirini dışlayıp dışlamadığı sorgulanır. “Bazı”, “bütün”, “hiçbir”, “yalnızca”, “artık”, “eskiden” gibi sınır belirleyen ögeler sınav tuzaklarının merkezindedir. Doğru çözüm, zıt kelime aramak değil, iki yargının aynı anda yaşayıp yaşayamayacağını denetlemektir. Bu denetim yapılırken cümlelerin dönemi, öznesi ve koşulu aynılaştırılmadan karar verilmemelidir. Özellikle aynı sözcüklerin kullanılması değil, aynı şartta ters sonuca gidilip gidilmediği belirleyicidir.

Anlamca Çelişen Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Anlamlarına Göre Cümleler

Cümleleri anlam yönünden sınıflandırma

Anlamlarına göre cümleler, cümlede verilmek istenen mesajın varlık ya da yokluk yönünden değerlendirilmesidir. Bu nedenle ilk iş yüklemi bulmaktır; çünkü cümleyi cümle yapan öge yüklemdir ve tür sorularındaki birçok başlık yüklemle ilişkilidir. Olumlu cümle, işin gerçekleştiğini, bir varlığın ya da niteliğin bulunduğunu bildirir. Olumsuz cümle ise gerçekleşmeme, bulunmama veya yokluk anlamı taşır. Ancak sınavda yalnız biçime bakmak yeterli değildir. Cümlede olumsuzluk eki, değil, yok ya da yokluk bildiren yapı bulunabilir; yine de son anlam olumluya dönebilir. Soru biçimli cümleler de gerçek soru, onaylatma, sitem veya duygu değeri taşıyabilir. Ünlemde asıl ölçü yoğun duygudur. Sağlam çözüm, yüklemi bulup biçimsel işareti görmek ve son iletiyi anlamca kontrol etmektir; soru kökü de unutulmamalıdır.

Anlamlarına Göre Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Olumlu Cümleler

Olumlu cümlede gerçekleşen ya da var olan yargı

Olumlu cümle, bir işin gerçekleştiğini, bir durumun bulunduğunu veya bir varlık, nitelik ya da ihtimalin var olduğunu bildiren cümledir. Biçimce olumlu cümlede yüklemde olumsuzluk eki, “değil”, “yok” ya da yokluk bildiren belirgin bir işaret bulunmaz. Fakat sınavda asıl dikkat edilmesi gereken nokta, biçimsel olumluluğun her zaman anlamca olumluluk getirmemesidir. Soru biçimiyle kurulmuş sözde sorular veya olumsuz anlam sezdiren ifadeler, yüklemde olumsuzluk eki olmasa bile anlamca olumsuz olabilir. Buna karşılık çift olumsuzluk içeren bazı cümleler anlamca olumluya döner. Bu nedenle olumlu cümle belirlenirken önce yüklem ve biçimsel işaretler görülmeli, sonra cümlenin son iletisinin varlık ya da gerçekleşme bildirip bildirmediği denetlenmelidir. Özellikle “kim istemez” türü sözde sorularda sonuç anlamı sadeleştirilmelidir. Bu ayrım, iyi-kötü içerik değerlendirmesiyle olumlu-olumsuz cümle sınıflamasını karıştırmayı engeller.

Olumlu Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Olumsuz Cümleler

Olumsuz cümlede yokluk ve gerçekleşmeme anlamı

Olumsuz cümle, bir eylemin gerçekleşmediğini, bir niteliğin bulunmadığını veya bir varlık, durum ya da ihtimalin yokluğunu bildiren cümledir. Biçimce olumsuzluk çoğunlukla fiillerde “-ma/-me” ekiyle, isim cümlelerinde “değil” sözcüğüyle, yokluk bildiren “yok” ve bazı yokluk ekleriyle kurulur. Yine de bu işaretler tek başına son karar değildir; çünkü iki olumsuzluk bazen anlamı olumluya çevirebilir, soru biçimi de olumsuz bir yargıyı sezdirerek sözde soru oluşturabilir. Sınavda önce yüklem bulunmalı, olumsuzluk işaretleri belirlenmeli, ardından cümlenin sadeleştirilmiş iletisi okunmalıdır. Sonuç “yoktur, olmadı, gerçekleşmez, kabul edilemez” yönündeyse cümle anlamca olumsuzdur. Duygu bakımından sevindirici görünen bir cümle de yokluk bildiriyorsa tür bakımından olumsuz sayılabilir. Bu nedenle yüklemdeki işaretlerle cümlenin genel anlamı birlikte okunmalıdır. Bağlam her zaman belirleyicidir.

Olumsuz Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Soru Cümleleri

Soru Cümlelerinde Gerçek Yanıt İsteği ve Sözde Soru Değeri

Soru cümleleri, biçim olarak soru eki, soru sözcüğü veya soru tonlamasıyla kurulan; anlam bakımından ise gerçek ya da sözde soru değeri taşıyabilen cümlelerdir. Gerçek soru cümlelerinde konuşan kişi karşı taraftan bilgi, onay veya açıklama bekler. Sözde soru cümlelerinde ise biçim soru gibidir, fakat yanıt çoğu zaman cümlenin içinde ya da bağlamında bellidir; cümle sitem, kızgınlık, şaşma, reddetme, onaylatma veya güçlü yargı bildirme işlevi üstlenir. Noktalama bakımından soru işareti temel işarettir; ancak yoğun duygu taşıyan sözde sorularda ünlem değeri de görülebilir. Çözümde yalnız "mi" ekini veya soru sözcüğünü görmek yeterli değildir. Cümlenin gerçekten cevap isteyip istemediği, anlamca olumlu mu olumsuz mu kurulduğu ve hangi duygusal işlevi taşıdığı birlikte değerlendirilmelidir; vurgu odağı da ekin konumuyla izlenir.

Soru Cümleleri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Ünlem Cümleleri

Ünlem cümlelerinde duygu, tepki ve noktalama ilişkisi

Ünlem cümleleri, konuşanın bilgi vermekten çok duygu, tepki veya seslenme gücünü öne çıkardığı cümlelerdir. Sevinç, korku, şaşırma, acıma, kızgınlık, sitem, hayranlık, ürperme ve uyarı gibi anlamlar bu başlıkta görülebilir. Hukuki çerçeve burada Türkçenin yazım ve noktalama düzenidir: ünlem işareti duygu ya da seslenme değerini gösterebilir; ancak cümlenin türünü yalnızca işarete bağlamak sınav hatasıdır. Sözde soru cümleleri de güçlü duygu taşıyorsa soru işareti yerine veya yanında ünlem değeri kazanabilir. Bu nedenle KPSS’de şart, cümlenin muhatapta cevap mı beklediğini, yoksa tepki mi bildirdiğini ayırmaktır. İstisna olarak ünlem işareti bulunan her ifade tam bir ünlem cümlesi sayılmaz; bazen ara söz, hitap veya alıntı noktalaması görülür. Doğru işlem, sözcükleri, bağlamı, ton varsayımını ve yüklemin iletisini birlikte okumaktır. Özellikle çok anlamlı örneklerde önce işlev, sonra duygu türü belirlenmelidir.

Ünlem Cümleleri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Emir Cümleleri

Emir Cümleleri: Kip, Yüklem ve Anlam İlişkisi

Emir cümleleri, anlamına göre cümleler içinde yüklemin emir kipinde kullanılmasıyla oluşan cümlelerdir. Emir kipi, dilek ya da tasarlama kipleri arasında yer alır; gereklilik, istek ve dilek-şart kiplerinden ayrılan yönü, ayrı bir kip eki taşımamasıdır. Bu yüzden emir anlamı çoğu zaman fiilin çekim biçiminden ve cümlenin yönelttiği davranıştan anlaşılır. “Sen burada kal.” cümlesinde yüklem, karşıdakine yapılması beklenen işi bildirir; bu cümle haber vermekten çok bir davranışı yöneltir. Emir kipinde birinci tekil ve birinci çoğul kişi biçimi yoktur; çünkü kişi kendi kendine emir vermek yerine isteğini başka kiplerle anlatır. İkinci tekilde “gel”, ikinci çoğulda “gelin” ya da “geliniz”, üçüncü tekilde “gelsin”, üçüncü çoğulda “gelsinler” biçimleri kullanılır. Bu biçimlerden biri yüklem olduğunda cümle emir cümlesi olarak adlandırılabilir.

Emir Cümleleri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

İçerdiği Duygu, Düşünce ve Duruma Göre Cümleler

Cümlede duygu, düşünce ve durum anlamlarını ayırt etme

İçerdiği duygu, düşünce ve duruma göre cümleler; bir cümlenin yalnızca ne anlattığını değil, hangi anlam değerini taşıdığını sorgular. Hukuki çerçeve, KPSS Türkçe’de “cümlede anlam” alanıdır: neden-sonuç, amaç-sonuç, koşul, tanım, karşılaştırma, saptama, çıkarım, öneri, tasarı, olasılık, tahmin, hayıflanma, yakınma, aşamalı durum ve benzeri başlıklar bu ailede değerlendirilir. Şart, cümledeki yargının dayanağını, gerçekleşme durumunu, konuşanın tutumunu ve muhatapla ilişkisini birlikte okumaktır. İstisna olarak bir cümle tek bir anlamla sınırlı kalmayabilir; aynı cümlede karşılaştırma ve saptama, amaç ve sebep, uyarı ve emir yan yana bulunabilir. Sınav tuzağı, kopya sözcüklere mekanik bağlanmaktır. “İçin” her zaman amaç, “gibi” her zaman benzetme, “malı” her zaman gereklilik değildir; bağlam son kararı verir. Doğru çözüm, anlam adını değil, yargılar arasındaki ilişkiyi kanıtlamayı gerektirir.

İçerdiği Duygu, Düşünce ve Duruma Göre Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Çıkarım

Çıkarım cümlelerinde dayanak ve sonuç ilişkisi

Çıkarım, verilen bir saptama, belirti veya bilgiden hareketle yeni bir sonuca ulaşmaktır. Hukuki çerçevesi cümlede anlamdır; özellikle saptama ile birlikte düşünülür. Saptama eldeki durumu belirler, çıkarım bu belirlemenin üzerine yorum veya sonuç ekler. Şart, sonucun metinde bütünüyle hazır durmaması ama dayanaksız da olmamasıdır. Bir cümlede gözlem, veri, davranış, örnek veya karşılaştırma varsa ve konuşan bunlardan “demek ki, anlaşılan, bu durum gösteriyor ki” çizgisinde bir yargıya gidiyorsa çıkarım aranır. İstisna olarak çıkarım her zaman öznel değildir; dayanak nesnelse sonuç da nesnel görünebilir. Sınav tuzağı, çıkarımı tahmin, ön yargı, saptama veya değerlendirmeyle karıştırmaktır. Tahminde gelecek ya da belirsizlik baskın olabilir; ön yargıda yeterli dayanak yoktur; saptamada yeni sonuç kurulmaz. Doğru çözüm için önce verilen bilgi, sonra o bilgiden doğan yeni yargı ayrılmalıdır.

Çıkarım — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Kanıksama

Cümlede kanıksama anlamı

Kanıksama, önceden yadırganan, rahatsızlık veren ya da olağan dışı görülen bir durumun zamanla sıradan kabul edilmesidir. Cümlede şaşırma ve tepki gücü azalır; konuşan artık o durumu normalleşmiş gibi anlatır. Bu anlam, alışma ile duygusal kabullenmenin birleştiği noktada görülür.

Kanıksama — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Saptama

Cümlede saptama anlamını tanıma

Saptama, cümlede bir durumun, özelliğin, ilişkinin ya da değişimin belirlenmesi anlamına gelir. Konuşan kişi çoğu zaman gördüğü, okuduğu veya elde ettiği bilgiden hareketle neyin var olduğunu, neyin değiştiğini, hangi niteliğin öne çıktığını ortaya koyar. Bu yönüyle saptama, yorumdan ve çıkarımdan önce gelen temel belirleme basamağıdır. KPSS’de tuzak genellikle saptamayı değerlendirme, çıkarım ya da karşılaştırmayla karıştırmaktır. Bir cümle yalnızca eserin kısa cümlelerle kurulduğunu, bir kentin nüfusunun arttığını, bir davranışın sıklaştığını söylüyorsa saptama ağır basar. Fakat bu belirleme üzerinden başarı, yetersizlik, niyet, neden ya da sonuç hükmü kuruluyorsa anlam alanı değişir. Saptama sorularında cümleye dış bilgi eklemeden, verilen yargının gerçekten sadece belirleme yapıp yapmadığı incelenmelidir. Soruda doğru karar için ana yargının belirleme sınırında kalıp kalmadığı ve seçeneğin buna ek yorum katıp katmadığı birlikte denetlenir.

Saptama — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Değerlendirme

Cümlede değerlendirme anlamını ayırt etme

Değerlendirme, bir kişi, eser, olay, yöntem ya da durum hakkında nitelik belirten ve çoğu zaman değer bildiren yargıdır. Cümle yalnızca ne olduğunu söylemez; ele alınan şeyin başarılı, yetersiz, özgün, etkili, tutarlı, ağır, sade, güçlü veya eksik yönünü ortaya koyar. Bu nedenle değerlendirme, saptamadan farklıdır: saptama özelliği gösterir, değerlendirme o özelliğe anlam ve değer yükler. KPSS’de değerlendirme soruları özellikle eleştiri, öznel yargı, nesnel belirleme ve çıkarımla karıştırılır. Her değerlendirme olumsuz olmak zorunda değildir; övgü de değerlendirmedir, yergi de. Ayrıca bazı değerlendirmeler metinden kanıtlanabilir özelliklere dayanabilir. Cümlede bir durum tartılıyor, niteliği ölçülüyor ve hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm kuruluyorsa değerlendirme anlamı vardır. Bu yüzden seçenekler okunurken olumlu-olumsuz ton kadar cümlenin bir şeyi ölçüp ölçmediği ve ölçütünü sezdirip sezdirmediği araştırılmalıdır.

Değerlendirme — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Yakınma - Sitem

Yakınma ve sitem anlamlarını ayırt etme

Yakınma, konuşanın kendisini rahatsız eden bir kişi, davranış, olay ya da durumdan şikayet etmesidir. Sitem ise genellikle beklenen ilgiyi, anlayışı veya davranışı göstermeyen bir kişiye kırgınlıkla yönelen serzeniştir. İkisinde de hoşnutsuzluk vardır; fakat yakınma daha çok rahatsızlık ve şikayet, sitem ise kırgınlık ve muhataba dönük beklenti içerir. KPSS’de bu başlık hayıflanma ve pişmanlıkla sık karıştırılır. Ayırıcı ölçüt duygu yönüdür. Kişi kendi geçmiş tercihini yanlış buluyorsa pişmanlık, kaçırdığı fırsata üzülüyorsa hayıflanma, başkasının davranışından rahatsızsa yakınma veya sitem vardır. Cümlede sen dili, beklenen davranışın gerçekleşmemesi ve incinmiş ton belirginse sitem; daha genel bir şikayet havası varsa yakınma öne çıkar. Bu nedenle çözümde yalnızca olumsuz sözcükler değil, sözün hedefi, beklenti ilişkisi ve konuşanın incinmiş ya da şikayetçi tonu birlikte değerlendirilir.

Yakınma - Sitem — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Pişmanlık

Cümlede pişmanlık anlamını belirleme

Pişmanlık, kişinin geçmişte yaptığı ya da yapmadığı bir davranışı sonradan yanlış bulması ve bundan üzüntü duymasıdır. Bu anlamda temel ölçüt, sorumluluğun konuşanın kendisine dönmesidir. Cümlede geçmişe bakış, değiştirilemeyen bir tercih, keşke veya daha önce yapsaydım gibi yapılar görülebilir; ancak yalnızca keşke sözcüğü yeterli değildir. Geleceğe dönük dilek pişmanlık oluşturmaz. KPSS’de pişmanlık en çok hayıflanma, yakınma ve sitemle karıştırılır. Yakınma ve sitemde rahatsızlık başkasına ya da dış duruma yönelir; pişmanlıkta kişi kendi payını fark eder. Hayıflanma ise kaçırılmış fırsata üzülme yönüyle yakındır, fakat pişmanlıkta yanlış tercih bilinci daha açıktır. Doğru çözüm için duygu yönü ve zaman ilişkisi birlikte okunmalıdır. Bu nedenle doğru seçenek, geçmişteki kişisel payı gösteren ve konuşanın bu payı değiştirme isteğini sezdiren cümledir.

Pişmanlık — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Ön Yargı

Cümlede ön yargı anlamı

Ön yargı, bir kişi, olay, eser ya da sonuç hakkında yeterli tanıma, deneme veya gerçekleşme bilgisi oluşmadan hüküm vermektir. Cümlede konuşan sonucu beklemeden kararını açıklıyorsa bu anlam doğar. Ön yargı yalnızca olumsuz kanaat değildir; bir çalışmanın kesin başarısız olacağını söylemek de, henüz sınanmamış bir öğrencinin mutlaka çok iyi sonuç alacağını kabul etmek de ön yargı olabilir. Ölçüt, hükmün erken ve peşin kurulmasıdır. KPSS’de bu başlık olasılık, tahmin, çıkarım ve değerlendirme ile karıştırılır. Olasılıkta kesinlik yoktur; tahminde belirtiye dayalı ihtimal vardır; çıkarımda görülen bir durumdan akıl yürütülür; değerlendirmede sonuç veya özellik hakkında yorum yapılır. Ön yargıda ise yeterli dayanak kurulmadan olumlu ya da olumsuz sonuç kapatılır. Bu yüzden soruda önce bilginin zamanı, sonra yargının kesinliği okunmalıdır. Soru çözümünde cümledeki duyguya kapılmadan, hükmün bilgiye mi yoksa ilk izlenime mi dayandığını ayırmak gerekir.

Ön Yargı — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Olasılık

Cümlede olasılık anlamı

Olasılık, bir olayın gerçekleşebileceğini fakat kesin olmadığını bildiren cümle anlamıdır. Konuşan sonucu kapatmaz; yalnızca mümkün bir durumu dile getirir. Bu anlam çoğu zaman belirsizlik, ihtimal ve açık kapı duygusuyla anlaşılır. Yağmurun yağabileceğini, bir işin uzayabileceğini, bir kişinin gelebileceğini söylemek böyledir. KPSS’de olasılık tahminle yakın verilir; hatta bazı anlatımlarda ikisi birlikte kabul edilir. Yine de ince ayrım şudur: Olasılıkta mümkünlük ağır basar, tahminde ise ihtimali güçlendiren belirti veya gözlem daha belirgindir. Varsayımda gerçekleşmemiş durum geçici olarak olmuş sayılır; ön yargıda sonuç peşinen kesinleştirilir. Olasılıkta ne geçici kabul ne de kesin hüküm vardır. Cümle, karar vermeden ihtimal alanında kalıyorsa olasılık anlamı öne çıkar. Böyle sorularda adayın yapacağı iş, kesinleşmiş bilgi ile mümkün görülen sonucu birbirinden ayırmak ve cümlenin ihtimal kapısını açık bırakıp bırakmadığını denetlemektir.

Olasılık — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Varsayım

Cümlede varsayım anlamı

Varsayım, gerçekleşmemiş ya da gerçekleştiği bilinmeyen bir durumu düşünce içinde gerçekleşmiş gibi kabul ederek konuşmaktır. Cümlede amaç, olayın gerçekten olduğunu bildirmek değil, geçici bir zemin kurup bu zeminden hareket etmektir. Farz etme, tut ki, diyelim ki, düşün ki gibi kullanımlar bu anlamı sıkça başlatır; ancak işaret sözcükleri tek başına yeterli değildir. Ölçüt, cümlenin bir durumu olmuş sayıp ardından soru, yorum, plan veya sonuç üretmesidir. Olasılık yalnızca ihtimal bildirir; varsayım ise ihtimali zihnen kabul eder. Ön yargıda peşin hüküm vardır; varsayımda hükümden çok deneme amaçlı kabul bulunur. KPSS’de tuzak, gerçekleşmemiş her durumu varsayım sanmaktır. Geçici kabul kurulmadıkça cümle olasılık, tasarı veya amaç olabilir. Bu nedenle varsayım sorularında aday, cümlenin gerçekliği bildirmediğini, yalnızca düşünceyi ilerletmek için geçici bir sahne kurduğunu fark etmelidir.

Varsayım — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Tahmin

Cümlede tahmin anlamı

Tahmin, konuşanın kesin bilgiye ulaşmadan, eldeki belirti veya önceki bilgiden hareketle bir sonuca yaklaşmasıdır. Cümlede ihtimal vardır; fakat bu ihtimal bütünüyle boşlukta durmaz. Gökyüzünün bulutlanması yağmur beklentisini, başlamış bir işin üzerinden zaman geçmesi bitmiş olabileceği düşüncesini güçlendirebilir. Bu yönüyle tahmin olasılıkla yakındır. Olasılıkta mümkünlük genel kalabilir; tahminde ise gözlem, durum veya deneyim ihtimali destekler. Tahmin kesinlik değildir, çünkü sonuç görülmemiştir. Ön yargı da değildir, çünkü konuşan peşin hüküm kurmak yerine belirtiye yaslanan bir ihtimal belirtir. KPSS’de tahmin ve olasılık bazen birlikte kabul edilebilir; ayrım sorulursa dayanak varlığına, kesinlik derecesine ve cümlenin kapalı hüküm verip vermediğine bakılır. Bu yüzden tahmin sorularında aday, hem belirsizlik izini hem de konuşanı belli sonuca götüren ipucunu birlikte aramalıdır; yalnız ek ezberi güvenli değildir.

Tahmin — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Şaşırma

Cümlede Şaşırma Anlamı

Şaşırma, beklenmeyen bir durum karşısında konuşanın hayretini belli etmesidir. Cümlede yalnızca bilgi verilmez; konuşanın olayla ilgili beklentisinin bozulduğu da sezilir. Bu anlam, ünlemli söyleyişle kurulabilir ama her zaman ünlem işaretine bağlı değildir; asıl ölçüt, cümlenin beklenmezlik ve hayret duygusu taşımasıdır.

Şaşırma — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Kuşku

Cümlede Kuşku Anlamı

Kuşku, konuşanın bir bilgiye, olaya ya da kişinin niyetine kesin biçimde güvenemediğini gösteren cümle anlamıdır. Bu tür cümlede yargı tamamen reddedilmez; fakat doğruluğu da kapatılmış bir hüküm gibi sunulmaz. Konuşanın zihninde tereddüt, şüphe, emin olamama veya araştırma ihtiyacı vardır. KPSS’de kuşku çoğu zaman olasılık, tahmin, varsayım ve soru anlamıyla karıştırılır. Olasılıkta bir şeyin gerçekleşme ihtimali vurgulanırken kuşkuda bilginin doğruluğuna duyulan güvensizlik öne çıkar. Tahminde eldeki belirti bir sonuca götürür; kuşkuda belirti, konuşanı rahatça ikna etmeye yetmez. Bu nedenle çözümde yalnızca “acaba” gibi sözcükleri aramak yerine cümlenin hükmü askıda bırakıp bırakmadığına bakılmalıdır. Konuşan emin olmadığını hissettiriyor ve dinleyeni de aynı belirsizliğe yöneltiyorsa cümlede kuşku anlamı vardır. En güvenli ölçüt, cümlenin cevap bekleyen sıradan bir soru mu yoksa bilginin güvenilirliğini sarsan tereddüt mü taşıdığıdır.

Kuşku — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Uyarı

Cümlede Uyarı Anlamı

Uyarı, konuşanın karşı tarafı olası bir yanlışlık, zarar, tehlike, kayıp ya da istenmeyen sonuç konusunda önceden dikkatli olmaya çağırdığı cümle anlamıdır. Bu anlamda yalnızca bilgi verme yoktur; dinleyenin davranışını değiştirmesi, tedbir alması veya bir hatadan kaçınması beklenir. Uyarı cümleleri emir, gereklilik, şart, olumsuz sonuç bildirimi ya da yumuşak tavsiye biçiminde kurulabilir. Bu nedenle “-meli” eki veya emir kipi tek başına yeterli ölçüt değildir. KPSS’de uyarı en çok öneri, öğüt, eleştiri ve koşul-sonuç ilişkisiyle karıştırılır. Öneri daha iyi bir yol gösterirken uyarı risk karşısında sakındırma taşır. Eleştiri geçmişteki yanlışı değerlendirir; uyarı çoğu zaman gelecekte doğabilecek sonucu önlemeye yönelir. Cümlede “bunu yapmazsan zarar görebilirsin” mantığı seziliyorsa uyarı anlamı güçlenir. Soru çözerken açık risk yoksa bile dikkat çağrısının neyi önlemeye çalıştığı aranmalıdır.

Uyarı — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Öneri

Cümlede Öneri Anlamı

Öneri, bir kişiye, kuruma, sanatçıya, öğrenciye ya da genel olarak muhataba daha uygun, yararlı veya geliştirici görülen bir yolun sunulduğu cümle anlamıdır. Bu anlamda konuşan karşı tarafın eksiğini gidermesini, planını düzeltmesini, verimini artırmasını ya da daha iyi bir sonuca ulaşmasını ister. Öneri kesin emir değildir; çoğu zaman teklif, tavsiye, yol gösterme veya uygunluk bildirme tonuyla kurulur. “-meli”, “-malı”, “iyi olur”, “doğru olur”, “yer vermeli”, “deneyebilirsin”, “gözden geçirmelisin” gibi yapılar ipucu olabilir; fakat tek başına belirleyici değildir. KPSS’de öneri, uyarı ve gereklilikle karıştırılır. Uyarı riskten sakındırır; öneri daha iyi bir yol gösterir. Gereklilik zorunluluk bildirebilir; öneride ise karşı tarafa seçilebilir, yarar sağlayıcı bir davranış sunulur. Cümlede saptama veya eleştiri bulunsa bile çözüm yolu baskınsa öneri seçilmelidir.

Öneri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Anlam İlişkilerine Göre Cümleler

Cümleler Arasında Anlam İlişkileri

Anlam ilişkilerine göre cümleler, yargıların birbirine hangi düşünce bağıyla bağlandığını inceler. Bir cümle yalnızca bilgi vermekle kalmayabilir; bir durumun nedenini, amacını, koşulunu, sonucunu, açıklamasını, tanımını, saptamasını, çıkarımını ya da başka bir durumla karşılaştırmasını da taşıyabilir. Kaynak derste özellikle neden-sonuç, amaç ve koşul cümlelerinin hem cümlede anlam hem paragrafta anlam için değerli olduğu vurgulanır; çünkü bu cümleler metnin ana düşüncesine yardım eden güçlü mantık bağları kurar. KPSS’de temel tuzak, bağlaç veya ek ezberine güvenmektir. “İçin” hem neden hem amaç bildirebilir; bir cümle aynı anda saptama ve gerekçe taşıyabilir. Bu nedenle doğru çözüm, işin gerçekleşip gerçekleşmediğini, yargıların birbirini açıklayıp açıklamadığını ve cümlenin metindeki görevini birlikte okumaktır. Cümleler birlikte değerlendirildiğinde anlam ilişkisi, paragrafın düşünce yönünü de görünür kılar.

Anlam İlişkilerine Göre Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Neden - Sonuç (Gerekçe) İlişkisi

Neden-Sonuç ve Gerekçeli Yargı

Neden-sonuç ilişkisi, bir yargının hangi sebep, gerekçe veya nedenden dolayı ortaya çıktığını gösteren anlam bağıdır. Bu tür cümlede yalnızca sonuç bildirilmez; sonucun dayandığı gerekçe de cümlede ya da komşu cümlede verilir. Kaynak derste bu ilişki, gerçekleşmiş bir işin gerekçesini içinde barındıran yapı olarak açıklanır. “Çünkü”, “bu yüzden”, “bundan dolayı”, “-dığı için”, “olduğundan”, “ötürü” gibi ifadeler güçlü ipuçlarıdır; ancak esas ölçüt, iki yargı arasında sebep-sonuç bağının kurulmasıdır. KPSS’de en önemli tuzak amaç cümleleriyle karışmasıdır. Amaç henüz gerçekleşmemiş hedefi, neden-sonuç ise gerçekleşmiş veya gerçekleşmiş sayılan durumun gerekçesini verir. Ayrıca paragrafta önce gerekçe sonra sonuç gelebileceği gibi önce sonuç sonra gerekçe de gelebilir; bu yüzden cümleler birlikte okunmalıdır. Gerekçe olumlu ya da olumsuz olabilir; önemli olan sonucun bir dayanağa bağlanmasıdır.

Neden - Sonuç (Gerekçe) İlişkisi — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Amaç - Sonuç İlişkisi

Amaç Cümlelerinde Hedef, Gerekçe ve Gerçekleşme Ayrımı

Amaç-sonuç ilişkisi diye bilinen başlıkta asıl incelenen yapı amaç cümlesidir. Kaynak derste bu nedenle amaçta tamamlanmış bir sonuç değil, henüz ulaşılmamış bir hedef bulunduğu özellikle vurgulanır. Bir eylem yapılır, yapılmaktadır ya da yapılacaktır; bu eylemin yöneldiği hedef ise gerçekleşmesi istenen durumdur. “İçin”, “diye”, “üzere”, “amacıyla”, “hedefiyle”, “beklentisiyle” gibi yapılar ipucu verebilir; fakat tek ölçüt bu sözcükler değildir. Aynı “için” sözcüğü neden-sonuç da kurabilir. Ayrım, amaç bölümünün gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılarak yapılır. Hedef gerçekleşmemişse amaç; sebep gerçekleşmiş ve sonuç ona bağlanmışsa neden-sonuç vardır. Bazı cümlelerde istek veya düşünce gerçekleşmiş sebep, istenen şey ise amaç olarak birlikte bulunabilir. Bu yüzden amaç cümlesi çözülürken önce yapılan iş, sonra bu işin yöneldiği hedef bulunur. Doğru seçenek hedefi gerçekleşmiş saymaz; yalnızca eylemin hangi niyetle yapıldığını gösterir.

Amaç - Sonuç İlişkisi — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Koşul (Şart) Cümleleri

Koşul Cümlelerinde Bağlılık ve Şartın Görevi

Koşul cümleleri, bir yargının gerçekleşmesini başka bir yargının gerçekleşmesine bağlayan cümlelerdir. Bu ilişkide sonuç kendi başına kesinleşmez; belirli bir şart yerine gelirse mümkün olur. Kaynak derste koşulun özü, iki yargı arasında bağlılık kurulması olarak açıklanır. “-se, -sa” eki, “eğer”, “ancak”, “yeter ki”, “olursa”, “-dikçe” gibi yapılar önemli ipuçlarıdır; fakat tek başına ek aramak yeterli değildir. Asıl soru şudur: Sonuç hangi durumda gerçekleşecektir? Eğer cümlede bir eylem, karar, sonuç veya değerlendirme başka bir durumun gerçekleşmesine bağlanmışsa koşul anlamı vardır. Amaç cümlelerinden farkı, hedefe yönelme değil, sonucun şartla sınırlanmasıdır. Çözümde ekleri görmek yardımcıdır, fakat belirleyici olan iki yargı arasındaki “olursa olur” düzenidir. Doğru seçenek şartı yok saymaz, sonucu bağımsız bir kesinlik gibi sunmaz.

Koşul (Şart) Cümleleri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Anlatım Özelliklerine Göre Cümleler

Cümlelerde Anlatım Özelliklerini Anlam, Aktarım ve Üslup Üzerinden Okumak

Anlatım özelliklerine göre cümleler, cümlenin ne söylediği kadar bunu nasıl söylediğiyle ilgilenir. Kaynak derste ilk ayrım anlatım ile aktarım arasında kurulur. Anlatım, sözün sade, doğrudan, sanatlı, mecazlı veya dolaylı biçimde kurulmasıdır; aktarım ise başkasına ait sözün aynen ya da değiştirilerek verilmesidir. Bu nedenle “doğrudan anlatım” ile “doğrudan aktarım” aynı başlık değildir. Sınavda adayın anlatım biçimini, kanıtlanabilirlik düzeyini, söz sanatlarının varlığını ve metne hangi yönden bakıldığını ayırması gerekir. İçerik metnin ne anlattığını, üslup nasıl anlattığını, biçim ise tür, yapı, ölçü ve dış kuruluş özelliklerini gösterir. En yaygın tuzak, bu kavramları birbirinin yerine kullanmaktır. Bir cümle aynı anda birden fazla özellik taşıyabileceği için soru kökü belirleyicidir. Doğru çözüm, kavram adını ezberlemekten çok cümlenin söyleyiş görevini ve metne bakış yönünü doğru sınıflandırmaktır.

Anlatım Özelliklerine Göre Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Öznel ve Nesnel Anlatım

Öznel ve Nesnel Anlatımda Kanıtlanabilirlik Ölçütü

Öznel ve nesnel anlatım ayrımı, cümledeki yargının kişisel yoruma mı yoksa denetlenebilir bilgiye mi dayandığını gösterir. Kaynak derste nesnelliğin temel ölçütü ispatlanabilirlik olarak verilir: sayı, ölçü, belge, gözlem, tarih, yer, tür ve benzeri bilgiler doğrulanabilir ya da yanlışlanabilir. Öznel anlatımda ise söyleyenin beğenisi, düşüncesi, duygusu veya göreceli değerlendirmesi bulunur. “Güzel”, “etkileyici”, “başarılı”, “sıkıcı”, “büyük ölçüde” gibi ifadeler bağlama göre kişisel yorum doğurabilir. Sınavda önemli olan cümlenin gerçekten doğru olup olmadığı değil, doğruluğunun ya da yanlışlığının kanıtlanabilir olup olmadığıdır. Yanlış bir önerme bile denetlenebiliyorsa nesnel kabul edilir; kanıtlanamayan beğeni ise özneldir. Bu nedenle çözümde ana yargı bulunmalı, varsa nesnel bilgi ile öznel yorum birbirinden ayrılmalıdır. Doğru cevap, sözcük ezberinden çok yargının kişisel beğeniden bağımsız biçimde sınanıp sınanamayacağını görmeye dayanır.

Öznel ve Nesnel Anlatım — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Tanım Cümleleri

Tanım Cümlelerinde Kavramın Sınırını Belirleme

Tanım cümleleri, bir kavramın ya da varlığın ne olduğunu belirgin özellikleriyle açıklayan cümlelerdir. Bu cümlelerde amaç yalnızca bilgi vermek değil, sözü edilen unsurun sınırını çizmek ve onu benzerlerinden ayırmaktır. En pratik denetim, cümleye “Bu nedir?” sorusunu yöneltmektir; cümle bu soruya doğrudan cevap veriyorsa tanım değeri kazanır. “Denir”, “adı verilir”, “olarak adlandırılır” gibi kalıplar güçlü ipucudur, fakat tanım her zaman bu sözlerle kurulmaz. Sınavda en sık karıştırılan nokta, açıklama cümlesiyle tanım cümlesinin ayrımıdır. Her tanım açıklayıcı bilgi taşır; ancak her açıklama tanım değildir. Tanım kavramın özünü verir, açıklama ise çoğu zaman bir düşünceyi geliştirir, örneklendirir ya da pekiştirir. Bu yüzden çözümde önce tanımlanan kavram, sonra cümlenin ona kimlik kazandırıp kazandırmadığı aranmalıdır.

Tanım Cümleleri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Karşılaştırma Cümleleri

Karşılaştırma Cümlelerinde İki Unsur Arasındaki İlişki

Karşılaştırma cümleleri, iki ya da daha fazla varlık, kavram, durum, kişi, dönem veya düşünce arasında ilişki kuran cümlelerdir. Bu ilişki benzerlik, farklılık, üstünlük, eşitlik, derece farkı ya da önceki durumla sonraki durum arasındaki değişim biçiminde kurulabilir. “Daha”, “en”, “kadar”, “gibi”, “ise”, “-den” eki ve “göre” sözcüğü önemli ipuçlarıdır; fakat tek başına kalıp görmek yeterli değildir. Asıl ölçüt, cümlede en az iki unsurun belirli bir yön bakımından birlikte değerlendirilmesidir. Sınav tuzağı, benzetme ile karşılaştırmayı ya da tek unsurun niteliğini karşılaştırma sanmaktır. Çözümde önce karşılaştırılan unsurlar, sonra karşılaştırma ölçütü bulunmalıdır. Taraflardan biri açıkça yazılmasa bile zaman, bağlam veya eklerden seziliyorsa ilişki kurulabilir. Özellikle eski-yeni durum kıyasları, yalnızca iki ayrı nesne arayan adaylara kolayca gözden kaçabilir.

Karşılaştırma Cümleleri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

İçerik ve Üslup (Biçem) Bildiren Cümleler

İçerik ve Üslup Cümlelerinde Ne Anlatıldığı ile Nasıl Anlatıldığı

İçerik ve üslup bildiren cümleler, bir metni ya da eseri iki ayrı açıdan değerlendirmeyi öğretir. İçerik, cümlenin “ne anlatılıyor?” sorusuna verdiği cevaptır; konu, olay, kişi, düşünce, bilgi ve mesaj alanına girer. Üslup ya da biçem ise “nasıl anlatılıyor?” sorusuyla ilgilidir; dilin sade, süslü, yoğun, akıcı, konuşma diline yakın ya da sanatlı oluşu bu alandadır. Biçim ise tür, ölçü, dize düzeni, bölümleme ve dış yapı gibi kurgu özelliklerine yönelir. Sınav tuzağı, bir eserin konusunu anlatan cümleyi üslup sanmak ya da anlatım dilini içerik gibi okumaktır. Çözümde cümlenin eserin malzemesini mi, yoksa bu malzemenin sunuluş biçimini mi değerlendirdiği ayırt edilmelidir. Aynı cümlede içerik ve üslup birlikte bulunabilir; bu durumda iki bilgi ayrı ayrı etiketlenmelidir.

İçerik ve Üslup (Biçem) Bildiren Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Doğrudan Anlatım (Aktarma) Cümleleri

Doğrudan Aktarımda Sözü Değiştirmeden Verme

Doğrudan anlatım, bir kişiye ait sözün ya da düşüncenin değiştirilmeden aktarılmasıdır. Aktarıcı, sözü kendi yorumuyla yeniden kurmaz; konuşanın cümlesini, söyleyişini ve anlamını koruyarak verir. Bu nedenle “dedi”, “der”, “diye”, “diyerek”, “demişti” gibi demek fiilinden gelen biçimler güçlü ipucudur. Tırnak işareti, iki nokta ve aktarma cümlesi de doğrudan anlatımı destekleyebilir; fakat asıl ölçüt noktalama değil, sözün bozulmadan aktarılmasıdır. Sınav tuzağı, her aktarma fiilini doğrudan anlatım saymak ya da tırnak bulunmadığında doğrudan aktarımı yok sanmaktır. Bir cümlede başkasının sözü kendi biçimiyle korunuyorsa doğrudan anlatım vardır. Bu kullanım, bağlama göre tanık gösterme ya da karakter konuşturma işleviyle de birleşebilir. Kişi, kip, sözcük dizilişi ve vurgu korunuyorsa aktarım doğrudan kabul edilir; değiştirme başladığında dolaylı anlatıma yaklaşılır.

Doğrudan Anlatım (Aktarma) Cümleleri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Dolaylı Anlatım (Aktarma) Cümleleri

Dolaylı Aktarımda Sözü Anlamını Koruyarak Yeniden Kurma

Dolaylı anlatım, başkasına ait sözün ya da düşüncenin anlamı korunarak, fakat cümle biçimi değiştirilerek aktarılmasıdır. Aktarıcı, konuşanın sözünü tırnak içinde aynen vermez; kişi, zaman, ek, kip veya söz dizimi üzerinde değişiklik yaparak kendi cümlesine yerleştirir. “Belirtir”, “söyler”, “ifade eder”, “vurgular”, “dile getirir” gibi fiiller dolaylı aktarımda sık görülür. Doğrudan anlatımdan ayrımın ana ölçütü, sözün aynen korunup korunmadığıdır. Küçük bir ek ya da yapı değişikliği bile aktarımı dolaylı hâle getirebilir. Sınavda dolaylı anlatım çoğu zaman doğrudan anlatımla birlikte sorulur; bu yüzden anlamın kime ait olduğu ve cümlenin kimin diliyle kurulduğu ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Özellikle “olduğunu”, “ettiğini”, “yapacağını” gibi yapılar sözün aktarıcının cümlesine bağlandığını gösterir. Noktalama yerine sözün yeniden kurulup kurulmadığına bakmak gerekir.

Dolaylı Anlatım (Aktarma) Cümleleri — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Cümle Analizi (Cümle Değerlendirme)

Cümle Analizinde Yargıyı Seçenek Üzerinden Denetleme

Cümle analizi, numaralanmış cümleler hakkında verilen değerlendirmelerin metindeki karşılığını arama becerisidir. Bu soru tipinde seçenekler bazen iki cümle arasındaki ilişkiyi, bazen tek cümlenin anlatmak istediği düşünceyi, bazen de anlatım veya aktarım özelliğini sorar. Çözümde önce soru kökü ve seçenek dikkatle okunur; hangi cümleye, hangi ilişkiye ya da hangi anlatım özelliğine bakılacağı belirlenir. Sonra metne dönülür ve yalnızca ilgili veri üzerinden doğrulama yapılır. Neden-sonuç, koşul, örnekleme, aynı doğrultuda olma, karşıtlık, çıkarım, sade anlatım, mecazlı anlatım, doğrudan ya da dolaylı aktarım gibi başlıklar birbirine karıştırılmamalıdır. Sınavda tuzak genellikle doğru görünen ama cümlede açıkça bulunmayan bir ilişkiyi seçenek gibi sunmaktır. Bu yüzden doğru cevap, kavram ezberiyle değil, seçeneğin iddiasını cümlede açık delille karşılaştırarak bulunur.

Cümle Analizi (Cümle Değerlendirme) — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Cümlenin Yapısı

Cümlenin Yapısında Yüklem Sayısı ve Yan Yargı Denetimi

Cümlenin yapısı, bir cümlenin yüklem sayısına ve yan yargı içerip içermemesine göre sınıflandırılmasıdır. Soru kökünde “yapısı bakımından” ifadesi görüldüğünde ilk iş yüklemi bulmak ve yüklem sayısını belirlemektir. Tek yüklemli cümleler basit ya da birleşik olabilir; ayrım, yüklem dışında yan yargı kuran fiilimsi, şart, iç içe alıntı veya “ki”li yapı bulunup bulunmamasına bağlıdır. Birden çok yüklem varsa cümle sıralı ya da bağlıdır; yüklemler noktalama ile yan yana gelmişse sıralı, bağlaçla bağlanmışsa bağlı cümle düşünülür. Bağlacın sadece sözcükleri bağlaması bağlı cümle sayılmaz. Sınav tuzağı, fiilimsiyi yüklem sanmak, her “ki”yi birleşik kabul etmek veya tek yüklemli cümleyi sırf uzun olduğu için çok yüklemli görmektir. Doğru çözüm, cümleyi uzunluğuna göre değil, kurduğu temel ve yan yargıların sayısına göre okumaktır.

Cümlenin Yapısı — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Cümle Tamamlama

Cümle Tamamlamada Anlam Akışı ve Dil Bilgisel Uyum

Cümle tamamlama, boş bırakılan yere anlam, bağlam ve dil bilgisi bakımından en uygun ifadeyi yerleştirme işidir. Boşluk tek sözcük, söz öbeği veya cümle düzeyinde olabilir; doğru seçenek yalnızca kulağa doğal gelen değil, öncesi ve sonrasıyla kanıtlanabilen seçenektir. Çözümde önce metnin konusu ve kurulmak istenen yargı belirlenir, sonra boşluğun iki tarafındaki ekler, bağlaçlar, tamlamalar ve anlam yönü incelenir. “Çünkü” gerekçe, “ancak” karşıtlık, “bu nedenle” sonuç, “oysa” beklentiye aykırılık gerektirir. Birden fazla boşluk varsa seçenekler bütün boşluklarda birlikte denenir. Olumsuz köklerde cümleyi tamamlamayan seçenek aranır. Sınav tuzağı, ilk boşluğa uyan ama ikinci boşlukta yapıyı bozan ifadeyi doğru sanmaktır. Doğru çözümde seçenek, boşluğa yerleştirildikten sonra cümle yeniden okunur ve bütünlük bozulmuyorsa kabul edilir.

Cümle Tamamlama — detaylı konu anlatımı

Cümlede Anlam

Cümle Oluşturma

Cümle Oluşturmada Kurallı Diziliş ve Son-Baş Bağı

Cümle oluşturma sorularında verilen söz öbekleri anlamlı ve kurallı bir cümle kuracak biçimde sıralanır. Kurallı cümlede yüklem sonda bulunduğu için ilk aşamada yüklem olabilecek öbek belirlenir. Ardından söz öbeklerinin son sözcükleriyle sonraki öbeklerin başları arasındaki anlam, ek, tamlama ve çağrışım bağları izlenir. Bu yöntem son-baş bağı olarak düşünülebilir: bir öbeğin sonu, hangi öbeğin başını doğal biçimde çağırıyorsa ikili blok oluşur. Sonra bu bloklar özne, tamamlayıcı ögeler ve yüklem düzeni içinde yerleştirilir. Soru kökü baştan ikinci, sondan üçüncü gibi bir konumu sorabilir; bu yüzden kurulan sıra son aşamada kökle eşleştirilmelidir. Tuzak, sadece yüklemi bulup ara öbeklerin bağını denetlememektir. Böylece çözüm, sezgisel sıralama olmaktan çıkar ve her parçanın komşusuyla kurduğu ilişkiye dayanır.

Cümle Oluşturma — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Paragrafın Yapısı

Paragrafın Yapısında Bölüm Düzeni ve Anlam Bağları

Paragrafın yapısı, cümlelerin yalnız aynı konudan söz etmesi değil, belirli bir düşünce düzeni içinde birbirini tamamlamasıdır. Giriş bölümü konuyu açar ve çoğu zaman kendinden önceki bir cümleye ihtiyaç duymaz. Gelişme bölümü bu sınırı örnek, gerekçe, karşılaştırma, açıklama ya da ayrıntıyla genişletir. Sonuç bölümü ise metnin yönünü toparlar, ana düşünceyi belirginleştirir veya anlatılanları bir yargıya bağlar. Yapı sorularında adaydan beklenen, cümlenin tek başına güzel olup olmadığına değil, paragrafın neresine yakıştığına bakmasıdır. Bağlayıcı sözcükler, zamirler, tekrar edilen kavramlar, neden-sonuç ilişkileri ve karşıtlık işaretleri cümleler arasındaki bağlantıyı gösterir. En önemli tuzak, ilk cümleyi her zaman genel, son cümleyi her zaman özet sanmaktır; asıl ölçüt anlam akışıdır, geçişler ve parçanın bütünündeki görev dağılımıdır. Bu nedenle her cümle önceki ve sonraki bağlamıyla sınanmalıdır.

Paragrafın Yapısı — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Paragrafın Bölümleri ve Boşluk Tamamlama

Paragrafta Eksik Cümleyi Bölüm İşlevine Göre Tamamlama

Paragrafın bölümleri ve boşluk tamamlama soruları, eksik bırakılan cümlenin yalnızca anlamını değil, paragraftaki görevini bulmayı gerektirir. Boşluk baştaysa seçenek giriş cümlesi gibi davranmalı; öncesinde başka bir cümle varmış izlenimi veren bağlaç, zamir ve gönderimlerle başlamamalıdır. Boşluk ortadaysa doğru cümle, önceki cümleden aldığı kavramı sonraki cümleye taşıyan bir köprü kurmalıdır. Boşluk sonda olduğunda ise metnin ana yönünü toparlayan, yeni ve kopuk ayrıntı açmayan sonuç cümlesi aranır. KPSS’de temel tuzak, seçeneklerin hepsinin konu bakımından yakın görünmesidir; doğru cevap konuya benzeyen değil, bulunduğu yerde sözcüksel ve anlamsal bağı tamamlayan cümledir. Bu nedenle soru çözümünde boşluğun yeri, çevre cümlelerdeki gönderici unsurlar, neden-sonuç, karşıtlık, açıklama ve örnekleme ilişkileri birlikte değerlendirilmelidir. Son denetim, seçeneği yerleştirip paragrafı kesintisiz okumaktır.

Paragrafın Bölümleri ve Boşluk Tamamlama — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Düşüncenin Akışını Bozan Cümleler

Akışı Bozan Cümleyi Mesajdan Ayırma

Düşüncenin akışını bozan cümle sorularında verilen beş ya da altı cümle çoğu zaman aynı geniş konu çevresinde görünür; bu yüzden doğru cevap açıkça konu dışı duran bir cümle olmak zorunda değildir. Kaynakta vurgulanan temel nokta, cümlelerden birinin parçanın bütününde verilmek istenen mesajın dışına çıkmasıdır. Aday geniş konu ortaklığına değil, cümlelerin aynı düşünce çizgisine hizmet edip etmediğine bakmalıdır. Her seçenek doğru cevap olmaya adaydır; yalnız ortadaki seçeneklere alışkanlıkla yönelmek ya da bağlaç gördüğü için cümleyi parçaya bağlı sanmak güvenli değildir. Doğru denetim, konu, mesaj, bakış açısı, anlamsal bağ ve sözcüksel bağ birlikte incelenerek yapılır. Şüpheli cümle çıkarıldığında geriye kalan cümleler daha tutarlı ilerliyor, ana mesaj kesintisiz biçimde okunuyor ve bağlantılar zayıflamıyorsa akışı bozan cümle bulunmuş olur.

Düşüncenin Akışını Bozan Cümleler — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Paragrafı İkiye Bölme

Paragrafta Yeni Düşüncenin Başladığı Noktayı Belirleme

Paragrafı ikiye bölme soruları, tek parça verilmiş metinde ikinci düşünce biriminin nerede başladığını buldurur. Burada amaç akışı bozan cümleyi atmak değildir; iki ayrı paragraf oluşturabilecek doğal sınırı görmektir. İlk bölüm kendi konu ve mesajını sürdürürken bir noktadan sonra yazar aynı genel alan içinde yeni bir yön, örnek, karşılaştırma, sonuç ya da bakış açısı açabilir. Bölme noktası çoğu zaman tamamen kopuk görünmez; hatta önceki bölümden kavram taşıyabilir. Ancak sonraki cümleler artık o yeni cümlenin etrafında gelişiyorsa ikinci paragraf başlamıştır. Çözümde giriş cümlesi özellikleri, cümleler arası gönderimler, genelden özele veya özelden genele ilerleme ve “son-baş” bağlantıları izlenir. Doğru ayrım yapıldığında iki parça da kendi içinde anlamlı ve tamamlanabilir bir bütün oluşturur. Bu yaklaşım, çeldiricileri biçimsel değil işlevsel olarak eleme alışkanlığı kazandırır.

Paragrafı İkiye Bölme — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Paragraf Oluşturma

Dağınık Cümleleri Anlamlı Paragraf Sırasına Yerleştirme

Paragraf oluşturma sorularında verilen cümleler tek tek anlamlıdır; ölçülen beceri, bu cümlelerin hangi sırayla bütünlüklü bir paragraf kuracağını görmektir. Çözüm giriş cümlesini bulmakla başlar: genel yargı taşıyan, kendinden önce bilgi gerektirmeyen ve bağlaç ya da gönderimle başlamayan cümle başlangıç adayıdır. Sonra cümleler arasındaki sözcüksel ve anlamsal bağlar izlenir. Bir kavramın tekrarı, zamirle karşılanması, üst anlamlı ifadeye dönüşmesi veya “bu durum” gibi gönderimlerle sürmesi sırayı belirleyebilir. Anlam bakımından genel yargıdan örneğe, nedenden sonuca, sorundan çözüme, iddiadan açıklamaya geçiş aranır. Tuzak, iki cümleyi yakın görüp tüm paragraf akışını kontrol etmeden sıralamaktır. Doğru diziliş, giriş-gelişme-sonuç duygusu veren ve hiçbir cümleyi havada bırakmayan diziliştir. Bu yaklaşım, çeldiricileri biçimsel değil işlevsel olarak eleme alışkanlığı kazandırır.

Paragraf Oluşturma — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Paragrafta Yer Değiştirme

Paragrafta yer değiştirme sorularında amaç, metinden bir cümle çıkarmak değil, yeri karışmış iki cümleyi bulup anlamlı bütünlüğü yeniden kurmaktır. Kaynak derste bu soru tipinde genellikle beş numaralı cümle verildiği, iki cümlenin kendi arasında yer değiştirdiği ve soru kökünde “anlamlı bir bütün oluşturabilmesi için hangi ikisi yer değiştirmelidir” çizgisinin arandığı anlatılır. Çözümün ilk kontrolü birinci cümledir: giriş cümlesi genel bir hüküm taşımalı, kendinden önce başka bir cümle gerektiren bağlayıcı veya gönderici ifadelerle başlamamalıdır. Birinci cümle gerçekten girişse, onun bulunduğu seçenekler elenir; sonra cümleler anlamsal ve sözcüksel bağlarla ilerletilir. Bir cümle “örneğin” diye başlıyorsa önce örneklenecek genel düşünce aranır; “bu, bunlar, onların” gibi gönderimler de önceki cümlede karşılık bulmalıdır. Doğru değişim, yalnız kopuk görünen yeri değil, bütün paragrafın okunuşunu düzeltir.

Paragrafta Yer Değiştirme — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Paragrafın İçeriği

Paragrafın İçeriğini Okuma: Konu, İleti ve Ayrıntı Dengesi

Paragrafın içeriği, bir metnin hangi varlık, durum, olay ya da düşünce çevresinde kurulduğunu ve bu çerçevede okura ne sunduğunu anlamaktır. KPSS’de bu alan yalnız konu bulma becerisiyle sınırlı değildir; ana düşünceyi, yardımcı düşünceleri, yazarın tutumunu, örneklerin işlevini ve seçeneklerdeki sınır aşımını birlikte görmeyi gerektirir. İçerik sorularında temel ölçüt, metne sadakattir. Okur kendi bilgisini, duygusunu veya metne yakışan ama söylenmemiş bir sonucu seçeneğe eklediğinde tuzağa düşer. Önce soru kökü, ardından paragrafın kavram ağı ve cümlelerin birbirine bağlanma biçimi izlenmelidir. Konu genellikle kısa ve yargısızdır; ana düşünce yargı taşır; yardımcı düşünceler ise bu yargıyı genişletir. Bu ayrımı kuran aday, uzun paragraflarda bile metnin sınırını kaybetmeden ilerler. Ayrıca sınavda içerik, yalnız doğru anlamı bulmayı değil, doğru görünse de metinde temeli olmayan seçeneği eleme becerisini ölçer.

Paragrafın İçeriği — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Ana Düşünce

Ana Düşünceyi Bulma: Metnin Asıl Mesajını Yakalama

Ana düşünce, paragrafın konusu hakkında okura verilmek istenen temel mesajdır. Konu yargısız bir alanı gösterirken ana düşünce yargı taşır; bu nedenle doğru seçenek genellikle metnin bütününü kapsayan, yazarın asıl tutumunu veren cümledir. KPSS’de ana düşünce soruları çoğunlukla olumlu soru kökleriyle gelir ve çözümde öncelik metnin bütününe verilmelidir. Açıklayıcı, tartışmacı ya da öyküleyici metinlerde ana düşünce farklı biçimlerde görünebilir; bazen açık bir sonuç cümlesinde, bazen örneklerin ortak yönünde, bazen de karşıt görüşe verilen cevapta saklıdır. En büyük tuzak, konuyu ana düşünce sanmak veya metinde yalnız bir ayrıntıyı kapsayan seçeneği seçmektir. Ana düşünce, paragrafın tüm cümlelerini taşıyabilmeli ve metne dışarıdan eklenen kişisel yoruma dayanmamalıdır. Soru kökündeki “asıl”, “vurgulanmak istenen” ve “çıkarılabilecek en kapsamlı yargı” ifadeleri bu merkeze yöneltir.

Ana Düşünce — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Yardımcı Düşünceler

Yardımcı Düşünceleri Ayırt Etme ve Olumsuz Kök Tuzakları

Yardımcı düşünceler, paragrafın ana düşüncesini destekleyen, açıklayan, örneklendiren, sınırlandıran veya derinleştiren yan yargılardır. Bir paragrafta ana düşünce genellikle tek merkez oluştururken yardımcı düşünce sayısı birden fazladır. Bu yüzden KPSS’de yardımcı düşünce soruları çoğunlukla “değinilmemiştir”, “söz edilmemiştir”, “yer verilmemiştir”, “yoktur” gibi biçimce olumsuz köklerle gelir. Çözümde amaç, seçeneklerin metinde açık karşılığı bulunup bulunmadığını denetlemektir. Ancak “ulaşılamaz”, “çıkarılamaz”, “söylenemez” gibi kökler yalnız yardımcı düşünce değil, ana düşünceyle de ilişkili olabilir; bu nedenle soru kökü dikkatle okunmalıdır. Seçenekler kısa ve ayırt edilebilir olduğunda önce seçeneklerin anahtar sözcükleri belirlenebilir; seçenekler çok uzunsa metni önce okumak daha güvenlidir. En önemli kural, metinde dayanağı olmayan ayrıntıyı doğru kabul etmemektir. Yardımcı düşünce metne bağlı kanıt ister; seçenek metindeki sözü büyütür, daraltır veya tersine çevirirse elenir.

Yardımcı Düşünceler — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Paragrafta Anlatım Biçimleri

Paragrafta Anlatım Biçimini Baskın Amaçtan Belirleme

Paragrafta anlatım biçimi, yazarın metni hangi amaçla kurduğunu gösteren temel okuma ölçütüdür. Aynı konuda yazılan iki paragraf, biri bilgi vermeyi, biri düşünceyi savunmayı, biri olay aktarmayı, biri de görünüm sezdirmeyi amaçladığı için farklı anlatım biçimleriyle kurulabilir. Açıklayıcı anlatımda bilgi verme ve anlaşılır kılma; tartışmacı anlatımda görüş ileri sürme, karşı çıkma ve ikna etme; öyküleyici anlatımda olay, kişi, yer ve zaman içinde ilerleyen hareket; betimleyici anlatımda ise duyulara dayalı izlenim oluşturma öne çıkar. Sorularda tek bir sözcük ya da tek bir cümleye bağlanmak yanıltıcıdır. Metinde karşılaştırma, örnekleme veya kişileştirme bulunması anlatım biçimini tek başına belirlemez; bunlar düşünceyi geliştirme yolları olabilir. Doğru çözüm, paragrafın başat tutumunu ve okurda oluşturmak istediği etkiyi görmektir.

Paragrafta Anlatım Biçimleri — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Açıklayıcı Anlatım

Açıklayıcı Anlatımda Bilgiyi Öğretici Bir Düzenle Sunma

Açıklayıcı anlatım, bir kavramı, durumu, olguyu ya da düşünce alanını okura anlaşılır biçimde tanıtmayı amaçlayan anlatım biçimidir. Bu anlatımda yazarın temel derdi okuru kendi görüşüne çekmek değil, bilgi vermek ve zihindeki belirsizliği gidermektir. Bu nedenle cümleler çoğu zaman açık, düzenli, sade ve öğretici bir çizgide ilerler. Tanımlama, örnekleme, karşılaştırma, sınıflama ve sayısal veri açıklayıcı metinlerde görülebilir; ancak bunlar anlatım biçiminin kendisi değil, bilgiyi geliştiren yardımcı yollardır. Açıklayıcı anlatım tartışmacı anlatımla karıştırılabilir, çünkü ikisi de düşünce metni görünümündedir. Ayırıcı ölçüt şudur: Metin sonunda yalnız bilgi sahibi oluyorsak açıklayıcı yön ağır basar; yazar belirgin bir görüşe taraf toplamaya çalışıyorsa tartışmacı yön güçlenir. Sınavda tek bir öznel cümleye değil, metnin baskın amacına bakılmalıdır.

Açıklayıcı Anlatım — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Tartışmacı Anlatım

Tartışmacı Anlatımda Görüşü Gerekçeyle Savunma

Tartışmacı anlatım, yazarın bir düşünceyi ortaya koyduğu, bu düşünceyi desteklediği ve okuru belirli bir bakış açısına yaklaştırmaya çalıştığı anlatım biçimidir. Bu metinlerde yalnızca bilgi verilmez; bilgi çoğu zaman savunulan görüşe gerekçe sağlamak için kullanılır. Yazar yerleşik bir kanıya karşı çıkabilir, yanlış bulduğu anlayışı sorgulayabilir, kendi düşüncesini kanıtlamaya çalışabilir ya da okurun tutumunu değiştirmek isteyebilir. Bu nedenle tartışmacı anlatımda öznellik, değerlendirme, gerekçe, karşılaştırma ve kanıtlama çabası belirginleşir. Açıklayıcı anlatımla farkı, bilgi ile görüş arasındaki işlev ayrımında görülür. Metin okuru yalnız bilgilendiriyorsa açıklayıcıdır; okura bir düşünceyi benimsetmeye çalışıyorsa tartışmacıdır. Sınavda her düşünce cümlesi tartışma sayılmaz; baskın amaç savunma ve ikna olmalıdır. Seçenekler değerlendirilirken kullanılan kanıt türüyle anlatım biçimi ayrı düşünülmelidir. Bu ayrım, açıklama ile savunmayı birbirinden ayırır ve hızlı seçenek elemeyi sağlar.

Tartışmacı Anlatım — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Öyküleyici Anlatım

Öyküleyici Anlatımda Olay Akışını ve Hareketi İzleme

Öyküleyici anlatım, bir olayın ya da olaylar dizisinin kişi, yer ve zaman unsurlarıyla birlikte aktarılmasıdır. Bu anlatım biçiminde metin durağan bir görünümü sergilemekten çok ilerleyen bir oluşu izletir. Kişiler bir şey yapar, olay belli bir çevrede gerçekleşir, zaman içinde değişim veya hareket oluşur. Fiiller ve fiilimsiler akışı taşır; okur metni okurken başlangıçtan sonraki duruma doğru giden bir çizgi takip eder. Olay gerçek hayattan alınmış da olabilir, kurmaca biçimde tasarlanmış da olabilir; bu ayrım anlatım biçimini değiştirmez. Öyküleyici anlatım betimlemeyle karıştırılabilir, çünkü olay anlatılırken mekân ve kişiler de tanıtılabilir. Ayırıcı ölçüt, metnin ana işidir: Okur bir tabloyu seyrediyorsa betimleme, bir olayın gelişimini izliyorsa öyküleme baskındır. Zaman akışı, eylem yoğunluğu ve değişim birlikte değerlendirilmelidir.

Öyküleyici Anlatım — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Betimleyici Anlatım

Betimleyici Anlatımda İzlenimi Görünür Kılma

Betimleyici anlatım, bir varlığı, kişiyi, yeri ya da durumu okurun zihninde belirgin bir izlenime dönüştürme yoludur. Sınav çerçevesinde bu anlatım biçimini bulurken metnin yazılış amacına bakılır: Yazar bilgi mi veriyor, düşünce mi savunuyor, olay mı aktarıyor, yoksa okura bir görüntü ve duygu alanı mı kuruyor? Betimlemede niteleyici sözcükler, duyulara seslenen ayrıntılar, renk, biçim, duruş, ses, koku ve dokunma izlenimleri öne çıkar. Ancak her sıfat betimleme anlamına gelmez; metnin bütününde durağan bir görünüş ya da atmosfer kurma amacı aranır. Öyküleme içinde de betimleme bulunabilir, fakat hareket ve zaman akışı baskınsa anlatım biçimi öyküleyici kalır. KPSS’de tuzak, tek bir tasvir cümlesine bakıp bütün paragrafı betimleyici saymaktır. Doğru çözüm, soru kökündeki “yer verilmiştir” ile “ağır basmaktadır” ayrımını fark ederek tasvirin metindeki işlevini tartmaktır.

Betimleyici Anlatım — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Düşünceyi Geliştirme Yolları

Düşünceyi Geliştirme Yollarında Kanıt, Açıklık ve Somutluk

Düşünceyi geliştirme yolları, paragrafta yazarın bilgiyi, görüşü ya da izlenimi daha açık, anlaşılır, inandırıcı ve somut hâle getirmek için kullandığı destekleyici araçlardır. Bunlar anlatım biçimiyle aynı şey değildir; açıklayıcı, tartışmacı, öyküleyici veya betimleyici bir metnin içinde yer alabilir. Tanımlama kavramın sınırını çizer, karşılaştırma iki unsur arasında benzerlik, farklılık ya da üstünlük ilişkisi kurar, örnekleme genel düşünceyi somut durumlarla görünür kılar. Sayısal veriler nesnelliği güçlendirir, tanık gösterme güvenilir bir söze yaslanır, benzetme ve kişileştirme anlatımı etkili kılar, duyusal ayrıntılar izlenimi artırır. KPSS’de tuzak, seçeneklerdeki her ifadeyi anlatım biçimi sanmak veya tek anahtar kelimeyle karar vermektir. Doğru işlem, soru kökünü okuyup metindeki işlevi denetlemektir. Özellikle olumsuz köklerde her seçeneğin metindeki somut karşılığı ayrı ayrı aranmalıdır.

Düşünceyi Geliştirme Yolları — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Tanımlama

Tanımlamada Kavramın Sınırını Belirleme

Tanımlama, bir kavramın, varlığın, kişinin ya da durumun belirgin özellikleriyle tanıtılmasıdır. KPSS’de pratik ölçüt, cümlenin “Bu nedir?” veya “Bu kimdir?” sorusuna cevap verip vermediğidir. Bir tanım, sözlükteki gibi tamamen nesnel kurulabilir; yazarın yorumunu taşıyan öznel bir söyleyişle de kurulabilir. Bu nedenle tanımlamayı ararken “kanıtlanabilir mi” sorusuna değil, kavramın sınırı çiziliyor mu sorusuna bakılır. Tanımlama çoğu zaman açıklayıcı anlatımı destekler ve paragrafın konusunu, ana düşüncesini ya da metnin yönünü belirleyen güçlü bir ipucu verir. Tuzak, örnek vermeyi, betimlemeyi veya yalnızca özellik saymayı tanım sanmaktır. Cümle, anlatılan şeyin ne olduğunu gösteriyorsa tanımlama vardır; yalnız ayrıntı ekliyorsa yoktur. “Yer verilmiştir” sorusunda tek tanım cümlesi yeterli olabilir. Soru kökü mutlaka bu işlevle birlikte okunmalıdır.

Tanımlama — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Karşılaştırma

Karşılaştırmada İki Unsur Arasındaki Anlam Bağını Okuma

Karşılaştırma, en az iki varlık, kavram, kişi, dönem, eser, durum ya da yargı arasında benzerlik, farklılık veya üstünlük ilişkisi kurmaktır. Bu yol, herhangi bir anlatım biçiminin içinde kullanılabilir; açıklayıcı metinde bilgiyi netleştirir, tartışmacı metinde görüşü güçlendirir, öyküleyici veya betimleyici metinde kişiler ve durumlar arasındaki ayrımı belirginleştirir. “En” sözcüğü üstünlük anlamı taşıdığı için güçlü bir işarettir; bağlaç görevindeki “ise” de iki unsuru karşı karşıya getirebilir. Ancak “daha”, “göre”, “kadar” ve “-den” gibi yapılar her zaman karşılaştırma oluşturmaz; anlam kontrolü gerekir. KPSS’de tuzak, yalnız ipucu sözcüğe güvenmek veya ortak yön bildiren cümleleri karşılaştırma saymamaktır. İki unsur birlikte düşünülüp aralarında bağ kuruluyorsa karşılaştırma vardır. “Yer verilmiştir” seçeneğinde kısa bir kıyas yeterli olabilir; “ağır basmaktadır” sorusunda metnin genel işlevi ayrıca tartılır.

Karşılaştırma — detaylı konu anlatımı

Paragrafta Anlam

Örnekleme

Örneklemede Genel Düşünceyi Somutlaştırma

Örnekleme, yazarın genel veya soyut bir düşünceyi okurun zihninde somutlaştırmak için belirli kişi, eser, olay, nesne, durum ya da türler vermesidir. Amaç, anlatılan bilginin karşı tarafa daha kolay geçmesi ve akılda kalmasıdır. “Örneğin”, “mesela”, “söz gelimi” gibi ifadeler güçlü ipuçlarıdır; fakat örnekleme yalnız bu sözlerle yapılmaz. Bir genel yargıdan sonra “hangi şeyler, ne gibi durumlar, kimler, neler” sorularına cevap veren somut parçalar geliyorsa örnekleme vardır. “Gibi” sözcüğü örnekleme kurabilir ama benzetme ve karşılaştırmada da kullanılabildiği için bağlam kontrolü gerekir. KPSS’de tuzak, her sıralamayı örnekleme saymak veya yalnız anahtar kelime aramaktır. Verilen somut unsur önceki düşünceyi destekliyorsa örnekleme yapılmıştır. Sıralamanın amacı ortamı betimlemekse örnekleme yerine başka bir anlatım özelliği aranır genellikle.

Örnekleme — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Sesler

Türkçede Sesler: Ünlü, Ünsüz ve Sınıflandırma Mantığı

Sesler başlığında bu dersin ağırlığı ünlüler ve ünlü uyumlarıdır. Ünlüler, oluşurken ağız yolunda belirgin bir engele takılmadan çıkar; dil, dudak ve çene konumuna göre değerlendirilir. Dil bakımından e, i, ö, ü ince; a, ı, o, u kalın kabul edilir ve büyük ünlü uyumu bu incelik-kalınlık düzenine dayanır. Dudak bakımından a, e, ı, i düz; o, ö, u, ü yuvarlaktır ve küçük ünlü uyumu komşu hecelerdeki düzlük-yuvarlaklık ilişkisini izler. Çene bakımından a, e, o, ö geniş; ı, i, u, ü dar ünlülerdir. Büyük ünlü uyumunda sözcüğün bütününe, küçük ünlü uyumunda yan yana gelen hecelere bakılır. Bazı sözcükler ve ekler uyum dışı görünebilir; bu durumda kuralı ezberden değil, hangi ünlünün hangi heceyle ilişki kurduğunu görerek yorumlamak gerekir.

Sesler — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Ünlü Sesler ve Ünlü Uyumları

Ünlü Sesler ve Ünlü Uyumları: Dil, Dudak ve Çene Mantığı

Ünlü sesler, ağız yolunda belirgin bir engele uğramadan çıkan ve hecenin merkezini oluşturan seslerdir. Türkçedeki sekiz ünlü dilin konumuna göre kalın-ince, dudakların biçimine göre düz-yuvarlak, çene açıklığına göre geniş-dar olarak incelenir. Bu sınıflandırma ünlü uyumlarının temelidir. Büyük ünlü uyumu dil uyumudur; sözcüğün ilk hecesindeki ünlü kalınsa sonraki hecelerde kalın, inceyse sonraki hecelerde ince ünlüler beklenir. Küçük ünlü uyumu dudak uyumudur; düz ünlüden sonra düz, yuvarlak ünlüden sonra geniş düz ya da dar yuvarlak ünlü gelmesi esastır. Her sözcükte uyum aranmaz: tek hecelilerde karşılaştırma yoktur, alıntı ve birleşik sözcüklerde yapı farklıdır. Ayrıca yor, ken, ki gibi bazı ekler ve tarih içinde değişmiş bazı Türkçe sözcükler uyumu bozabilir. Sınavda önce ünlüleri sınıflandırmak, sonra uyumun aranıp aranmayacağını belirlemek gerekir.

Ünlü Sesler ve Ünlü Uyumları — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Ünsüz Sesler

Ünsüz Sesler: Sertlik, Yumuşaklık ve Eklerle İlişki

Ünsüz sesler, çıkarılırken hava yolunda bir kapanma, sürtünme veya daralma bulunan seslerdir. Türkçede ünsüzleri KPSS açısından önemli yapan şey, eklerle temas ettiklerinde ses olaylarını başlatmalarıdır. Temel ayrım tonlu yani yumuşak ünsüzler ile tonsuz yani sert ünsüzler arasındadır. Sert ünsüzler ç, f, h, k, p, s, ş, t sesleridir; diğer ünsüzler yumuşak grupta değerlendirilir. Bu ayrım ünsüz benzeşmesi ve ünsüz yumuşaması için temel ölçüttür. Türkçe kökenli sözcüklerin sonunda genellikle b, c, d, g bulunmaması, p, ç, t, k ile biten çok heceli sözcüklerin ünlüyle başlayan ek aldığında b, c, d, ğ yönüne değişebilmesi ve sert ünsüzle biten sözcüklere gelen eklerin sert başlaması konuya dahildir. Ancak tek hecelilerde, alıntılarda ve yerleşmiş istisnalarda korunma görülebilir. Bu nedenle ünsüzler harf listesi olarak değil, kök ve ek sınırında işleyen ses düzeni olarak öğrenilmelidir.

Ünsüz Sesler — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Ses Olayları

Ses Olaylarını Okuma: Sözcükteki Ses Hareketini Yakalama

Ses olayları, bir sözcüğün ek alırken, başka bir sözcükle birleşirken ya da cümlede yan yana kullanılırken ses bakımından değişmesidir. Bu değişme bazen ünlülerde, bazen ünsüzlerde, bazen de iki sözcüğün söyleyişte bağlanmasında görülür. KPSS’de güvenli yöntem, önce verilen sözcüğü bulmak, sonra kök ya da yalın biçimle ek almış veya cümlede kullanılmış biçimi karşılaştırmak, en son da somut ses hareketini adlandırmaktır. Ünlü düşmesi, daralma, türeme, değişim; ünsüz yumuşaması, sertleşmesi, türemesi, düşmesi ve ulama aynı ana başlığın parçalarıdır. Tuzak genellikle olay adını ezberletmekten çok, hangi sesin düştüğünü, değiştiğini, türediğini veya yalnızca söyleyişte bağlandığını ayırt ettirmektir. Kök, ek, değişen ses ve olay adı sırası korunursa seçenekler daha açık okunur ve aynı sözcükte birden çok olay olduğunda karışıklık azalır.

Ses Olayları — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Ünsüz Değişimi - Yumuşama

Ünsüz Yumuşaması: Sert Son Sesten Yumuşak Karşılığa Geçiş

Ünsüz yumuşaması, p, ç, t, k ile biten bazı sözcüklerin ünlüyle başlayan ek aldığında son sesini yumuşak karşılığına dönüştürmesidir. Standart yazı dili bakımından ölçü, sözcüğün ekli biçiminde kabul edilen yazımdır; yalnız ağız söyleyişi veya kulağa gelen gevşeme esas alınmaz. P sesi b’ye, ç sesi c’ye, t sesi d’ye, k sesi bağlama göre ğ ya da g’ye yönelebilir. Koşul genellikle sözcüğün son sesinin bu sertlerden biri olması ve ardından ünlüyle başlayan ek gelmesidir. Ancak tek heceli sözcüklerin önemli bir bölümü, bazı alıntılar ve özel adların yazımı tuzak oluşturur. KPSS’de ayırıcı nokta, değişimin kökün sonunda gerçekleştiğini görmek ve sertleşmeyle karıştırmamaktır. Güvenli çözüm, ekli biçimde son sesin b, c, d, ğ veya g yönüne gidip gitmediğini yalın biçimle karşılaştırarak kontrol etmektir.

Ünsüz Değişimi - Yumuşama — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Ünsüz Benzeşmesi (Sertleşme)

Ünsüz Benzeşmesi: Sert Ünsüzden Sonra Ek Başının Sertleşmesi

Ünsüz benzeşmesi, diğer adıyla ünsüz sertleşmesi, sert ünsüzle biten bir sözcüğe ünsüzle başlayan ek geldiğinde ekin ilk sesinin sertleşmesidir. Türkçedeki sert ünsüzler ç, f, h, k, p, s, ş, t sesleridir ve geleneksel olarak “fıstıkçı şahap” kalıbıyla hatırlanır. Bu seslerden biriyle biten sözcüğe c, d, g gibi yumuşak başlayan ek gelirse ek çoğunlukla ç, t, k biçimine döner. Burada kök değişmez; değişim ek tarafındadır. KPSS’de en büyük tuzak yumuşamayla karıştırmaktır. Yumuşamada son ses yumuşar, sertleşmede ise son ses yerinde kalır ve ek ona benzer. Güvenli çözümde kök-ek sınırı belirlenir; son ses sert, değişen ses ek başındaysa benzeşme kararı verilir. Yalnız sert harf görmek yeterli değildir; ekin gerçekten değişip değişmediği de kontrol edilir.

Ünsüz Benzeşmesi (Sertleşme) — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Ses Düşmesi

Ses Düşmesi: ÖSYM Seçeneklerinde Eksilen Sesi Görme

Ses düşmesi, bu kaynakta genel bir kural listesi olarak değil, ÖSYM'nin ses bilgisi seçeneklerini nasıl kurduğu üzerinden anlaşılır. Kaynağın güvenli verdiği ana fikir şudur: sınavda ünlü düşmesi, ünlü daralması, ünlü türemesi, ünsüz yumuşaması, ünsüz sertleşmesi ve ünsüz düşmesi yan yana getirilebilir. Bu yüzden ses düşmesi çalışırken yalnız adı ezberlemek yetmez; kelimenin önceki biçiminde bulunan bir sesin yeni biçimde gerçekten kaybolup kaybolmadığı görülmelidir. Vakti, aklı, ömrü gibi örneklerde ünlü düşmesi; ufacık, minicik, küçücük gibi örneklerde ünsüz düşmesi aranır. Aynı seçenek kümesinde yumuşama, benzeşme ve daralma da bulunabileceği için karar, her kelimedeki somut ses hareketine dayanmalıdır. Kaynağın sınırı da buradadır: konu, çıkmış soru analizinden desteklenen örnekler ve eleme mantığıyla öğrenilmelidir, genişletilmemelidir kesinlikle.

Ses Düşmesi — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Ses Türemesi

Ses Türemesi: Önceki Biçimde Olmayan Sesin Ortaya Çıkması

Ses türemesi, sözcüğün önceki biçiminde bulunmayan bir sesin yeni biçimde ortaya çıkmasıdır. Türeme ünlüde de ünsüzde de görülebilir; ünlü türemesi özellikle küçültme ve pekiştirme örnekleriyle ayırt edilir. Az-azıcık, dar-daracık, bir-biricik ve genç-gencecik biçimlerinde araya gelen ünlü türemeyi gösterir. Öpücük ve gülücük gibi örnekler tuzaktır; oradaki ünlü kelimenin kendi yapısından geldiği için aynı açıklamayla değerlendirilmez. Pekiştirmelerde p, r, s, m unsurundan sonra ünlü bulunup bulunmadığı kontrol edilir. KPSS’de temel soru şudur: Yeni biçimdeki ses gerçekten kökte yok muydu? Güvenli çözüm için yalın biçimle yeni biçim karşılaştırılır; fazladan görünen sesin ekten, kökten veya gerçekten türemeden gelip gelmediği ayırt edilir. Birden fazla ses olayı aynı sözcükte bulunabilir. Özellikle pekiştirmelerde p, r, s, m sonrasında beliren ünlü ile köke ait ünlü birbirinden ayrılmalıdır.

Ses Türemesi — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Ulama

Ulama: Söyleyişte Sözcüklerin Sesçe Bağlanması

Ulama, söyleyişte yan yana gelen iki ayrı sözcüğün sesçe bağlanmasıdır. Temel ölçüt, birinci sözcüğün ünsüzle bitmesi ve ikinci sözcüğün ünlüyle başlamasıdır; ancak asıl uyarı, bu iki koşulun tek başına yetmediğidir. Araya virgül, soru işareti ya da başka bir noktalama işareti girerse ulama yapılmaz. Bu yüzden cümlede önce sözcük sınırı, sonra seslerin karşılaşması, sonra da arada durak oluşturacak işaret olup olmadığı kontrol edilir. Özel adlarda da aynı ses koşulu sağlanıyorsa ulama olabilir; özel ad olmak tek başına engel değildir. Bir başka tuzak, soru düzeninde sözcüklerden birinin alt satıra alınmasıdır. Satır değişse bile iki sözcük arasında noktalama yoksa ve söyleyiş kesilmiyorsa ulama ilişkisi korunur. Doğru çözüm, yalnız yazılı görüntüye değil, söyleyişteki bağlantıya, sözcük ayrılığına ve noktalama engeline birlikte bakmaktır.

Ulama — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Dudak Ünsüzlerinin Benzeşmesi

Dudak Ünsüzlerinin Benzeşmesi: B Öncesindeki N’nin M’ye Dönüşmesi

Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi, kaynakta Türkçede kullanılan bazı kelimelerde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzünün m’ye dönüşmesi biçiminde verilir. Bu yüzden konu, geniş bir yazım kuralı gibi değil, belirli örneklerde görülen sınırlı bir ses olayı olarak öğrenilmelidir. Saklambaç, dolambaç, ambar, amber, cambaz, çember ve kümbet temel örneklerdir. Bu örneklerde bugünkü yazımda b’den önce m bulunur; açıklama ise bu m’nin n’den dönüşmüş olması üzerine kurulur. Soruda dikkat edilecek nokta, değişen sesin b değil n olmasıdır. Kural, her m-b dizilişine otomatik uygulanmaz. Kaynakta desteklenen örnekler üzerinden tanınmalı, yeni kelimelere dayanak olmadan genişletilmemelidir. Böyle çalışıldığında öğrenci hem örnekleri doğru yazar hem de ses olayını ters yönde açıklama hatasına düşmez; konu gereksiz tekrar yerine net sınırla kavranır.

Dudak Ünsüzlerinin Benzeşmesi — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Ünlü Daralması

Ünlü Daralması: Şimdiki Zaman, Olumsuzluk Eki ve İstisnalar

Ünlü daralması, a ve e gibi geniş ünlülerin eklenme sırasında ı, i, u, ü yönüne kapanmasıdır. KPSS düzeyinde konu çoğunlukla şimdiki zaman eki üzerinden sorulur; ancak sadece yor parçasını görmek yeterli değildir. Önce fiilin kökü bulunur, yor eki çıkarıldığında kök ünlüyle mi ünsüzle mi bitiyor diye bakılır. Anla, dinle, söyle gibi ünlüyle biten köklerde daralma görülürken tut, otur, gel gibi ünsüzle biten köklerde sırf şimdiki zaman var diye daralma kabul edilmez. Koru, uyu, taşı gibi bazı fiillerde sondaki dar ünlü zaten kökün parçasıdır; geniş ünlüden dönüşmediği için daralma sayılmaz. Olumsuzluk eki de önemli bir tuzaktır: gelmiyor gibi biçimlerde kök ünsüzle bitse bile ma/me eki yor karşısında daralır. Ayrıca ye ve de fiillerinden türeyen diye, yiyecek, diyen gibi örneklerde daralma yor dışındaki yapılarda da görülebilir.

Ünlü Daralması — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Kökte Ünlü Değişimi

Kökte Ünlü Değişimi: Ben ve Sen Zamirlerinde Kalınlaşma

Kökte ünlü değişimi, ek gelince sözcüğün kökündeki ünlünün başka bir ünlüye dönüşmesidir. Bu başlık KPSS’de geniş bir örnek listesiyle değil, özellikle ben ve sen zamirlerinin yönelme biçimleriyle tanınır. Normal ekleme mantığıyla ben-e ve sen-e gibi biçimler beklenebilirmiş gibi görünür; yerleşik doğru biçimler bana ve sana olduğundan kökteki e ünlüsü a’ya döner. Bu dönüşüm ünlü kalınlaşması olarak da adlandırılır. Ünlü daralmasından farklıdır; çünkü e, i gibi dar bir ünlüye değil, a gibi kalın ve geniş bir ünlüye dönüşür. Ünlü düşmesinden de ayrılır; çünkü ses yok olmaz. Sınav tuzağı, beni, seni gibi biçimlerde aynı olayı aramaktır. Belirtme durumundaki beni ve seni örneklerinde kökteki e korunur; kökte ünlü değişimi özellikle bana ve sana biçimlerinde görülür.

Kökte Ünlü Değişimi — detaylı konu anlatımı

Ses Bilgisi

Yardımcı Sesler

Yardımcı Sesler: Kaynaştırmayı Kök ve Ek Sınırında Okumak

Yardımcı sesler, Türkçede kök ile ek arasındaki geçişi kolaylaştıran ve kaynaştırma adıyla da bilinen seslerdir. Geleneksel olarak y, ş, s ve n sesleri bu başlıkta anılır; fakat her y, ş, s, n otomatik olarak yardımcı ses değildir. Sınavda doğru karar için önce sözcüğün kökü kapatılır, sonra kökten sonra gelen sesin eklenme sırasında ortaya çıkıp çıkmadığı incelenir. Dünya-yı ve su-yu örneklerinde y, anne-si ve anne-sin-i örneklerinde s ve n kaynaştırma görevi üstlenebilir. Çayı sözcüğündeki y ise çay kökünün parçasıdır; beşer sözcüğündeki ş de beş kökünden gelir. Ayrıca kaynaştırma her zaman iki ünlü arasında kalmak zorunda değildir; penceresinden gibi örneklerde kök-ek çözümlemesi daha güvenilir ölçüttür. Zamirlerde görülen n sesi de soru bankalarında özel adla sorulabilir.

Yardımcı Sesler — detaylı konu anlatımı

Yapı Bilgisi

Kök ve Gövde

Kök ve Gövde: Sözcüğün Anlamlı Çekirdeğini ve Türemiş Biçimini Ayırmak

Kök ve gövde bilgisinde ilk ölçüt, sözcüğün yalnız görüntüsü değil, anlam ilişkisi ve cümlede kazandığı değerdir. Kök, bir sözcüğün bütünüyle bağlantılı olan anlamlı en küçük parçasıdır; bu yüzden altı çizili sözcük tek başına değil, cümle içinde okunmalıdır. Aynı seslerden oluşan biçimler farklı köklere bağlanabilir: alan sözcüğü yaşam sahası anlamındaysa alan köktür, bir şeyi alan kişiler anlamındaysa al fiili köktür. Kök türü de önemlidir; kök bir varlığı karşılıyorsa isim, hareket bildiriyorsa fiildir. Yapım eki köke eklenip yeni anlam kurduğunda sözcük gövde durumuna geçer; çekim eki ise anlamı ve yapıyı değiştirmeden cümle görevi kurar. Yabancı kökenli sözcüklerde zorlama parçalama yapılmaz; büyük ünlü uyumuna aykırılık ve anlam kopukluğu uyarı sayılır. Sağlam çözüm, cümleyi okuyup kök, ek ve gövde ilişkisini birlikte denetlemektir.

Kök ve Gövde — detaylı konu anlatımı

Yapı Bilgisi

Ekler

Ekler: Türkçede Sözcük Kurma ve Sözcüğü Göreve Bağlama Mantığı

Ekler, kök veya gövdeye gelerek sözcüğün anlamını, yapısını ya da cümledeki görevini etkileyen biçimbirimlerdir. Bu başlıkta asıl ayrım yapım eki ile çekim eki arasındadır. Çekim ekleri bilinmesi gereken temel eklerdir; yapım ekleri ise çekim ekleri dışında kalır ve eklendikleri sözcüğün anlamını, yapısını veya türünü değiştirebilir. Yapım ekinin işlevi sorulduğunda bakılacak nokta, ek gelmeden önce sözcüğün ne olduğu ve ek geldikten sonra neye dönüştüğüdür. Türkçede kök türü isim veya fiil olarak düşünülür; ortaya çıkan sözcük de isim veya fiil olur. Bu mantık isimden isim, isimden fiil, fiilden isim ve fiilden fiil yapım eki ayrımını oluşturur. Soru çözerken kök, ek ve son sözcük sırası bozulmadan izlenmelidir; karar ekin işlevinden açıkça ve kolayca çıkar.

Ekler — detaylı konu anlatımı

Yapı Bilgisi

Yapım Ekleri

Yapım Ekleri: Türetme, Anlam Değişmesi ve Tür İlişkisi

Yapım ekleri, çekim eklerinden farklı olarak eklendikleri sözcüğün anlamını ve yapısını değiştirip yeni sözcük türeten eklerdir. Bu konu soru köklerinde çoğu zaman ekin işlevini bulma, seçeneklerde verilen ek türünü tanıma veya bir sözcükte hem yapım hem çekim eki bulunup bulunmadığını ayırma biçiminde yoklanır. Temel mantık, Türkçede köklerin isim ya da fiil oluşuna ve ekten sonra ortaya çıkan sözcüğün yine isim ya da fiil oluşuna dayanır. Bu yüzden yapım ekleri dört işlevle değerlendirilir: isimden isim, isimden fiil, fiilden isim ve fiilden fiil yapma. Çözümde önce anlamlı en küçük kök bulunur, kökün türü belirlenir, ekten sonra oluşan sözcüğün türü saptanır ve ekin hangi yönde türetme yaptığı buna göre adlandırılır. Aynı ses parçası farklı basamaklarda farklı sonuç verebileceği için ek sınırı, önceki ve sonraki anlamlı biçimle kontrol edilir.

Yapım Ekleri — detaylı konu anlatımı

Yapı Bilgisi

Çekim Ekleri

Çekim Ekleri: Sözcüğü Cümlede Göreve Bağlayan Ekler

Çekim ekleri, sözcüğün anlamını, yapısını ve türünü değiştirmeden onu cümlede başka sözcüklerle ilişkilendiren eklerdir. Yapım ekleri yeni sözcük üretir; çekim ekleri ise var olan sözcüğün cümlede kullanılmasını sağlar. Bu yüzden konu önce isim çekim ekleri ve fiil çekim ekleri ayrımıyla okunmalıdır. Fiil çekim ekleri hareketin zamanını ve kişisini bildirirken, bu başlıkta özellikle isim çekim eklerinin adlara kattığı görevler önemlidir. İsimler çokluk ekiyle en az iki varlık bilgisini, hâl ekleriyle bulunma, yönelme, belirtme, ayrılma gibi durum ilişkilerini, ilgi ekiyle tamlayan görevini, iyelik ekiyle tamlanan ya da sahiplik ilişkisini kurar. Soru çözümünde ekin biçimine değil, sözcüğün hâlâ isim olarak kalıp kalmadığına, yeni sözcük oluşup oluşmadığına ve cümlede hangi ilişkiyi kurduğuna birlikte bakılmalıdır.

Çekim Ekleri — detaylı konu anlatımı

Yapı Bilgisi

Yapılarına Göre Sözcükler

Yapılarına Göre Sözcükler: Yapım Eki ve Türemiş Yapıyı Ayırma

Yapılarına göre sözcükler konusu, bu anlatımda özellikle kök, yapım eki, çekim eki, gövde ve türemiş sözcük ilişkisi üzerinden kavranmalıdır. Bir sözcükte ek bulunması tek başına türemişlik göstermez; çekim ekleri sözcüğü cümlede görevlendirir, yapım ekleri ise eklendikleri sözcüğün anlamını ve yapısını değiştirerek yeni bir söz değeri oluşturur. Yapım ekinin işlevi belirlenirken önce kökün isim mi fiil mi olduğu, sonra ekten sonra ortaya çıkan yapının isim mi fiil mi olduğu görülür. Böylece isimden isim, isimden fiil, fiilden isim ve fiilden fiil yapma ilişkisi ayrılır. Soruda hem yapım hem çekim eki soruluyorsa önce türetme yapan ek, ardından sözcüğü cümleye bağlayan çekim eki aranır. Sağlam çözüm, eki ezberlemekten çok kökün türünü ve ekin ortaya çıkardığı yeni yapıyı okumaktır.

Yapılarına Göre Sözcükler — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

İsim (Ad)

İsim (Ad): Varlıkları Kalıcı Olarak Karşılayan Sözcükler

İsim ya da ad, varlıkları, kavramları, durumları ve zihinde karşılığı olan unsurları kalıcı biçimde karşılayan sözcük türüdür. Kaynak anlatımda isimlerin zamirlerden ayrıldığı nokta özellikle kalıcılıktır: isim bir varlığın adı olarak yerleşir, zamir ise bağlama göre geçici temsil kurar. İsimler yalnız gözle görülen nesnelerden ibaret değildir; duygu, düşünce, nitelik, olay ve soyut kavramlar da adlandırıldığında isim olur. Bu konu sözcük türlerinin temelidir çünkü sıfatlar isimleri niteler, zamirler isimlerin yerini tutar, isim çekim ekleri de adları cümlede görevlendirir. Sınavda bir kelimenin isim olup olmadığını anlamak için onun cümlede kalıcı bir varlık ya da kavram adı mı olduğunu ve isim çekim ekleriyle kullanılabilip kullanılamadığını birlikte değerlendirmek gerekir. Ayrıca özel-cins, somut-soyut, tekil-çoğul-topluluk gibi alt ayrımların hepsi bu kalıcı adlandırma mantığının üzerine kurulur ve tür sorularında bağlamla birlikte okunur.

İsim (Ad) — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Varlıkların Türüne Göre İsimler

Varlığın Türüne Göre İsimlerde Özel, Cins, Somut ve Soyut Ayrımı

Varlıkların türüne göre isimler, adın karşıladığı varlığın tek ve benzersiz mi, aynı türden pek çok varlığı kapsayan ortak bir ad mı, duyularla algılanabilir mi yoksa zihinsel bir kavram mı olduğuna göre incelenir. Özel adlar belirli bir kişiyi, yeri, kurumu, eseri veya olayı tekil kimliğiyle karşılar; Ankara, Ayşe, Türkiye, Kızılay gibi örnekler bu gruptadır ve yazımda büyük harfle başlama kuralı da bu kimlikle ilgilidir. Cins adlar aynı türdeki varlıkların ortak adıdır: şehir, insan, kitap, ağaç gibi. Somut adlar görme, işitme, dokunma, tatma veya koklama yoluyla algılanabilir; soyut adlar ise sevgi, korku, adalet, düşünce gibi zihinde kavranır. Tuzak, özel-cins ayrımını büyük harfle ya da somut-soyut ayrımını yalnızca canlılıkla açıklamaktır. Bağlam her sınıflandırmada belirleyicidir.

Varlıkların Türüne Göre İsimler — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Varlıkların Sayılarına Göre İsimler

Tekil, Çoğul ve Topluluk Adlarında Biçim-Anlam Ayrımı

Varlıkların sayılarına göre isimler, adların bir varlığı, birden çok varlığı ya da biçimce tekil olduğu hâlde bir topluluğu karşılamasına göre incelenir. Tekil adlar çoğul eki almadan tek bir varlığı veya kavramı gösterir. Çoğul adlar Türkçede çoğunlukla -lar, -ler ekiyle kurulur ve birden fazla varlığı anlatır. Topluluk adları ise çoğul eki almadan çokluk anlamı taşır; sınıf, ordu, millet, aile, takım ve sürü gibi adlar bağlama göre bu değeri kazanır. KPSS’de en önemli tuzak, yalnızca eke bakarak karar vermektir. “Öğrenciler” çoğul addır; “sınıf” öğrenciler bütününü anlatıyorsa topluluk adıdır; “sınıflar” ise topluluk adının ayrıca çoğul çekim almış biçimi olabilir. Bu nedenle biçim ve anlam birlikte okunmalıdır. Altı çizili sözcük sorularında yalnız istenen ad değerlendirilmelidir.

Varlıkların Sayılarına Göre İsimler — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

İsmin Hâlleri

İsmin Hâlleri ve Cümlede Kurdukları Görev İlişkileri

İsmin hâlleri, ad soylu sözcüğün fiille, başka bir adla veya cümledeki görevle kurduğu ilişkiyi gösteren çekim ekleridir. Yalın hâl eksiz görünümdür; belirtme hâli nesneyi belirginleştirir; yönelme hâli yaklaşma ve hedef bildirir; bulunma hâli yer, durum veya kalma anlamı verir; ayrılma hâli çıkış, uzaklaşma, kaynak ya da sebep ilişkisi kurar. İlgi hâli ise isim tamlamasında tamlayanı belirler. Bu ekler sözcüğün türünü değiştirmez, onu cümle içinde uygun göreve bağlar. Çözümde ekin biçimini görmek yeterli değildir; ekin hangi soruya cevap verdiği ve hangi görevle kullanıldığı kontrol edilmelidir. Özellikle de, de ve den ekleri her zaman dolaylı tümleç oluşturmaz; bazen zarf tümleci ya da kalıplaşmış anlam parçası olabilir. Bu nedenle ekin görevini bağlam belirler.

İsmin Hâlleri — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

İsim Tamlamaları

İsim Tamlamalarında Tamlayan, Tamlanan ve Anlam Bağı

İsim tamlaması, iki ya da daha çok ad soylu unsurun aitlik, tür, parça-bütün, yer, zaman, madde veya ilişki anlamı kuracak biçimde birleşmesidir. Yapının ilk unsuru tamlayan, ikinci unsuru tamlanandır. Tamlayan çoğu zaman ilgi eki alır; tamlanan ise iyelik ekiyle işaretlenir. Belirtili isim tamlamasında iki ek de görünür, belirtisiz isim tamlamasında tamlayan eksizdir ve tamlanan üçüncü kişi iyelik eki taşır. Zincirleme tamlamada bir tamlama başka bir tamlamanın unsuru hâline gelir. Takısız ad öbekleri ise her zaman isim tamlaması kabul edilmez; madde, benzerlik veya nitelik ilişkisi kurduğunda sıfat tamlamasına yaklaşabilir. Çözümde yalnız ek aramak yeterli değildir; iki ismin hangi anlam ilişkisiyle bağlandığı ve tamlananın neyi karşıladığı birlikte değerlendirilmelidir. Böylece sıfat tamlamasıyla karışan örnekler ayrılır.

İsim Tamlamaları — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Zamir (Adıl)

Zamirlerin İsmin Yerini Tutma Görevi

Zamir, bir ismin ya da isim görevindeki söz grubunun yerini tutan sözcüktür. Kişi zamirleri konuşan, dinleyen ve sözü edilen varlığı karşılar; işaret zamirleri bir varlığı gösterme yoluyla temsil eder; belgisiz zamirler varlığı kesinleştirmeden karşılar; soru zamirleri ise cevabı bir isim ya da isim grubu olacak biçimde sorar. Dönüşlülük zamiri kendi, kişi zamirleriyle anlamca ilişkilidir ve özneyi yine özneye döndüren vurgu kurar. Zamir çözümünde temel ölçüt, sözcüğün ardından bir ismi niteleyip nitelemediğidir. Bu, şu, o, ne, hangi gibi sözcükler isimden önce gelirse sıfat olabilir; ismin yerini tek başına tutarsa zamir olur. Bu nedenle karar, ezberle değil cümledeki görevle verilmelidir. Ek almış zamirler de isim gibi cümle ögesi olabilir. Soru çözümünde bu görev testi, biçim benzerliğinden doğan karışıklıkları önler ve sözcüğün cümledeki gerçek işlevini görünür kılar.

Zamir (Adıl) — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Kişi Zamirleri

Kişi Zamirleri: Konuşma Kişilerini Ad Yerine Kullanma

Kişi zamirleri, konuşma ortamındaki kişi değerlerini ad söylemeden karşılayan zamirlerdir. Ben konuşanı, sen dinleyeni, o hakkında konuşulan üçüncü kişiyi; biz, siz ve onlar ise bu değerlerin çoğul biçimlerini gösterir. Bu sözcükler isim yerine kullanıldığı için hâl eki, ilgi eki ve iyelik bağlantısı kurabilir; beni, sana, ondan, bizim gibi çekimli biçimler de kişi zamiridir. Sınavlarda temel tuzak, özellikle o sözcüğünün görevini acele belirlemektir. O tek başına bir insanın ya da bağlamdaki varlığın yerini tutuyorsa zamirdir; o kitap gibi bir adın önünde duruyorsa sıfat olur. Kendi sözcüğü kişiyle ilgili görünse de dönüşlülük değeri ayrıca düşünülmelidir. KPSS çözümünde kişi zamirini bulmanın yolu, sözcüğün gerçekten bir adın yerini tutup tutmadığını ve hangi kişi ilişkisini taşıdığını kontrol etmektir.

Kişi Zamirleri — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

İşaret Zamirleri

İşaret Zamirleri: Gösterme Anlamıyla Adın Yerini Tutma

İşaret zamirleri, konuşanın bir varlığı adını söylemeden göstererek karşıladığı zamirlerdir. Bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar gibi sözcükler tek başına kullanılıp bir ismin yerini tuttuğunda işaret zamiri olur. Aynı sözcükler bir adın önünde bulunursa işaret sıfatına dönüşür; bu nedenle bu soru ile bunu, o kitap ile onu ayrımı sınavlarda sık yoklanır. İşaret zamirleri hâl ekleri alabilir ve cümlede nesne, dolaylı tümleç, özne ya da tamlayan görevinde bulunabilir. O sözcüğü ayrıca kişi zamiriyle karışır: bir insanı konuşma kişisi olarak karşılıyorsa kişi zamiri, bağlamdaki nesneyi veya durumu gösteriyorsa işaret zamiridir. KPSS’de güvenli yöntem, sözcüğün arkasında açık bir isim olup olmadığını ve sözcüğün gerçekten ad yerine geçip geçmediğini bağlamla birlikte dikkatle yeniden denetlemektir.

İşaret Zamirleri — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Belgisiz Zamirler

Belgisiz Zamirler: Kesinleşmeyen Varlığı Ad Yerine Karşılama

Belgisiz zamirler, kişi ya da varlığı kesin olarak göstermeden bir adın yerini tutan zamirlerdir. Biri, birileri, bazıları, kimse, herkes, hiçbiri, çoğu, birkaçı, hepsi gibi sözcükler açık bir ismi karşılıyorsa bu gruba girer. Temel sınav ayrımı belgisiz sıfatla yapılır: bazı öğrenciler ifadesinde bazı, öğrenciler adını belirttiği için sıfattır; bazıları dendiğinde öğrenciler adı söylenmez ve sözcük onun yerini tuttuğu için zamirdir. Belgisiz zamirler hâl ve iyelik ekleri alabilir; birini, çoğuna, hiçbirimiz, başkasından gibi biçimler cümlede farklı ögeler olabilir. Her belirsizlik bildiren sözcük zamir değildir; adın yerine geçme şartı aranmalıdır. KPSS’de ayrıca bir, başka, her, hiç gibi sözcüklerin isimden önce mi kullanıldığı yoksa tek başına mı adlaştığı dikkatle okunmalı, bağlamdaki karşılığı özellikle belirlenmelidir.

Belgisiz Zamirler — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Soru Zamirleri

Soru Zamirleri: Soru Yoluyla İsmin Yerini Tutma

Soru zamirleri, bilinmeyen bir ismin, kavramın, yerin, kişinin ya da seçeneğin yerini soru yoluyla tutan sözcüklerdir. Kim, ne, hangisi, kaçı, neresi gibi kullanımlar cümlede açıkça söylenmeyen bir adın görevini üstlenir. Kaynak anlatımda özellikle “ne” sözcüğü üzerinden verilen ölçüt önemlidir: Soru sözcüğü doğrudan bir ismi belirtiyorsa soru sıfatı, bir fiili etkiliyorsa soru zarfı, cevabı kendi üzerinde taşıyan bir ad boşluğunu temsil ediyorsa soru zamiridir. Bu yüzden tek başına kelime ezberi yeterli değildir. “Hangi kitap?”ta soru sıfatı vardır; “Hangisi?”nde kitap ya da seçenek adı düşmüş, soru sözcüğü onun yerine geçmiştir. Sınavda aranan temel işlem, soru sözcüğünün neyi sorduğunu ve cümlede hangi unsurun yerini tuttuğunu bulmaktır. Ek almış biçimler özellikle önemlidir; çünkü hâl eki, soru sözcüğünün ad gibi çekimlenip cümlede özne, nesne veya tümleç görevi alabileceğini gösterir.

Soru Zamirleri — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

İlgi Zamiri (Aitlik Eki)

İlgi Zamiri ve Aitlik -ki: Tamlananı Eksiltip Ad Gibi Kullanma

İlgi zamiri, aitlik bildiren -kinin daha önce söylenmiş ya da bağlamdan anlaşılan bir ismin yerini tutmasıyla oluşur. “Benim kitabım yeni, seninki eski” cümlesinde “seninki” içindeki -ki, “senin kitabın” sözündeki kitap adını tekrar ettirmez. Bu yüzden konu hem zamir mantığına hem de ekin ad gibi davranmasına dayanır. Kaynak bölümde aitlik eki, adlaşmış sıfat ve isim çekim ekleriyle ilişkilendirilir; sınavda da -kinin gerçekten bir adın yerine geçip geçmediği kontrol edilmelidir. İlgi zamiri bitişik yazılır, üzerine hâl ve çokluk ekleri alabilir: benimkini, onlarınkiler, sendekinden. En önemli tuzak, ilgi zamirini sıfat yapan -ki ve ayrı yazılan bağlaç “ki” ile karıştırmaktır. Bu nedenle çözümde önce -kinin bağlı olduğu sahiplik ilişkisi, sonra eksiltilen ad ve en son aldığı çekim ekleri incelenmelidir; sadece yazıma bakmak yeterli değildir.

İlgi Zamiri (Aitlik Eki) — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Sıfat (Ön Ad)

Sıfat (Ön Ad): İsmi Niteleyen ve Belirten Sözcükler

Sıfat, isimlerden ya da isim görevindeki unsurlardan önce gelerek onların niteliğini veya kapsamını belirten sözcük türüdür. Kaynak anlatımda sıfatların adlarla, zarfların ise fiiller ve fiilimsilerle ilişki kurduğu vurgulanır; bu ayrım sınavın ana tuzağıdır. Güzel insan sözünde güzel, insan adını nitelediği için sıfattır; güzel konuştu cümlesinde fiili etkilediği için zarf olur. Sıfatlar niteleme ve belirtme sıfatları olarak iki ana grupta incelenir. Niteleme sıfatı varlığın nasıl olduğunu söyler; belirtme sıfatı işaret, sayı, belirsizlik veya soru yoluyla adı sınırlar. Bir sözcüğün sıfat sayılabilmesi için cümlede bir ada bağlı olması gerekir. Ad düşmüşse veya sözcük isim çekim ekleri almışsa adlaşma ya da zamirleşme ihtimali ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle çözümde sözcüğün sözlük anlamından önce cümlede bağlandığı unsur, açık bir adın bulunup bulunmadığı ve ek alarak adlaşma yaşayıp yaşamadığı kontrol edilmelidir.

Sıfat (Ön Ad) — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Niteleme Sıfatları

Niteleme Sıfatları: İsmin Özelliğini Gösteren Sıfatlar

Niteleme sıfatları, bir ismin özellik dünyasını açan ve çoğunlukla nasıl sorusuyla bulunan sıfatlardır. Büyük bahçe, kırık bardak, çalışkan öğrenci, serin akşam gibi yapılarda sıfat adı saymaz, göstermez veya belirsizleştirmez; adın görünüşünü, durumunu, niteliğini ya da ayırt edici yönünü anlatır. KPSS’de kritik nokta, sözcüğün ezberlenmiş türü değil, cümlede hangi sözcüğü etkilediğidir. Aynı kelime bir yerde ismi niteleyebilir, başka yerde adlaşarak isim görevine kayabilir. Birden fazla sıfat art arda geldiğinde de aralarındaki ilişki dikkatle okunmalıdır. İki niteleme sıfatı eş görevliyse anlamca aynı adı niteler; biri belirtme, biri niteleme sıfatıysa araya virgül düşünülmez. Bu başlık, sıfat ile ad arasındaki bağı, niteleme-belirtme ayrımını ve sınavda karıştırılan adlaşma ihtimalini birlikte kavratır. Özellikle sözcüğün türü, bulunduğu görev ilişkisiyle kesinleşir.

Niteleme Sıfatları — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Belirtme Sıfatları

Belirtme Sıfatları: İsmi Gösteren, Sayan ve Sınırlayan Sıfatlar

Belirtme sıfatları, ismi nitelik yönünden anlatmak yerine onu gösteren, sayan, sıralayan, belirsiz bırakan veya soru yoluyla seçtiren sıfatlardır. Bu ev, şu dosya, üç aday, ikinci soru, birkaç kişi, hangi yol gibi kullanımlarda sıfat, adın nasıl olduğunu değil, hangi kapsamla düşünüleceğini belirler. Kaynak anlatımda belirtme sıfatları sayı, işaret, belgisiz ve soru sıfatları olarak dört ana başlıkta ele alınır; ayrıca zamirlerle benzerlik taşıyan işaret, belgisiz ve soru örneklerine özellikle dikkat çekilir. KPSS tuzağı, aynı sözcüğün ismin önündeyken sıfat, ismin yerine geçtiğinde zamir olabilmesidir. Bu insanlar ifadesinde bu sıfatken, bunlar ifadesinde adın yerini tuttuğu için zamirdir. Belirtme sıfatını güvenli bulmak için önce adı, sonra bu adın sayıca, konumca veya soru yoluyla sınırlandırılıp sınırlandırılmadığını denetlemek gerekir.

Belirtme Sıfatları — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Adlaşmış Sıfatlar

Adlaşmış Sıfatlar: Sıfatın İsim Görevi Kazanması

Adlaşmış sıfat, aslında bir adı niteleme veya sayı yönünden belirleme potansiyeli taşıyan sıfatın, adla birlikte kullanılmayıp adın görevini üstlenmesidir. Kaynak anlatımda özellikle niteleme sıfatları ile sayı sıfatlarının isimden bağımsız kullanıldığında ve isim çekim ekleri alabildiğinde adlaşmış sıfat sayıldığı vurgulanır. Genç insan ifadesinde genç sıfattır; gençler geldi cümlesinde gençler artık kişi adının yerini tutar. İkinci aday sözünde ikinci sıra sayı sıfatıdır; ikinciyi çağırdılar cümlesinde ise belirtilen aday adı düşmüş, sıfat onun görevini almıştır. KPSS’de adlaşmış sıfat doğrudan isim gibi kabul edilir; bu nedenle sadece anlamca özellik bildirmesine bakmak yanıltır. Altı çizili sözcük bir ismin önünde duruyor mu, yoksa o ismin yerine geçip çekim eki alabiliyor mu sorusu belirleyicidir. Böylece anlam değil, cümledeki isim görevi esas alınır. Bu nedenle görev ilişkisi her örnekte ayrıca denetlenmelidir.

Adlaşmış Sıfatlar — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Zarf (Belirteç)

Zarf (Belirteç): Hareketi ve Dereceyi Belirten Sözcükler

Zarf ya da belirteç, hareket bildiren yapıyı veya bir niteliğin derecesini açıklayan sözcük türüdür. Kaynak anlatım zarfları, sıfatlarla aynı niteleme potansiyeline sahip görür; fakat sınırı açık çizer: sıfat isimle, zarf fiil veya fiilimsiyle ilgilenir. Hızlı araba ifadesinde hızlı bir ismi nitelediği için sıfattır; hızlı koştu cümlesinde koşma eyleminin nasıl gerçekleştiğini bildirdiği için zarftır. Zarflar hareketin nasıl, ne zaman, hangi yöne, ne kadar veya hangi nedenle gerçekleştiğini gösterebilir. Ayrıca sıfatların ve başka zarfların derecesini de belirleyebilir: çok güzel, pek yavaş gibi. KPSS’de kelime ezberiyle değil, sözcüğün cümlede neye bağlandığını görerek çözüm yapılır. Aynı kelime isimle kurulursa sıfat, fiille veya fiilimsiyle kurulursa zarf olabilir. Bu yüzden zarf, cümlenin hareket bilgisini okuma becerisiyle anlaşılır.

Zarf (Belirteç) — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Durum Zarfları

Durum Zarfları: Hareketin Nasıl Gerçekleştiğini Gösteren Zarflar

Durum zarfları, fiilin veya fiilimsinin gerçekleşme biçimini anlatan zarflardır ve temel soruları nasıl, ne şekilde, ne durumda biçiminde düşünülebilir. Sessizce yürüdü, dikkatle dinledi, hızlıca çıktı, ağlayarak anlattı örneklerinde zarf, bir ismi değil hareketin yapılma tarzını açıklar. Kaynak anlatımda zarfların hareketin nasıl gerçekleştiği bilgisini verdiği özellikle vurgulanır; durum zarfı bu alanın en temel alt başlığıdır. Sıfatla karışma riski yüksektir: hızlı araba sözünde hızlı sıfattır, hızlı koştu cümlesinde durum zarfıdır. Fiilimsiyle kurulan yapılarda da aynı dikkat gerekir; dikkatli çalışan ifadesinde dikkatli, çalışma biçimini anlatıyorsa zarf değeri kazanır. KPSS’de en güvenli yöntem önce eylemi veya fiilimsiyi bulmak, sonra altı çizili sözcüğün bu hareketin biçimini mi, yoksa bir adın niteliğini mi anlattığını ayırmaktır. Bu ayrım özellikle fiilimsi bulunan uzun cümlelerde belirleyicidir. Böylece cevap, yalnız sözcüğe değil görev bağına dayanır.

Durum Zarfları — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Yer-Yön Zarfları

Yer-Yön Zarflarında Yalın Yön ve Ek Tuzağı

Yer-yön zarfları, bir hareketin hangi yöne doğru gerçekleştiğini bildiren ve fiile ya da eylem anlamı taşıyan fiilimsiye bağlanan belirteçlerdir. İçeri, dışarı, aşağı, yukarı, ileri, geri, beri, öte gibi sözcükler bu göreve en elverişli örneklerdir; ancak onların zarf sayılması, yalın biçimde kullanılmalarına ve bir hareketi yön bakımından tamamlamalarına bağlıdır. İçeri girdi cümlesinde içeri, girme eyleminin yönünü gösterir. Buna karşılık içeriye girdi biçiminde yönelme eki alan sözcük artık adlaşmış yer anlamı kazanır ve zarf tümleci göreviyle karıştırılsa da sözcük türü bakımından zarf değildir. Temel kontrol, sözcüğün ek alıp almadığını ve bir ismi değil eylemi gösterip göstermediğini incelemektir. Sınav tuzağı genellikle aynı yön kelimesinin ekli, tamlamalı veya isimleşmiş kullanımında ortaya çıkar; yalınlık bu yüzden belirleyicidir.

Yer-Yön Zarfları — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Zaman Zarfları

Zaman Zarflarında Eyleme Bağlılık ve Anlam Sınırı

Zaman zarfları, fiilin veya fiilimsiyle kurulan hareket anlamının ne zaman gerçekleştiğini, ne zamandan beri sürdüğünü ya da hangi zaman aralığında yapılacağını bildiren sözcüklerdir. Sabah geldi, dün aradı, şimdi başlıyor, birazdan çıkacak, erken kalkmak yararlıdır gibi kullanımlarda zaman sözcüğü eyleme bağlanır. Bir kelimenin zaman anlamı taşıması tek başına yeterli değildir; o kelimenin cümlede hareketi zaman bakımından tamamlaması gerekir. Sabah serinliği ifadesinde sabah bir ad tamlamasının parçasıdır; sabah uyandı cümlesinde ise zaman zarfı olur. Fiilimsiler de eylem anlamı taşıdığı için erkenden başlayan, sonra konuşmak, bugün bitirilen gibi yapılarda zarf alabilir. En önemli tuzak, zaman bildiren sözcüğün isimleştiği, ek aldığı veya bir adı nitelediği durumları doğrudan zarf sanmaktır. Bağlam, kararın son güvenlik adımıdır.

Zaman Zarfları — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Ölçü-Miktar Zarfları

Ölçü-Miktar Zarflarında Derece ve Azlık-Çokluk İlişkisi

Ölçü-miktar zarfları, fiilin, fiilimsinin, sıfatın veya başka bir zarfın derecesini, azlığını, çokluğunu ya da yoğunluğunu gösterir. Çok çalıştı, az konuştu, epey yoruldu, daha hızlı geldi, en güzel cevap, oldukça sakin davrandı gibi kullanımlarda ölçü bildiren sözcük bir hareketin miktarını veya bir niteliğin derecesini artırıp azaltır. Bu türün ayırt edici sorusu çoğu kez ne kadar biçimindedir; ancak cevabın hangi unsura bağlandığı dikkatle incelenmelidir. Çok kitap okudu cümlesinde çok sözcüğü kitap adını belirliyorsa belgisiz sıfat olabilir; çok okudu cümlesinde okuma eyleminin miktarını gösterdiği için zarftır. En büyük tuzak, çok, az, fazla, daha, en gibi kelimeleri her yerde zarf saymaktır. Görev, kelimenin yanındaki isme değil, etkilediği yapıya bakılarak belirlenir. Derece ilişkisi özellikle kontrol edilmelidir.

Ölçü-Miktar Zarfları — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Soru Zarfları

Soru Zarflarında Hareketi Soru Yoluyla Belirtme

Soru zarfları, hareket hakkında soru soran zarf görevli sözcüklerdir. Zarflar fiillerle ve fiilimsilerle ilgilenir; sıfatlar ise isim ve zamir gibi hareket bildirmeyen sözcüklerle ilgili bilgi verir. Bu yüzden bir soru kelimesini görünce hemen soru zarfı demek doğru değildir. Nasıl ders çalışıyorsun cümlesinde nasıl, çalışma eyleminin biçimini sorduğu için soru zarfıdır; nasıl bir elbise aldın cümlesinde ise elbise adını belirlediği için soru sıfatıdır. Ne zaman gelirsin, nereye gidiyorsun, ne kadar çalıştın, niçin bekledin gibi kullanımlarda soru, fiilin zamanına, yönüne, miktarına veya sebebine yönelir. Fiilimsi varsa ölçüt değişmez; soru kelimesi fiilimsinin hareket anlamını sorguluyorsa zarf görevindedir. Soru zamiri ve soru sıfatıyla karıştırmamak için her örnekte soru sözcüğünün neyle ilgili olduğu bulunmalıdır dikkatle.

Soru Zarfları — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Edat (İlgeç)

Edatları anlam bağı ve görev üzerinden okuma

Edat ya da ilgeç, tek başına cümlenin ana kavramını taşımaktan çok, yanındaki sözcükle birlikte anlam ilişkisi kuran görevli sözcüktür. Gibi, kadar, için, göre, karşı, beri, dolayı, üzere, ile gibi kullanımlar benzerlik, ölçü, amaç, neden, araç, birliktelik, yönelme, sınırlama veya karşılaştırma değeri kazandırabilir. Edatı tanırken kelime listesi ezberi yeterli değildir; sözcüğün hangi unsurla öbekleştiği ve cümlenin anlamına nasıl bağlandığı görülmelidir. Edat, bağlaçtan genellikle bu noktada ayrılır: bağlaç iki denk unsuru ilişkilendirirken edat bağlı olduğu unsurla bir grup kurar. İsim çekim ekleriyle kalıplaşan veya isimleşen kullanımlar da yanıltıcı olabilir. KPSS düzeyinde güvenli yöntem, sözcüğü çevresiyle birlikte okumak, kurduğu ilişkiyi adlandırmak ve aynı biçimin başka görevler alabileceğini unutmamaktır. Bu yaklaşım, özellikle aynı sözcüğün farklı türlerde kullanılabildiği seçeneklerde eleme gücünü artırır.

Edat (İlgeç) — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Bağlaç

Bağlaçları bağ kurma göreviyle ayırt etme

Bağlaç, sözcükleri, söz öbeklerini veya cümleleri birbirine bağlayan görevli sözcüktür. Ve, veya, ya da, ama, fakat, ancak, çünkü, oysa, hatta, üstelik, hem, ne, de, ki gibi unsurlar bağlama göre ekleme, seçenek, karşıtlık, gerekçe, açıklama, pekiştirme ya da koşula yaklaşan ilişkiler kurabilir. Bağlaçların temel özelliği, çoğu zaman bağladıkları parçalarla aynı öge görevini paylaşmaması ve cümlenin yüklemine tek başına bağlanmamasıdır. Edattan ayrımda kritik soru şudur: Sözcük iki denk parçayı mı bağlıyor, yoksa yanındaki unsurla bir edat grubu mu kuruyor? Ayrıca de ve ki bağlaçları yazım bilgisinde ayrı yazılmalarıyla da önem taşır. KPSS düzeyinde bağlaç, kelime listesiyle değil, cümlede kurduğu ilişki ve bağladığı parçaların denkliğiyle çözülmelidir. Bu yüzden bağlaç sorularında yazım, anlam ve söz dizimi birlikte kontrol edilmelidir.

Bağlaç — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Ünlem

Ünlemleri duygu, seslenme ve tepki değeriyle çözme

Ünlem; konuşanın ani duygusunu, tepkisini, seslenmesini, uyarısını veya çağrısını yansıtan görevli sözcük türüdür. Ah, eyvah, of, aman, hey, vah, yazık, bravo, haydi gibi sözcükler cümlede sevinç, korku, üzüntü, şaşırma, kızgınlık, acıma, beğenme veya dikkat çekme anlamı taşıyabilir. Ünlem işareti bu görevi sezdirir, fakat tek başına kesin ölçüt değildir; ünlem sözcüğü virgülle ayrılabilir, işaretsiz kullanılabilir ya da bütün cümlenin duygusal tonu ünlem işaretiyle gösterilebilir. Edat ve bağlaç ilişki kurarken, ünlem daha çok konuşanın tavrını ve sesini cümleye taşır. Bazı sözcükler fiilleşebilir veya ad gibi kullanılabilir; bu durumda tür değişir. KPSS için temel ölçüt, altı çizili unsurun duygu, çağrı veya ani tepki değeri taşıyıp taşımadığıdır. Bu kontrol, özellikle işaret, ses taklidi ve fiilleşmiş biçimlerin birlikte verildiği sorularda yanılmayı azaltır.

Ünlem — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Fiil (Eylem)

Fiili hareket, yargı ve çekim özellikleriyle tanıma

Fiil ya da eylem, iş, oluş veya durum bildiren ve çekimlenerek yargı kurabilen sözcük türüdür. Koşmak, okumak, sararmak, büyümek, durmak, uyumak, sevinmek gibi sözcükler farklı türden hareketleri anlatır; hareket yalnızca gözle görülen fiziksel davranış değildir. Fiiller kip, zaman, kişi, olumsuzluk ve çatı bilgisi alarak cümlede yüklem olabilir. Buna karşılık gelmek, gelen, gelince gibi fiilimsi biçimler eylem anlamını korusa da bitmiş yargı kurmaz. KPSS’de fiil konusu iş, oluş, durum ayrımıyla; basit, türemiş, birleşik yapı bilgisiyle; çekim, kip, kişi ve çatı başlıklarıyla birlikte düşünülür. En güvenli yaklaşım, önce kökün eylem anlamı taşıyıp taşımadığını, sonra sözcüğün çekimlenerek yargı kurup kurmadığını ve soru kökünün fiilin hangi yönünü istediğini belirlemektir. Böylece fiil, isim soylu yüklemlerden ve fiilimsi biçimlerden güvenli biçimde ayrılır.

Fiil (Eylem) — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

İş (Kılış) Fiilleri

İş fiillerini nesneye yönelen eylemle tanıma

İş ya da kılış fiilleri, öznenin yaptığı eylemin bir nesneye yöneldiği ve o nesneyi etkilediği fiillerdir. Okumak, yazmak, taşımak, kırmak, açmak, silmek, çözmek, anlatmak gibi fiillerde eylem yalnız öznenin üzerinde kalmaz; neyi veya kimi sorularına doğal bir cevap verilebilir. Bu nedenle iş fiilleri anlam bakımından kılış bildirir, çatı bakımından da çoğu kez geçişli fiillerle yakın ilişki kurar. Ancak iş fiili kavramı anlam türünü, geçişlilik ise nesne alabilme özelliğini anlatır; soru kökü hangisini istiyorsa ona göre karar verilmelidir. Oluş fiillerinde değişim, durum fiillerinde hâl öne çıkar; iş fiillerinde ise yapılan işten etkilenen varlık belirgindir. KPSS’de tuzak, yalnız fiziksel hareket aramak veya nesnesi söylenmemiş iş fiilini durum sanmaktır. Bu ayrım, iş, oluş ve durum seçenekleri birbirine yakın göründüğünde doğru sınıflandırmayı sağlar.

İş (Kılış) Fiilleri — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Oluş Fiileri

Oluş Fiilleri ve Öznenin Kendinde Gerçekleşen Değişim

Oluş fiilleri, öznenin zaman içinde başka bir niteliğe geçmesini anlatan fiillerdir. Bu fiillerde asıl dikkat, öznenin bir nesne üzerinde iş yapmasına değil, öznenin kendisinde beliren değişime yönelir. Sararmak, büyümek, yaşlanmak, solmak, paslanmak, olgunlaşmak ve kızarmak gibi fiiller bu nedenle oluş anlamı taşır. KPSS’de tuzak genellikle hareket gördüğü her fiili iş fiili sanan aday üzerinden kurulur. Oysa oluşta “neyi, kimi?” sorusu doğal cevap vermez; değişen varlık çoğu kez cümlenin öznesidir. Durum fiilleriyle farkı da değişim fikridir: Uyumak bir hâlde bulunmayı, büyümek önceki hâlden yeni bir hâle geçmeyi bildirir. Ettirgen kullanımlar ayrıca izlenmelidir; “elmayı kızarttı” iş ilişkisi kurarken “elma kızardı” oluş bildirir. Çekim ekleri fiilin zamanını ve kişisini değiştirir; temel oluş değeri bağlamdaki dönüşümden anlaşılır.

Oluş Fiileri — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Durum Fiileri

Durum Fiilleri ve Eylemin Öznenin Üzerinde Kalması

Durum fiilleri, öznenin yaptığı eylemin başka bir nesneye yönelmesinden çok öznenin içinde bulunduğu hâli veya özneyle sınırlı davranışı gösterir. Uyumak, oturmak, beklemek, durmak, gülmek, ağlamak, susmak ve koşmak gibi fiillerde çoğu zaman “neyi, kimi?” sorusu doğal cevap vermez. Bu yüzden durum fiilleri iş fiillerinden ayrılır; çünkü iş fiilinde özne bir varlık üzerinde sonuç doğurur. Oluş fiilleriyle fark ise değişim ölçütüdür: “Yaşlandı” bir dönüşüm, “uyudu” bir hâl bildirir. KPSS’de hareketli görünen fiiller tuzak olabilir; koşmak hareketlidir ama nesneye yönelmediği sürece durum fiilidir. Fiilin aldığı kip ve kişi ekleri bu anlam türünü değiştirmez, yalnızca çekim bilgisini verir. Yer tamlayıcıları ve yönelme ekli sözler nesne sanılmamalıdır. Bu konu, anlamına göre fiil sınıflaması içinde değerlendirilir.

Durum Fiileri — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Fiillerde Kip

Fiillerde Kip, Basit Zaman ve Birleşik Zaman

Fiillerde kip, fiilin zaman veya tasarlama değeriyle çekimlenmesidir. KPSS düzeyinde zaman ve kip kavramları birlikte ele alınsa da asıl ayrım haber kipleri ile tasarlama, yani dilek kipleri arasındadır. Haber kipleri zamandan bilgi verir; görülen geçmiş, duyulan geçmiş, şimdiki zaman, gelecek zaman ve geniş zaman bu gruptadır. Tasarlama kipleri ise gerçekleşmiş bir zamanı bildirmekten çok istek, emir, gereklilik veya şart anlamı taşır. Basit zamanlı fiilde tek kip eki bulunur. Birleşik zamanlı fiilde ise kip eki almış fiilin üzerine idi, imiş veya ise gelir. Kişi eki kip değildir; fiilin kim tarafından yapıldığını gösterir. Soru ve olumsuzluk da kip sayısını artırmaz; çözümde kip eki, kişi eki ve ek fiil ayrı okunmalıdır. Böylece uzun çekimli bir fiilde görünüşe değil, eklerin görevine göre karar verilir.

Fiillerde Kip — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Fiillerde Kişi

Fiillerde Kişi Ekleri ve Eylemin Kime Bağlandığı

Fiillerde kişi, çekimli fiilin bildirdiği eylemin hangi şahsa bağlandığını gösterir. Fiil kökü tek başına yalnızca eylem anlamı taşır; kip eki zaman veya tasarlama değerini, kişi eki ise eylemin ben, sen, o, biz, siz ya da onlar alanından hangisine ait olduğunu bildirir. Birinci kişi konuşanı, ikinci kişi dinleyeni, üçüncü kişi konuşma dışındaki varlığı karşılar; her birinin tekil ve çoğul biçimleri vardır. Kişi eki genellikle kip ekinden sonra gelir. “Geldim”de geçmiş zaman ve birinci tekil kişi, “gideceksiniz”de gelecek zaman ve ikinci çoğul kişi vardır. Üçüncü tekil kişi çoğu zaman açık ek almaz; bu eksizlik kişisizlik değildir. -lar/-ler eki ise fiilde üçüncü çoğul kişi, isimde çokluk görevi üstlenebilir. Fiilimsi biçimler çekimli fiil gibi kişi ekiyle değerlendirilmez.

Fiillerde Kişi — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Fiillerde Olumsuzluk

Fiillerde Olumsuzluk ve Anlam-Biçim Ayrımı

Fiillerde olumsuzluk, cümlede yüklemin bildirdiği işin gerçekleşmediğini ya da yargının yokluk anlamı taşıdığını gösterir. Bu konuda ilk adım yüklemi bulmaktır; çünkü anlamına göre cümle değerlendirmesi yüklemin verdiği mesaja dayanır. Fiil yüklemlerinde olumsuzluk çoğunlukla -ma, -me ve geniş zamanda -maz, -mez biçimleriyle kurulur. Ancak soru yalnız ek aramaya indirgenmez. Biçimce olumsuz olan bir cümle anlamca olumlu olabilir; biçimce olumlu görünen sözde soru ise olumsuz yargı verebilir. Değil, yok, ne...ne yapısı ve çift olumsuzluklar ayrıca kontrol edilmelidir. Sağlam çözüm, cümlenin görünüşünü ve gerçek mesajını ayrı ayrı okumaktır. Böylece gelmedi gibi açık örneklerle kim istemez, hakkımızı aramayalım mı, ne gelen var ne giden gibi anlamı dolaylı örnekler aynı yöntemle çözümlenir güvenle ve doğru.

Fiillerde Olumsuzluk — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Fiillerde Anlam (Zaman) Kayması

Fiillerde Anlam ve Zaman Kayması

Fiillerde anlam ya da zaman kayması, fiilin aldığı kip ekinin temel zaman anlamı dışında kullanılmasıdır. Biçimce şimdiki zaman eki taşıyan bir fiil gelecek zamanı, geniş zaman eki geçmişte yaşanmış bir olayı, gelecek zaman eki gereklilik veya tahmin anlamını karşılayabilir. Bu konuda ek ile anlam ayrı okunur. Önce fiilin görünen kipi belirlenir, sonra cümlenin bağlamında hangi zaman veya kip anlamının verildiği değerlendirilir.

Fiillerde Anlam (Zaman) Kayması — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Fiillerde Çatı

Fiillerde Çatı ve Özne-Nesne İlişkisi

Fiillerde çatı, yalnız fiil yüklemlerinde aranır ve fiile gelen özel yapım eklerinin özne ile nesne üzerinde oluşturduğu değişimi gösterir. Bu yüzden ilk kontrol yüklemin fiil olup olmadığıdır; isim yüklemli cümlede çatı aranmaz. Ş, n, l, t, r ve -dır/-dir ailesi fiilden fiil yapan özel eklerdir; çoğu zaman fiilin temel anlamından çok eylemi kimin yaptığı, kimin etkilendiği ve nesnenin durumuyla ilgili bilgi verir. Öznesine göre etken, edilgen, dönüşlü ve işteş ayrımı yapılır. Nesnesine göre geçişli, geçişsiz, oldurgan ve ettirgen ayrımı yapılır. Sağlam çözümde ek görülür, fakat karar yalnız eke bırakılmaz; yüklem, gerçek özne, sözde özne, işten etkilenen unsur ve nesne birlikte okunur. Böylece öğrenci eki, cümlenin anlamından koparmadan değerlendirir ve seçeneklerdeki yakın terimleri ayırır.

Fiillerde Çatı — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Fiilimsiler

Fiilimsiler: İsim, Sıfat, Zarf Görevleri ve Yüklem İstisnası

Fiilimsiler, fiil kök veya gövdelerine özel yapım ekleri getirilerek oluşur; fiil anlamını korurken cümlede isim, sıfat ya da zarf görevi kazanır. İsim-fiiller ad gibi, sıfat-fiiller adları niteleyerek, zarf-fiiller ise başka bir fiili zaman, durum, neden veya tarz bakımından tamamlayarak kullanılır. Kalıcı adlarla fiilimsiler yalnız eke bakılarak ayrılmaz; sözcüğün hâlâ hareket anlamı taşıyıp taşımadığı ve cümledeki görevi birlikte okunur. Yüklem konusunda mutlak “fiilimsiler yüklem olmaz” ezberi doğru değildir. Kaynak, isim-fiil ve sıfat-fiillerin ek eylem alarak yüklem görevinde kullanılabileceğini; zarf-fiillerde ise bu kullanımın beklenmediğini vurgular. Bu nedenle çözümde hem ek hem görev hem de ek-eylem ilişkisi değerlendirilmelidir. Böylece yan yargı bilgisi, çekimli fiil bilgisiyle karıştırılmadan kullanılır ve soru kökündeki terim değişiklikleri öğrenciyi yanıltmaz.

Fiilimsiler — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Fiilimsi Grupları

Fiilimsi Gruplarının Kuruluşu ve Görevleri

Fiilimsi grupları, bir fiilimsinin kendisine bağlı en az bir unsurla birlikte oluşturduğu söz öbeğidir. Grup ya da öbek, en az iki unsurun birlikte kullanılmasıdır; bu birlikteliği kuran merkez fiilimsidir. Yanındaki sözcük fiilimsiye sorulan bir sorunun cevabıysa artık fiilimsiden ayrı düşünülmez. Sağlıklı yaşamak, Ankara’da yaşamak, çocuk yetiştirmek, Ankara’da yaşayan insanlar gibi yapılarda fiilimsi etrafında bütün oluşur. Grup adı merkez fiilimsi türüne göre isim-fiil, sıfat-fiil veya zarf-fiil grubu olur. KPSS’de tuzak, cümle ögesi sorusunda grubu parçalamaktır. Sınavda doğru çözüm, önce fiilimsiyi bulmak, sonra ona bağlı cevabı bütün halinde değerlendirmek ve ögeyi sonra sormaktır. Özellikle sıfat-fiil ve zarf-fiil gruplarında, nitelediği ad, zaman-durum ilişkisi ve noktalama bağı soru çözümünde de grubun sınırını ayrıca belirginleştirir.

Fiilimsi Grupları — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Yardımcı Fiiller

Yardımcı Fiillerle Kurulan Birleşik Fiiller

Yardımcı fiiller, ad soylu bir unsurun fiil gibi kullanılmasını sağlayan ve birleşik fiil yapısı kuran görevli fiillerdir. Etmek, olmak, kılmak, eylemek, buyurmak ve kimi kullanımlarda vermek bu görevde karşımıza çıkar. Bu yapılarda anlam yükünün önemli bölümü isim unsurundadır; yardımcı fiil ise o anlamı çekime, yargıya veya fiilimsi görevine taşır. Bu yüzden çözümlemede yalnızca yardımcı fiile bakmak eksik sonuç verir. Karar verdim, fark etti, mutlu olmuş, yardım etmek gibi yapılarda bütün öbek tek yüklem çekirdeği ya da tek fiilimsi grubu kabul edilmelidir. Yazım bakımından ses olayı varsa bitişik, yoksa çoğunlukla ayrı yazım görülür; fakat öge çözümlemesinde yazımdan çok anlam ve görev birliği belirleyicidir. KPSS tipi çözümde önce yüklem bütünü bulunmalı, sonra sorular bu bütüne yöneltilmelidir.

Yardımcı Fiiller — detaylı konu anlatımı

Sözcük Türleri

Ek Fiil (Ek-Eylem)

Ek Fiilin İsimleri Yüklemleştirme ve Fiilde Zaman Birleştirme Görevi

Ek fiil, tarihsel olarak imek fiiline dayanan ve günümüz Türkçesinde çoğu zaman ekleşmiş biçimde görülen görevli yapıdır. İsim soylu sözcüklere geldiğinde onları yüklem yapar; fiillere geldiğinde ise basit zamanlı çekimi birleşik zamanlı hâle getirebilir. İdi, imiş, ise, iken ve bildirme değeri taşıyan dır, dir, dur, dür biçimleri bu başlıkta değerlendirilir. Güzel-di, öğrenci-y-miş, evde-y-se gibi örneklerde isim soylu bölüm yargı kazanır. Gelmişti, okurmuş, çalışırsa örneklerinde ise ek fiil çekimli fiile eklenerek hikâye, rivayet veya şart anlamı oluşturur. En önemli tuzak, dır ekinin fiillerde birleşik zaman kurmadığını ve ek fiilin sözcüğün türünü değiştirmeyen bir çekim unsuru olduğunu unutmaktır. Bu yüzden çözümde hem ekin biçimi hem bağlandığı sözcük türü birlikte incelenmelidir. İsimde yüklem kurma, fiilde zaman katma görevi ayrı tutulmalıdır.

Ek Fiil (Ek-Eylem) — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Cümle Türleri

Cümle Türleri: Yüklem, Diziliş, Anlam ve Yapı Ölçütleri

Cümle türleri, bir cümleyi tek bir etikete indirgemez; yüklemin türüne, yüklemin yerine, anlam değerine ve yapısına göre ayrı ayrı sınıflandırır. Yüklem çekimli fiilse fiil cümlesi, ek fiille yargı bildiren isim soylu bir unsur ise isim cümlesi oluşur. Yüklem sonda bulunuyorsa kurallı, sonda değilse devrik cümle vardır; yüklemi açıkça söylenmeyen tamamlanmamış anlatımlar eksiltili kabul edilir. Anlam bakımından olumlu, olumsuz, soru, ünlem, koşul gibi değerler değerlendirilir. Yapı bakımından ise yargı sayısı, fiilimsi kullanımı, bağlı ya da sıralı ilişki önem kazanır. KPSS’de en önemli tuzak, bir ölçütün sonucunu diğer ölçütün yerine koymaktır. Aynı cümle hem fiil cümlesi hem devrik hem olumlu hem birleşik olabilir; her başlık kendi kanıtıyla ve yüklem merkezli dikkatle çözülmelidir.

Cümle Türleri — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Yüklemlerine Göre Cümleler

Yüklemin Türüne Göre Fiil ve İsim Cümleleri

Yüklemlerine göre cümleler, cümlenin yükleminin fiil mi yoksa isim soylu bir unsur mu olduğuna bakılarak fiil cümlesi ve isim cümlesi diye ayrılır. Bu ayrımda belirleyici olan cümlenin anlamı değil, yargıyı taşıyan yüklemin türüdür. “Geldi, okuyacak, anlatmıştı” gibi çekimli fiiller fiil cümlesi kurar; “öğrencidir, yorgundu, güzelmiş, var, yok” gibi ek fiille ya da isim yüklemiyle kurulan yargılar isim cümlesidir. KPSS sorularında eylemsiler, ek fiil, birleşik çekim ve yüklemin bir söz grubu olması sık tuzak oluşturur. Bir cümlede hareket anlamı bulunması tek başına fiil cümlesi demek değildir; yüklem isimleşmiş bir yapıysa cümle isim cümlesi olabilir. Bu yüzden çözüm, yüklemi bulup onun kelime türünü ve çekim biçimini incelemekle başlar. Son adımda yüklemin tamamı alınmalı, yardımcı parçalar ayrı yüklem gibi düşünülmemelidir.

Yüklemlerine Göre Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Öge Dizilişine Göre Cümleler

Yüklemin Yerine Göre Kurallı, Devrik ve Eksiltili Anlatımlar

Öge dizilişine göre cümleler, yüklemin cümledeki yerine ve kimi durumlarda yüklemin söylenip söylenmemesine göre değerlendirilir. Türkçede temel dizilişte yüklem genellikle sondadır; bu biçimde kurulan cümle kurallı cümledir. Yüklem cümlenin sonunda değilse devrik cümle ortaya çıkar. Yüklemi söylenmeyen, ancak bağlamdan tamamlanabilen anlatımlar ise eksiltili cümle olarak ele alınır. Bu sınıflandırmada kelimelerin anlamı, cümlenin uzunluğu veya öznenin başta bulunması belirleyici değildir; asıl ölçüt yüklemin konumudur. KPSS’de tuzak çoğunlukla yüklemi yanlış bulmaktan, fiilimsiyi yüklem sanmaktan veya eksiltili ifadeyi devrik cümleyle karıştırmaktan kaynaklanır. Sağlam çözüm için önce yargıyı taşıyan unsur belirlenir, sonra bu unsurun cümlenin sonunda mı, içinde mi, yoksa hiç söylenmemiş mi olduğuna bakılır. Noktalama ve vurgu yardımcı ipucu olabilir, fakat yüklemin gerçek konumu her zaman asıl ölçüttür.

Öge Dizilişine Göre Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Yapılarına Göre Cümleler

Yargı Sayısı ve Bağlanma Biçimine Göre Cümle Yapıları

Yapılarına göre cümleler, cümlenin kaç yüklem taşıdığına ve yargıların nasıl bağlandığına göre incelenir. Bu başlıkta temel hareket noktası yüklem sayısıdır: tek yüklemli cümleler basit ya da içinde fiilimsi bulunan birleşik yapı olarak değerlendirilir; birden fazla yüklemli cümleler ise sıralı veya bağlı cümle olur. Basit cümlede tek yargı vardır ve yan yargı oluşturan fiilimsi bulunmaz. Birleşik cümlede temel yüklem tektir, fakat fiilimsi ya da iç cümle gibi yan yargı taşıyan unsur bulunabilir. Sıralı cümlede birden çok yüklem virgül ya da noktalı virgülle yan yana gelir; bağlı cümlede yüklemler bağlaçlarla ilişkilendirilir. KPSS’de en önemli tuzak, fiilimsiyle çekimli yüklemi karıştırmak ve “ve, ama, çünkü” gibi bağlaçları otomatik biçimde bağlı cümle saymaktır. Çözümde önce çekimli yüklemler sayılır, sonra fiilimsi ve bağlaçların hangi unsurları bağladığı denetlenir.

Yapılarına Göre Cümleler — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Cümlenin Ögeleri

Cümlenin Ögelerini Yüklem Merkezli Çözümleme

Cümlenin ögeleri, bir yargının hangi parçalarla kurulduğunu gösterir ve çözümleme her zaman yüklemden başlar. Yüklem cümlede bildirilen yargıdır; diğer ögeler bu yargıyı yapan, etkilenen, yöneldiği yer, zamanı, nedeni, durumu, aracı veya amacı bakımından tamamlayan unsurlardır. Temel ögeler yüklem ve öznedir; nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci ve edat tümleci yardımcı ögeler olarak yüklemin anlamını genişletir. KPSS’de en önemli tuzak, soruları kalıp gibi ezberleyip söz grubunun sınırını ve yükleme bağlılığını gözden kaçırmaktır. Bir kelime tek başına değil, çoğu zaman tamlama ya da söz grubu olarak öge olur. Bu nedenle önce yüklem bulunur, sonra özneden başlayarak her unsurun hangi soruya cevap verdiği ve cümlede hangi parçaya bağlandığı belirlenir. Fiilimsiler ve edat grupları özellikle parçalanmadan, bağlı oldukları büyük öge içinde değerlendirilmelidir.

Cümlenin Ögeleri — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Yüklem

Yüklemi Cümlenin Yargı Merkezi Olarak Okuma

Yüklem, cümlede yargıyı taşıyan çekimli unsur olduğu için cümle çözümlemesinin başlangıç noktasıdır. Bir söz dizisinin cümle sayılabilmesi, iş, oluş, hareket, durum ya da nitelik bildiren bir yükleme bağlanmasına dayanır. Yüklem çekimli fiilden kurulabileceği gibi ek fiille yüklemleşmiş isim veya isim grubu da olabilir. Bu yüzden yalnız fiil aramak, isim cümlelerinde yanılgı doğurur. KPSS’de yüklem soruları çoğu zaman diğer ögeleri de etkiler; özne, nesne ve tümleçler yükleme sorulan sorularla bulunur. Yüklem tek başına cümle kurabilir, ancak cümledeki diğer unsurlar onun anlamını zaman, yer, yön, durum veya etkilenen varlık bakımından tamamlar. Sınav tuzağı, birleşik yüklemi bölmek, fiilimsiyi temel yargı sanmak veya ek fiilli isim yüklemini gözden kaçırmaktır. Yüklemin olumsuzluk, soru, kip ve kişi ekleriyle birlikte değerlendirilmesi de doğru öge ayrımı için gereklidir.

Yüklem — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Özne

Özneyi Yüklemin Türüne ve Çatısına Göre Belirleme

Özne, yüklemin bildirdiği yargının kendisine bağlandığı temel ögedir. Fiil yüklemli cümlelerde işi yapan ya da oluş içinde bulunan varlık, isim yüklemli cümlelerde hakkında yargı verilen unsur özne olur. Özneyi bulmak için yükleme kim veya ne soruları yöneltilir; ancak soru mutlaka yüklemle birlikte düşünülmelidir. Gerçek özne cümlede açıkça yer alabilir, gizli özne kişi ekinden anlaşılabilir, pekiştirmeli özne dönüşlülük zamiriyle güçlendirilebilir. Edilgen çatıda işi yapan değil işten etkilenen unsur sözde özne olur; yapan varlık tarafından, -ce gibi araçlarla belirtilirse örtülü özne değerlendirilir. KPSS’de özellikle öge dizilişi sorularında gizli öznenin yazılı öge sayılmaması ve sözde öznenin nesneyle karıştırılmaması kritik tuzaktır. Ayrıca söz grubu hâlindeki özne parçalanmadan alınmalı, hitap veya ara söz özne sanılmamalıdır.

Özne — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Nesne

Nesneyi Geçişli Fiil ve Etkilenme İlişkisiyle Bulma

Nesne, öznenin yaptığı işten etkilenen varlık veya kavramdır ve yalnız yüklemi geçişli olan cümlelerde aranır. Geçişli fiil nesneye yönelir; geçişsiz fiilde hareket özne üzerinde kalır ve nesne oluşmaz. Belirtili nesne belirtme durum eki alır, yükleme kimi veya neyi sorularıyla bulunur. Belirtisiz nesne yalın hâlde bulunur, yükleme kim veya ne soruları sorularak belirlenir. Bu sorular özne sorularıyla karışabileceği için önce yüklem, sonra fiilin geçişliliği ve cümledeki ekler incelenmelidir. Nesne tek sözcük değil, tamlama veya sıfat-fiil grubu gibi geniş bir söz grubu olabilir. Edilgen çatıda etkilenen unsur sözde özneye dönüştüğü için nesne aramak en yaygın sınav hatalarından biridir. Yüklem edilgen, geçişsiz veya isim soyluysa nesne arama yöntemi baştan gözden geçirilmelidir. Bu ayrım, öge dizilişi seçeneklerini doğrudan etkiler.

Nesne — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Dolaylı Tümleç

Dolaylı Tümleci Durum Eki ve Yer-Yön Anlamıyla Ayırma

Dolaylı tümleç, yüklemin anlamını yönelme, bulunma veya ayrılma ilişkisiyle tamamlayan cümle ögesidir. Yer tamlayıcısı adıyla da anılır ve genellikle -e, -de, -den durum eklerinden biriyle kurulur. Yükleme kime, kimde, kimden, nereye, nerede, nereden soruları sorulduğunda alınan cevap dolaylı tümleç olabilir. Ancak bu sorular yalnız biçimsel ezber olarak kullanılmamalıdır; sözün yükleme gerçekten yer, yönelme, bulunma veya çıkma anlamıyla bağlanması gerekir. Dolaylı tümleç tek kelime değil, geniş bir söz grubu olabilir. Zaman, tarz, sebep, miktar veya şart bildiren unsurlar zarf tümlecine yaklaşır. KPSS’de en yaygın tuzak, -e, -de, -den eki alan her sözü dolaylı tümleç saymak veya söz grubunun sınırını eksik almaktır. Cümlede aynı anda nesne, zarf tümleci ve dolaylı tümleç bulunabilir; her biri yükleme ayrı anlamla bağlanır.

Dolaylı Tümleç — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Zarf Tümleci

Zarf Tümleci: Yüklemi Zaman, Tarz, Sebep ve Şart Bakımından Tamamlama

Zarf tümleci, yüklemin anlamını zaman, yön, tarz, sebep, miktar, araç ya da şart bakımından tamamlayan cümle ögesidir. Yükleme ne zaman, nasıl, niçin, neden, ne kadar, neyle, hangi şartla gibi sorular sorularak bulunur. Sabah çalıştı, dikkatle okudu, hastalandığı için gelmedi, sınav bitince çıktı örneklerinde yükleme eklenen çevre bilgisi zarf tümlecidir. Bu öge tek sözcükten oluşabileceği gibi edat grubu, isim grubu, ikileme veya fiilimsi grubundan da oluşabilir. Zarf tümleci ile dolaylı tümleç ve edat tümleci karıştırılabilir; bu yüzden yalnız ek biçimine değil, yükleme kattığı anlam ilişkisine bakılmalıdır. KPSS’de tuzak, sözcük türü ile cümle ögesini eşitlemektir. Türü isim olan bir söz grubu, cümlede zarf tümleci görevinde kullanılabilir ve öge sınırı bütün anlamla çizilir.

Zarf Tümleci — detaylı konu anlatımı

Cümle Bilgisi

Edat Tümleci

Edat Tümlecini Edat Grubunun Kurduğu Anlamla Tanıma

Edat tümleci, yüklemin anlamını bir edat grubu aracılığıyla tamamlayan ögedir. Cümlede yer, zaman, durum, neden, amaç, benzerlik, karşılaştırma, birliktelik veya araç anlamı verebilir; ancak onu zarf tümlecinden ayıran asıl nokta, bu anlamın tek başına bir zarfla değil, isim soylu bir unsurun bir edatla birleşmesiyle kurulmasıdır. KPSS düzeyinde en önemli işlem, önce yüklemi bulmak, sonra yükleme yöneltilen anlam sorusunun cevabının hangi söz grubuyla verildiğini incelemektir. “İçin, ile, gibi, kadar, göre, doğru, karşı, rağmen, üzere” gibi edatlar kimi zaman öbek oluşturur, kimi zaman kalıplaşmış başka görevlere yaklaşır. Bu yüzden aday, yalnızca edatı görmekle yetinmemeli; edat grubunun yükleme bağlanıp bağlanmadığını, sıfat mı yoksa cümle ögesi mi olduğunu ayırmalıdır. Özellikle edatlı sözün bir adı mı yoksa yüklemi mi tamamladığı son karar için belirleyicidir.

Edat Tümleci — detaylı konu anlatımı

Yazım Kuralları

Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler

Büyük Harf Kullanımını Özel Ad, Başlangıç ve Bağlamla Çözme

Büyük harf kullanımı, cümle başlangıcı ve özel ad değeri çevresinde kurulan temel yazım bilgisidir. Cümleler, tırnak veya ayraç içinde bağımsız cümle olan sözler ve iki noktadan sonra gelen tam cümleler büyük harfle başlar. Kişi adları, soyadları, unvanlar, lakaplar, hayvan adları, millet, dil, devlet, din, yer, kurum, kanun, eser, bayram, toplantı, tarihî olay, çağ ve dönem adları özel ad niteliğiyle büyük yazılır. Buna karşılık tür adı, genel kullanım, yön anlamı, para birimi, belirli tarih bildirmeyen ay-gün adları ve özel ada dahil olmayan gazete, dergi, il, ilçe gibi sözler küçük kalabilir. KPSS’de tuzak, aynı kelimenin bağlama göre büyük ya da küçük yazılabilmesidir. Başlık içindeki bağlaçlar, özel ad sınırları ve kısaltmalı yer söyleyişleri ayrıca kontrol edilmelidir.

Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler — detaylı konu anlatımı

Yazım Kuralları

Kısaltmaların Yazımı

Kısaltmalarda Büyük Harf, Nokta ve Ek Dengesi

Kısaltmaların yazımı, bir ifadenin hangi yöntemle kısaltıldığını görerek çözülür. Baş harflerden oluşan ve büyük harfle yazılan kurum, kuruluş, sınav, ülke ve örgüt kısaltmalarında harflerin arasına genel olarak nokta konmaz; ek geldiğinde kısaltmadan sonra kesme işareti kullanılır. Türkiye Cumhuriyeti için yerleşmiş T.C. yazımı özel bir istisna olarak düşünülmelidir. Kısaltma sözcük gibi okunmuyorsa ek, açılıma değil harflerin okunuşuna bağlanır; TBMM’ye ve TDK’nin biçimleri bu mantıkla açıklanır. Küçük harfli kısaltmalar ise ölçü, zaman, terim veya cins adlarıyla ilişkilidir; bunlarda ek çoğu zaman kesmeyle ayrılmaz. Soru kökü genellikle nokta, kesme ve ekin okunuşunu aynı anda yoklar. Bu başlıkta doğru çözüm, kısaltmanın türünü belirleme, nokta geleneğini ayırma, kesme işaretini doğru kullanma ve eki açılıma değil okunuşa bağlama sırasını korumaya dayanır. Özellikle büyük harfli ve küçük harfli kısaltmalar aynı seçenek içinde verilirse kural karışıklığı beklenir.

Kısaltmaların Yazımı — detaylı konu anlatımı

Yazım Kuralları

Sayıların Yazımı

Sayı Yazımında Rakam, Harf, Ek ve Noktalama

Sayıların yazımında temel sorun, sayının rakamla mı yazıyla mı verileceği ve ek aldığında nasıl gösterileceğidir. Para, ölçü, istatistik ve saat gibi kesinlik isteyen alanlarda rakam kullanımı doğaldır; ancak sayı yazıyla yazıldığında her sayı basamağı ayrı sözcük olarak yazılır. Bin, milyon, milyar gibi kelimeler rakamla birlikte kullanılabilir. Sıra sayıları rakamla yazıldığında nokta, -ıncı/-inci ekinin yerini tutabilir; ek ayrıca yazılacaksa kesme işareti kullanılır ve ek okunuşa göre seçilir. Üleştirme sayıları ise rakamla değil yazıyla verilmelidir. Tarih, saat ve sıradan sayıların ek almasında kesme işaretinin unutulması ya da ekin yanlış okunması önemli çeldiricidir. Yazıyla yazılan sayıları bitiştirmek, sıra sayısında noktanın işlevini unutmak, üleştirme sayılarını rakamla göstermek ve rakama gelen eki okunuşa uydurmamak bu başlığın temel hata alanlarıdır. Bağlam para, ölçü, tarih, saat veya paylaşım anlamı taşıyorsa yazım kararı buna göre değişir.

Sayıların Yazımı — detaylı konu anlatımı

Yazım Kuralları

Deyimlerin ve İkilemelerin Yazımı

Deyim ve İkilemelerde Kalıplaşma Ayrı Yazımı Bozmaz

Deyimler ve ikilemeler anlamca kalıplaşmış yapılardır; fakat bu kalıplaşma çoğu durumda bitişik yazım gerektirmez. Deyimler birden fazla sözcüğün mecazlı veya özel bir anlamla birleşmesinden oluşur ve genel kural olarak ayrı yazılır. Göz atmak, kulak vermek, çam devirmek gibi yapılarda anlam tekleşse de sözcükler bitişmez. İkilemelerde de tekrar, yakın anlam, karşıtlık, ses benzerliği veya pekiştirme ilişkisi ayrı yazımla gösterilir. m sesiyle yapılan ikilemeler ve durum eki ya da iyelik eki alan ikilemeler de ayrı yazılır. Soru tuzağı, anlam bütünlüğünü birleşik kelime sanmak veya birkaç gelenekleşmiş istisnayı bütün örneklere yaymaktır. Deyim veya ikileme olduğu anlaşılan yapılarda ilk beklenti ayrı yazımdır; ek almış ikilemelerde ve m ile kurulan örneklerde de bu beklenti korunur. Birleşik kelime bilgisiyle karıştırılan seçeneklerde, anlam birliği değil yerleşmiş yazım biçimi belirleyicidir.

Deyimlerin ve İkilemelerin Yazımı — detaylı konu anlatımı

Yazım Kuralları

Birleşik Kelimelerin Yazımı

Birleşik Kelimelerde Kavram, Ses Olayı ve Gelenek

Birleşik kelime, iki veya daha çok sözün yeni bir kavramı karşılamasıyla oluşur; ancak her birleşik kelime bitişik yazılmaz. Belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çekimli fiiller birleşik kelime değeri kazanabilir. Yazımı belirleyen şey yalnız anlam bütünlüğü değil, ses olayı, anlam kayması, tür adı ilişkisi, yer adı kalıplaşması ve kullanım geleneğidir. Ses düşmesi ya da türemesi geçiren bazı birleşikler bitişik yazılırken, yol, bilim, yiyecek, gök cismi ve zaman bildiren birçok birleşik ayrı yazılır. Soru tuzağı, yeni kavramı gören adayın bütün örnekleri bitişik sanmasıdır. Birleşik kelimeleri çözerken önce yeni kavram oluşup oluşmadığı, sonra bu kavramın bitişik yazım gerekçesi taşıyıp taşımadığı incelenmelidir. Ses değişmesi, yardımcı fiilde değişim, ara yön, yer adı ve gelenekleşmiş unsurlar bitişiği destekler; birçok tür adı ve alan adı ayrı kalır.

Birleşik Kelimelerin Yazımı — detaylı konu anlatımı

Yazım Kuralları

Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler

Bitişik Birleşiklerde Ses Değişmesi ve Yerleşik Yazım

Bitişik yazılan birleşik kelimelerde belirleyici ölçüt, iki sözcüğün yalnız yan yana gelmesi değildir. Ses düşmesi, ses türemesi, yardımcı fiille birleşirken yapının değişmesi, yer adı kalıplaşması, ara yön adı oluşturma ve yaygın gelenekleşme bitişik yazımı doğurabilir. Kaynana, nasıl, niçin gibi örneklerde ses düşmesi; emretmek, kaybolmak, halletmek gibi örneklerde yardımcı fiille birleşmeye bağlı ses olayı vardır. Akşehir, Uludağ, Akdeniz gibi yer adları ve güneybatı, kuzeydoğu gibi ara yönler bitişiktir. Baş, başı, oğlu, kızı, ev, hane, name, zade ve bazı belirsizlik sözleriyle kurulan yerleşmiş kelimeler de bu başlıkta değerlendirilir. Bu konuda güvenli çözüm, bitişik yazımı doğuran gerekçeyi tek tek aramaktır: ses olayı, yardımcı fiilde değişim, yer adı kalıplaşması, ara yön adı, resmi tescil veya yaygınlaşmış özel unsur. Gerekçe yoksa birleşik görünüm ayrı yazımı engellemez.

Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler — detaylı konu anlatımı

Yazım Kuralları

Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler

Ayrı Yazılan Birleşiklerde Sınır ve Ölçüt

Ayrı yazılan birleşik kelimelerde temel ölçüt, iki unsurun birlikte kavram kurmasına rağmen yazıda bağımsız biçimini korumasıdır. Birleşik kelime olmak, otomatik olarak bitişik yazılmak demek değildir; yazım kuralı bazı türleri özellikle ayrı tutar. Yol ve ulaşım adları, durum veya olay bildiren sözlerle kurulan yapılar, bilim ve bilgi alan adları, yiyecek içecek adları, gök cisimleri, zaman bildiren kalıplar ve benzetmeye dayalı insan nitelemeleri bu grupta değerlendirilir. Deyimler ve ikilemeler de anlamca kalıplaşmış olsalar bile genel olarak ayrı yazılır. Bu konuda en yaygın hata, mecazlaşmayı ya da tek kavram karşılamayı bitişik yazım gerekçesi saymaktır. Soruda güvenli yöntem, önce ses düşmesi veya türemesi gibi bitişik yazımı zorlayan bir değişme bulunup bulunmadığını görmek, sonra sözcük grubunun ayrı yazılan sınıflardan birine girip girmediğini denetlemektir.

Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler — detaylı konu anlatımı

Yazım Kuralları

Yabancı Özel Adların Yazımı

Yabancı Özel Adlarda Büyük Harf ve Ek Yazımı

Yabancı özel adların yazımı, yabancı köken bilgisiyle değil özel ad değeriyle açıklanır. Ülke, millet, kişi, yer, dil, kurum ve eser adları özel ad olarak kullanıldığında büyük harfle başlar; Türkçe metinde de bu nitelik korunur. Ancak özel adlara gelen eklerin hepsi kesme işaretiyle ayrılmaz. Çekim ekleri çoğu özel adda kesmeyle gösterilirken yapım ekleri ve çokluk eki farklı değerlendirilir. Dil adları bu ayrımın merkezindedir: Türkçe, Rusça, Fransızca gibi sözcüklerde millet adına gelen ek yeni bir dil adı kurduğu için yapım eki sayılır; bu nedenle Türkçeyi, Rusçanın, Fransızcadan gibi biçimlerde kesme kullanılmaz. Sınavda yanılgı genellikle iki noktadan doğar: yabancı kökenli her sözcüğü özel ad sanmak ve özel adla başlayan her ekli biçimde otomatik kesme aramak.

Yabancı Özel Adların Yazımı — detaylı konu anlatımı

Yazım Kuralları

Ses Olaylarıyla İlgili Yazım Kuralları

Ses Olaylarının Yazıma Etkisi

Ses olaylarıyla ilgili yazım kuralları, kelimenin ek aldığında veya birleşik yapı kurduğunda geçirdiği ses değişiminin yazıya nasıl yansıdığını öğretir. Ünsüz yumuşaması, sert ünsüz benzeşmesi, ünlü düşmesi, ses türemesi ve kaynaştırma yalnız ses bilgisi başlığı değildir; doğru yazımı belirleyen ölçütlerdir. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler ve etmek, olmak yardımcı fiilleriyle birleşirken ses düşmesi ya da türemesi gösteren birleşik fiiller bitişik yazılır. Ses değişmesi yoksa yardımcı fiil tek başına bitişik yazım gerekçesi olmaz. Eklerde kökün son sesi, ekin ilk sesi ve ünlü uyumu birlikte değerlendirilir. Aday kelimeyi kök, ek ve birleşen unsur bakımından ayırmalı; görülen biçimin kurallı ses olayı mı yoksa yazım yanlışı mı olduğunu belirlemelidir. Yazım sorularında bu ilişki, özellikle ayrı yazılan bağlaçlarla bitişik yazılan ekler yan yana verildiğinde belirginleşir.

Ses Olaylarıyla İlgili Yazım Kuralları — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Nokta ( . )

Noktanın Cümle ve Sayı Görevleri

Nokta, tamamlanmış cümleyi kapatan temel noktalama işaretidir; ancak görevi yalnız yargı sonunu göstermek değildir. Bazı kısaltmalarda sözcüğün kısaltıldığını bildirir, rakamdan sonra geldiğinde sıra anlamı kurar, madde başı düzeninde rakam ve harfleri ayırır. Tarihlerde gün, ay ve yıl rakamlarını; saatlerde saat ve dakika bölümlerini birbirinden ayırabilir. Beş ve daha çok basamaklı sayılarda üçlü gruplama sağlar, bibliyografik künyeyi kapatır ve matematikte çarpma işareti yerine kullanılabilir. Ay adı yazıyla verildiğinde ay adının çevresine nokta konmaz. Bu yüzden nokta sorularında işaretin önündeki unsur ve cümlenin devam edip etmediği birlikte okunmalıdır. En güvenli yöntem, noktanın cümle sonu mu, kısaltma mı, sıra mı, tarih-saat ayırıcı mı, yoksa maddeleme işareti mi olduğunu bağlamdan belirlemektir. Gereksiz ikinci nokta kullanımı da eksik nokta kadar yanlış sayılabilir.

Nokta ( . ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Virgül ( , )

Virgülde Görev Sınırı, Anlam Açıklığı ve Yasak Kullanımlar

Virgül, cümle içinde eş görevli sözleri, sıralı cümleleri, ara sözleri, vurgulanan ögeleri ve anlam karışıklığı doğurabilecek sınırları gösterir. Hitaplardan sonra, konuşma çizgisinden önce, evet, hayır, peki, olur, haydi gibi kabul, ret veya teşvik bildiren sözlerden sonra da kullanılabilir. Sayılarda kesir bölümünü ayırması teknik bir yazım görevidir. Ancak virgül, yalnız duraklama hissine göre konmaz. Kaynakta ve, veya, yahut bağlaçlarının önünde ve arkasında virgül kullanılmayacağı, tekrarlı bağlaçların çevresine virgül getirilmeyeceği, şart ekinden ve zarf-fiil ekleriyle kurulmuş sözcüklerden sonra virgül konmayacağı belirtilir. Sınavlarda virgül soruları hem eksik işareti hem de gereksiz işareti sorgular. Doğru karar, virgülün görev ilişkisini netleştirip netleştirmediğine bakılarak verilir. Özellikle bağlaç ve fiilimsi kuralları ezbere durak bilgisinden üstündür. Yapısal çözümleme belirleyicidir.

Virgül ( , ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Noktalı Virgül ( ; )

Noktalı Virgülde Büyük Grup ve Virgüllü Cümle Ayrımı

Noktalı virgül, virgülün yetmediği ama noktanın fazla koparıcı olacağı yerlerde kullanılan güçlü bir iç ayırma işaretidir. Kaynakta iki ana görev öne çıkar: cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak ve ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri ayırmak. Bu nedenle noktalı virgülün varlığı çoğu zaman cümle içinde başka virgüllerin bulunmasıyla ilişkilidir. İlk kullanımda her büyük grup kendi içinde virgülle sıralanır, gruplar arasındaki sınırı noktalı virgül belirler. İkinci kullanımda ise sıralı cümlelerin içinde virgüllü ögeler bulunduğu için yargılar daha güçlü bir işaretle ayrılır. Sınav tuzağı, uzun cümle gördüğü için noktalı virgül koymak veya iki bağımsız cümleyi her zaman noktalı virgülle ayırmaktır. Asıl ölçüt iç içe ayırma ihtiyacıdır. Doğru çözümde önce küçük virgül sınırları, sonra bunların oluşturduğu büyük kümeler incelenir.

Noktalı Virgül ( ; ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

İki Nokta ( : )

İki Noktada Örnek, Açıklama ve Konuşma Beklentisi

İki nokta, kendisinden sonra gelen bölümün önceki ifadeyi örneklendireceğini, açıklayacağını veya konuşma aktarımı kuracağını haber veren işarettir. Önce genel bir yargı kurulur; ardından örnekler verilecekse iki nokta kullanılabilir. Önceki cümlenin açılması, gerekçesinin veya dayanağının gösterilmesi gerektiğinde de iki nokta görev alır. Edebî eserlerde karşılıklı konuşmalarda konuşan kişinin adından sonra kullanılması, işaretin aktarım düzeniyle ilgili işlevidir. İki noktadan önceki bölüm genellikle tamamlanmış bir cümle niteliği taşır ve sonraki bölüme beklenti oluşturur. Sınavda iki nokta ile noktalı virgül karıştırılmamalıdır: noktalı virgül grupları ayırır, iki nokta ise sonraki açıklama veya örnek alanını başlatır. Büyük harf kullanımı, iki noktadan sonraki bölümün cümle değeri taşıyıp taşımamasına göre değerlendirilmelidir. Bu işaret, önce-sonra anlam bağını görünür kılar.

İki Nokta ( : ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Üç Nokta ( ... )

Üç Noktada Eksilti, Kesinti ve Sezdirme Mantığı

Üç nokta, yazıda tamamlanmayan, bilerek eksiltilen veya okuyucuya sezdirilen anlatımı gösterir. KPSS düzeyinde bu işaret yalnız duygusal bir süs değil, belirli bir görev işaretidir: cümle bitmeden kalabilir, alıntının başından, ortasından ya da sonundan bazı bölümler çıkarılabilir, söz kesilip kalan anlam okura bırakılabilir. Ünlem ve seslenmelerde anlatımın etkisini artırabilir; konuşma içinde cevap eksik veya yarım bırakıldığında da kullanılabilir. En önemli biçim kuralı, üç noktanın iki nokta ya da gelişigüzel uzatılmış nokta dizileriyle değiştirilmemesidir. Sınavda tuzak genellikle “duygu var” diye her vurgulu cümleye üç nokta koymak veya tamamlanmış bir yargıyı gereksiz yere açık bırakmak üzerinden kurulur. Doğru karar için önce metinde gerçekten atlama, kesinti, yarım kalma veya sezdirme bulunup bulunmadığı aranmalıdır. Özellikle alıntı ve diyalog bağlamı, işaretin gerekçesini çoğu kez tek başına belirler.

Üç Nokta ( ... ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Soru İşareti ( ? )

Soru İşaretinde Soru Anlamı, Belirsizlik ve İşaretin Yeri

Soru işareti, soru bildiren cümle veya sözlerin sonunda kullanılan temel noktalama işaretidir; ancak görevi yalnız doğrudan cevap bekleyen cümleleri bitirmek değildir. Bilinmeyen, kesinleşmemiş ya da kuşkuyla karşılanan yer, tarih ve benzeri bilgilerde de soru işareti kullanılabilir. Bu kullanımda işaret cümlenin tamamını soru yapmaz; belirli bilginin güvenilir olmadığını bildirir. Soru anlamı taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti genellikle bütün yapının sonunda yer alır. Bu nedenle sınavda yalnız “mi” ekini aramak yeterli değildir; soru sözcüğü, bağlam, belirsizlik bildirimi ve işaretin kapsadığı alan birlikte okunmalıdır. En sık tuzak, şüpheli bilgiye konan soru işaretini doğrudan soru cümlesi sanmak veya bağlı soru dizilerinde işareti gereksiz biçimde ara parçalara dağıtmaktır. İşaretin ayraç içinde mi cümle sonunda mı bulunduğu özellikle belirleyici bir ayrıntıdır.

Soru İşareti ( ? ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Ünlem İşareti ( ! )

Ünlem İşaretinde Duygu, Hitap, Uyarı ve Alay Değeri

Ünlem işareti, sevinç, kıvanç, acı, korku ve şaşma gibi yoğun duyguları taşıyan cümlelerin sonunda kullanılır. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra da gelebilir; bu durumda işaret, sözün sıradan bir hitap değil güçlü bir çağrı veya yönlendirme olduğunu gösterir. Seslenme sözünden hemen sonra kullanılabileceği gibi bütün cümlenin sonunda da yer alabilir. Alay, kinaye ya da küçümseme anlamı verilmek istendiğinde ünlem işareti yay ayraç içinde kullanılır; burada amaç bağırma değil, yazarın söze mesafesini belirtmektir. Kaynak, ünlemden sonra üç nokta yerine iki noktanın yeterli olduğunu da vurgular. Sınavda asıl tuzak, her duygulu cümleye rastgele ünlem koymak veya ayraç içindeki ünlemin alay değerini sıradan duygu işareti sanmaktır. İşaretin konumu, vurgunun hitapta mı bütün cümlede mi toplandığını gösterir.

Ünlem İşareti ( ! ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Kısa Çizgi ( - )

Kısa Çizgide Ayırma, Bağlama ve Dil Bilgisel Gösterim

Kısa çizgi, yazıda ayırma, bağlama ve gösterme görevlerini birlikte üstlenen çok işlevli bir işarettir. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonunda kullanılır; bu kullanımda kelime gelişigüzel değil hece yapısına uygun ayrılır. Ara söz ve ara cümleleri iki kısa çizgi arasına almak, ana cümleyle ek açıklamanın sınırını belirginleştirir. Dil bilgisi çalışmalarında kök ve ekleri ayırmak, ekleri bağımsız göstermek ve heceleri belirtmek için kısa çizgiden yararlanılır. Sözcükler veya sayılar arasında ise “-den -e”, “ve”, “ile”, “arasında” gibi ilişki anlamları kurabilir; matematikte çıkarma işareti olarak da kullanılır. Sınavda kısa çizgi, uzun çizgiyle karıştırılmamalıdır: kısa çizgi çoğunlukla cümle içi veya yazım gösterimiyle, uzun çizgi ise satır başı konuşmayla ilgilidir. Bu yüzden her kullanımda çevredeki birimlerin türü ve çizginin konumu birlikte değerlendirilmelidir.

Kısa Çizgi ( - ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Uzun Çizgi (-)

Uzun Çizgide Satır Başı Konuşma ve Kısa Çizgiden Ayrım

Uzun çizgi, yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılan noktalama işaretidir ve konuşma çizgisi adıyla da bilinir. Temel görevi, anlatıcının sözüyle doğrudan konuşan kişinin sözünü birbirinden ayırmaktır. Bir diyalog tırnak içinde değil de yeni satırda veriliyorsa satır başındaki uzun çizgi okura artık konuşma bölümünün başladığını bildirir. Bu nedenle uzun çizginin anlamı cümledeki duyguya, soru değerine veya kelime yapısına değil, metnin konuşma düzenine bağlıdır. Kısa çizgiyle en sık karıştırılan nokta burasıdır: kısa çizgi satır sonu bölmesi, ara söz, kök-ek, heceleme, aralık ve çıkarma gibi görevler üstlenirken uzun çizgi doğrudan konuşma sınırını kurar. Sınavda önce işaretin satır başında konuşmadan önce gelip gelmediğine bakılmalıdır. Tırnakla verilen doğrudan konuşmalarda ise aynı sınır başka bir işaretle kurulabilir.

Uzun Çizgi (-) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Tırnak İşareti ( " " )

Tırnak İşaretinde Alıntı ve Özel Vurgu

Tırnak işareti, yazıda bir sözün metnin olağan anlatımından ayrıldığını gösterir. En temel kullanım, bir kişiden, metinden veya kaynaktan aynen aktarılan ifadeyi sınırlamaktır; böylece okur hangi sözün anlatıcıya, hangisinin alıntılanan kaynağa ait olduğunu ayırır. Ayrıca özellikle vurgulanmak istenen kelime ve sözler tırnak içine alınabilir. Cümle içinde eser, yazı, bölüm ve başlık adları da tırnakla belirginleştirilebilir; aynı görev bazen koyu veya eğik yazıyla da sağlanabilir. Uzun alıntılarda paragraf düzeni korunur ve her paragraf ayrı tırnakla gösterilebilir. Tırnak içinde yeniden tırnak gerektiren bölüm varsa tek tırnak kullanılır. Sınavda doğru karar, işaretin süs değil alıntı, vurgu, adlandırma veya iç içe alıntı sınırı olup olmadığını okumaktır. İşaretin kapanış yeri, alıntının kapsamını belirlediği için özellikle seçeneklerde dikkatle izlenmelidir.

Tırnak İşareti ( " " ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Parantez ( )

Parantezde Ek Bilgi, Kaynak ve Yorum Sınırı

Parantez, cümlenin ana akışına doğrudan katılmayan fakat okurun anlamı tamamlamasına yardım eden bilgileri gösterir. Bu bilgi bir açıklama, tarih, yer, kaynak, sahne hareketi, yazar adı, kesin olmayan bilgi veya alay bildirimi olabilir. Parantez içindeki bölüm çıkarıldığında dış cümle genellikle yapısını korur; bu nedenle sınavda ilk ölçüt, parantezli parçanın ana yargının zorunlu ögesi olup olmadığıdır. Parantez içindeki yargı kendi yazım ve noktalama düzenini korur. Açıklanan söze getirilecek ek, parantez kapandıktan sonra yazılır. Tiyatro ve senaryo metinlerinde hareket bilgisi, alıntılarda eser ya da yazar kaydı, atlanan bölümlerde üç nokta parantez içinde verilebilir. Soru işareti şüpheyi, ünlem alay ve küçümsemeyi gösterebilir. Madde numaralarından sonra kullanılan kapama ayracı da bu başlığın özel kullanım alanıdır.

Parantez ( ) — detaylı konu anlatımı

Noktalama İşaretleri

Kesme İşareti ( ' )

Kesme İşaretinde Özel Ad, Ek ve İstisna Dengesi

Kesme işareti, özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme eklerini ayıran yazım işaretidir; ancak her büyük harfli sözcükten sonra otomatik kullanılmaz. Kişi adları, takma adlar, hayvanlara verilen özel adlar, millet ve devlet adları, din ve mitoloji adları, coğrafi adlar, gök bilimi adları, eser adları ve belirli kanun ya da yönetmelik adları ek aldığında kesme gündeme gelir. Kısaltmalar, sayılar, harfler ve ek adları da kesmeyle ayrılabilir. Buna karşılık kurum, kuruluş, kurul ve iş yeri adlarına gelen ekler ayrılmaz. Özel adlara gelen yapım eki, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen ekler de kesme almaz. Saygı sözleriyle unvanlar arasındaki ayrım, parantezden sonra gelen ekin yeri ve sert ünsüzle biten adlarda söyleyiş yumuşaması sınavın başlıca tuzaklarıdır.

Kesme İşareti ( ' ) — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları

Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları: Bağdaşık Anlam Kurma

Anlama dayalı anlatım bozuklukları, cümlenin dil bilgisi kuruluşu doğru görünse bile iletilmek istenen anlamın bulanık, gereksiz, çelişkili ya da mantıksız hâle gelmesidir. Bu tür bozukluklarda sorun çoğu zaman sözcük seçimi ve düşünce düzeniyle ilgilidir. Aynı anlama gelen sözlerin yan yana getirilmesi, anlamı zaten başka bir unsurdan çıkan bir sözcüğün eklenmesi veya gereksiz yardımcı eylem kullanılması cümleyi ağırlaştırır. Sesçe ya da anlamca yakın sözcüklerin karıştırılması ise cümlede yanlış anlam doğurur. Düşünce sırası bozulduğunda, önemli olanla daha önemsiz olan yer değiştirildiğinde mantık hatası ortaya çıkar. Bir sözcük yanlış yerde kullanıldığında vurgu ve kapsam değişir. Kesinlik bildiren bir sözle olasılık bildiren bir sözün aynı yargıda birleşmesi çelişki yaratır. Şahıs zamiri eksikliği, yanlış karşılaştırma veya gerekli virgülün kullanılmaması anlam belirsizliğine yol açabilir. Deyimler de kalıplaşmış anlamlarıyla kullanılmadığında anlatım bozulur.

Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Gereksiz Ek ve Sözcük Kullanımı

Gereksiz Ek ve Sözcük Kullanımında Duruluk İlkesi

Gereksiz ek ve sözcük kullanımı, cümlede anlamı değiştirmeden çıkarılabilecek bir unsurun bulunmasıdır. Bu bozukluk, anlatımın duruluğunu zedeler; cümle daha uzun görünür ama daha fazla bilgi vermez. Aynı anlamı taşıyan iki sözcüğün birlikte kullanılması, bir ekin zaten sözcükte bulunan anlamı yeniden yüklemesi, “geri iade etmek” ya da “önceden planlamak” türü yinelenen anlamlar bu mantığa girer. Bazen gereksizlik tek kelimede değil, ekle kelimenin birlikte kurduğu anlamda ortaya çıkar. Çözümde cümleden şüpheli sözcük veya ek çıkarılır; anlam daralmıyor, yargı değişmiyor ve cümle daha doğal hâle geliyorsa gereksiz kullanım vardır. Buradaki ölçü, fazlalığın vurgu mu yoksa boş tekrar mı olduğunu ayırmaktır. Bu başlık, az sözle açık anlatım kurma becerisini ölçer.

Gereksiz Ek ve Sözcük Kullanımı — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanımı

Çelişen Sözcüklerde Tutarlı Yargı Kurma

Çelişen sözcüklerin bir arada kullanımı, KPSS’de yalnız tek tek kelime anlamı aramak değildir; cümlenin veya cümlelerin taşıdığı yargının aynı doğrultuda ilerleyip ilerlemediğini denetlemektir. Soruda önce ne hakkında konuşulduğu, sonra bu konuya ilişkin verilmek istenen düşünce belirlenir. İki ifade aynı konudan söz edebilir; fakat biri konuyu desteklerken diğeri aynı konuya ters bir bakış açısıyla yaklaşabilir. Bu durumda anlamca örtüşme değil, çelişme vardır. Aynı şekilde farklı konular anlatılsa bile verilen mesaj aynı doğrultuda olabilir. Bu yüzden çözümde konu ile yargı birbirinden ayrılmalı, sözcüklerin cümleye kattığı yön ana düşünceyle birlikte okunmalıdır. Doğru seçenek, ifadenin destekleyici mi, yakın mı, uzak mı yoksa ters düşen nitelikte mi olduğunu nesnel biçimde ayırt etmeyi ve ana mesajla karşılaştırmayı gerektirir.

Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanımı — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Yanlış Ek ve Sözcük Kullanımı

Yanlış Ek ve Sözcük Kullanımı: Anlamı ve Yapıyı Yerinde Kurma

Yanlış ek ve sözcük kullanımı, cümlenin anlatmak istediği düşünce ile seçilen dil birimleri arasındaki uyumsuzluktan doğar. Yanlış sözcük kullanımında kelime ya anlamına uygun değildir ya da cümlede yanlış yere konduğu için ilişkiyi değiştirir. Sesçe benzeyen veya anlamca yakın görünen sözcükler bu yüzden karıştırılabilir; söz gelimi olumlu bir ihtimal bildiren bir kelime, tehlike anlamı gereken yerde kullanılırsa cümlenin yönü bozulur. Yanlış ek kullanımında ise sorun sözcüğün aldığı iyelik, çokluk, durum, ilgi, fiilimsi, çatı veya ek fiil unsurlarının cümledeki görevle uyuşmamasıdır. Türkçede ekler sözcükleri başka sözcüklere bağlar; belirtme eki nesneyi, yönelme ve bulunma ekleri yer tamlayıcısını, iyelik ve tamlayan ekleri tamlamayı kurar. Bu bağlardan biri eksik, fazla veya yanlış olduğunda anlatım ya belirsizleşir ya da dil bilgisi bakımından bozulur.

Yanlış Ek ve Sözcük Kullanımı — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanımı

Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanımı ve Anlamın Yönü

Sözcüğün yanlış yerde kullanımı, cümledeki bir sözcüğün ya da söz öbeğinin anlamca bağlanması gereken yerden uzak durması sonucunda ortaya çıkan bir anlatım bozukluğudur. Bu bozuklukta sorun çoğu zaman sözcüğün kendisinde değildir; sözcük doğru anlamlı olabilir, fakat yanlış konumda bulunduğu için cümlenin iletisi kayar. “Yeni derse girmiştim ki telefonum çaldı.” cümlesinde “yeni” sözcüğü, bulunduğu yerde “dersin yeni olduğu” izlenimini verebilir; oysa anlatılmak istenen kişinin derse kısa süre önce girmiş olmasıdır. Bu nedenle daha düzgün anlatım “Derse yeni girmiştim ki telefonum çaldı.” biçimindedir. Benzer biçimde “Cumhurbaşkanı, birkaç gün içinde yapımı tamamlanan otoyolu hizmete açacak.” cümlesinde “birkaç gün içinde” sözünün hangi eyleme bağlandığı belirleyicidir. Sözcük doğru yere alınmadığında yapımın mı birkaç gün içinde tamamlandığı, yoksa açılışın mı birkaç gün içinde yapılacağı karışır.

Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanımı — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Deyim-Atasözü Yanlışları

Deyim ve Atasözlerinde Kalıp Anlamı Koruma

Deyim ve atasözü yanlışları, kalıplaşmış sözlerin yerleşik biçimi ya da anlamı bozulduğunda ortaya çıkar. Deyimler çoğu zaman mecazlı bir bütün anlam taşır; atasözleri ise toplum deneyimini kısa ve kesin bir yargıyla aktarır. Bu sözlerde kelime değiştirmek, ekleri keyfi biçimde dönüştürmek, iki ayrı kalıbı birbirine karıştırmak veya kalıbı bağlama uymayan bir anlamda kullanmak anlatımı bozar. Sorun bazen kulağa yakın gelen bir sözcükle, bazen deyimin istediği fiilin yanlış seçilmesiyle, bazen de atasözünün öğüt verdiği durumla cümlenin anlattığı durumun uyuşmamasıyla görülür. Sağlam çözüm için kalıbın yalnız sözcüklerine değil, bütünde taşıdığı anlama bakılır. Cümledeki kullanım yerleşik biçime ve bağlama uyuyorsa anlatım doğrudur; kalıp tanıdık görünse bile anlam hedefinden sapıyorsa bozukluk vardır.

Deyim-Atasözü Yanlışları — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Anlam Belirsizliği

Anlam Belirsizliğinde Açık Gönderim ve Tek Yargı Kurma

Anlam belirsizliği, cümlenin okuru aynı anda birden fazla yoruma götürmesiyle oluşan anlama dayalı anlatım bozukluğudur. Sorun çoğu kez cümlenin tamamlanmamış görünmesinden değil, öğeler arasındaki bağın açık kurulmamış olmasından doğar. Zamirin hangi ada gönderme yaptığı, niteleyici sözün hangi varlığı sınırladığı, iyelik ekinin kime aitlik bildirdiği veya ortak kullanılan öğenin hangi yargıya bağlandığı net değilse cümle kararsızlaşır. Belirsizlik, edebi çok anlamlılıkla karıştırılmamalıdır; bilgi vermek isteyen düz anlatımda amaçlanan yargının tek okunması beklenir. Çözüm, eksik kalan adı eklemek, zamiri açıklaştırmak, sınırlayıcı sözü ilgili öğeye yaklaştırmak veya noktalama ve söz dizimini anlam sınırını gösterecek biçimde düzenlemektir. Bu başlıkta asıl ölçüt, cümlenin anlamca güzel görünmesi değil, okuyucuyu tahmine zorlamadan aynı sonuca ulaştırmasıdır; bu yüzden bağlamın gerçekten açıklık sağlayıp sağlamadığı ayrıca kontrol edilir.

Anlam Belirsizliği — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Mantık Hataları

Mantık Hatalarında Düşünce Sırası ve Gerçeklik Denetimi

Mantık hataları, cümlenin dil bilgisi görünüşü doğru olsa bile kurduğu düşünce ilişkisinin akla, gerçekliğe, zaman sırasına veya kavram düzenine uymamasıyla oluşur. Bu bozuklukta sözcükler tek tek yanlış olmayabilir; yanlışlık, onların birlikte oluşturduğu yargıdadır. Önce gerçekleşmesi gereken olayın sonra olmuş gibi verilmesi, neden ile sonucun yer değiştirmesi, amaçla sonucun karıştırılması, genel kavramla onun alt türünün aynı düzeyde sıralanması, derece ve nicelik bildiren sözlerin birbirini çürütmesi mantık hatasına yol açar. Çözümde cümlenin ana yargısı bulunur ve bu yargının dünyada, düşüncede veya tanım ilişkisinde mümkün olup olmadığı sınanır. Mantık hatası, anlamca belirsizlikten farklıdır; burada çoğu zaman tek anlam vardır, fakat o tek anlam kendi içinde tutarsızdır ve olay akışıyla özellikle dikkatle yeniden sınanmalıdır.

Mantık Hataları — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Dil Bilgisine Dayalı Anlatım Bozuklukları

Dil Bilgisine Dayalı Bozukluklarda Öğe, Ek ve Çatı Uyumu

Dil bilgisine dayalı anlatım bozuklukları, cümlenin anlam niyeti doğru olsa bile öğe, ek, yüklem, tamlama veya çatı bağlantılarının yanlış kurulmasıyla ortaya çıkar. Bu başlıkta sorun çoğu kez cümlenin iskeletindedir: özne yüklemle uyuşmaz, ortak kullanılan yüklem her öğeye bağlanamaz, gerekli nesne veya tümleç eksik kalır, tamlayan ile tamlanan farklı yapılardan zorla birleştirilir, etken ve edilgen çatılar aynı özne düzenine oturmaz. Anlama dayalı bozukluklarda kelime seçimi ve düşünce tutarlılığı öne çıkarken, burada biçimsel bağlar denetlenir. Çözüm için yüklem bulunur, yüklemin istediği özne, nesne, dolaylı tümleç, zarf ve edat tümleci tek tek kontrol edilir. Cümlede ortak kullanılan unsur her parçaya uygun düşmüyorsa veya ekler görevini açık taşıyamıyorsa dil bilgisine dayalı anlatım bozukluğu vardır.

Dil Bilgisine Dayalı Anlatım Bozuklukları — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Fiil ve Yüklem Yanlışları

Fiil ve Yüklem Denetiminde Yargı Merkezi

Fiil ve yüklem yanlışlarında güvenli başlangıç, cümlenin yargı merkezini doğru bulmaktır. Cümle, yüklem üzerine kurulur; yüklem yoksa söz dizisi eksik kalır ve diğer öğeler de sağlıklı biçimde aranamaz. Yüklem yalnız fiil olmak zorunda değildir: yapılan işi bildiren çekimli fiil de, verilmek istenen mesajı taşıyan isim soylu unsur da yüklem olabilir. Bu yüzden yanlışlık ararken önce sonda görünen kelimeye değil, yargıyı taşıyan unsura bakılır. Yüklem duyulduğunda zihinde kim, neyi, nerede, ne zaman, niçin gibi sorular oluşur; bu sorular özne, nesne, dolaylı tümleç ve zarf tümlecine götürür. Özellikle yüklemi olmayan veya yüklemi yanlış belirlenen cümlede çözüm bozulur. Fiil ve yüklem denetimi, önce yargıyı bulup sonra her tamamlayıcıyı ona bağlama işidir. Böylece cümlenin öğeleri arasında anlamlı bir ilişki kurulur.

Fiil ve Yüklem Yanlışları — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Özne - Yüklem Uyuşmazlığı

Özne ile Yüklem Arasında Sayı ve Kişi Uyumu

Özne-yüklem uyuşmazlığı, cümlede işi yapan ya da durumu üzerine alan özne ile yargıyı bildiren yüklemin sayı veya kişi bakımından birbirine uygun düşmemesidir. Türkçede insan adları çoğul özne olduğunda yüklem tekil de çoğul da kurulabilir: “Öğrenciler bahçede toplandı.” cümlesi de “Öğrenciler bahçede toplandılar.” cümlesi de uygundur. Buna karşılık insan dışındaki varlıklar çoğul özne olduğunda yüklem normalde tekil kullanılır; “Yapraklar sarardı.” doğruyken “Yapraklar sarardılar.” anlatımı bozar. Kişileştirme yapılırsa bu katılık gevşer; varlık insana özgü bir davranışla anlatıldığında yüklem çoğul da olabilir. Belgisiz zamirler, belgisiz sıfatla kurulmuş özneler ve çoğul eki almamış topluluk adları ise yüklemi tekil ister. Kişi uyumunda “ben”in bulunduğu özne grubu yüklemi birinci çoğul kişiye, “sen”in bulunduğu özne grubu ise ikinci çoğul kişiye çeker.

Özne - Yüklem Uyuşmazlığı — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Özne Eksikliği

Özne Eksikliği: Ortak Özne Yanlışını Tanıma ve Düzeltme

Özne eksikliği, birden fazla yargının bulunduğu cümlelerde öznenin yanlış biçimde ortak kullanılmasıyla ortaya çıkan yapıya dayalı anlatım bozukluğudur. Tek yüklemli bir cümlede özne, yüklemin bildirdiği işi yapan ya da durumu üzerine alan ögedir; yükleme sorulan kim, ne, olan kim veya olan ne soruları özneyi buldurur. Ancak sıralı, bağlı ya da birleşik yapılı cümlelerde birinci yargının öznesi ikinci yargıya da uygunmuş gibi düşünülürse anlam bozulabilir. “Kimse yardımdan kaçmamış, elinden geleni yapmıştı.” cümlesinde birinci yargının öznesi “kimse”dir; fakat ikinci yargı olumlu olduğu için “kimse elinden geleni yapmıştı” denemez. Bu yüzden ikinci yargıya “herkes” öznesi eklenir. Aynı durum “Kitabınızı okudum, çok sürükleyiciydi.” cümlesinde de görülür; okuyan kişi ile sürükleyici olan şey aynı özne değildir, ikinci yargının öznesi “kitap”tır. Özne eksikliğini gidermenin yolu, ortak olmayan özneyi açıkça söylemektir.

Özne Eksikliği — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Nesne Eksikliği

Nesne Eksikliğinde Geçişli Yüklemin Beklediği Öğeyi Tamamlama

Nesne eksikliği, geçişli bir yüklemin işten etkilenen varlığı cümlede bulamaması ya da ortak kullanılan nesnenin bütün yüklemleri tamamlayamamasıyla oluşan dil bilgisine dayalı anlatım bozukluğudur. Nesne yalnız nesne alabilen fiillerle ilgilidir; geçişsiz fiilde nesne aranmaz. Belirtili nesne yükleme kimi veya neyi soruları yöneltilerek, belirtisiz nesne ise kim veya ne sorularıyla bulunur. Sorularda tuzak genellikle sıralı cümlededir: İlk yükleme uygun görünen bir nesne ikinci yüklem için eksik kalabilir ya da ikinci yüklem bambaşka bir nesne ister. Bu yüzden aday her yüklemi ayrı denetlemeli, ortak öğenin gerçekten her yargıya bağlanıp bağlanmadığını sınamalıdır. Eksik nesne eklenince cümle hem anlamca tamamlanıyor hem de yüklem doğal biçimde kuruluyorsa bozukluk nesne eksikliğidir. Özellikle ortak ögeli cümlelerde, görünen nesnenin yalnız bir yüklemi tamamlayabileceği unutulmamalıdır.

Nesne Eksikliği — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Dolaylı Tümleç Eksikliği

Dolaylı Tümleç Eksikliğinde Yer, Yönelme ve Ayrılma Bağını Kurma

Dolaylı tümleç eksikliği, yüklemin yönelme, bulunma veya ayrılma ilişkisi istediği hâlde bu ilişkiyi taşıyan öğenin cümlede yer almamasıyla ortaya çıkar. Dolaylı tümleç, yer tamlayıcısı olarak da değerlendirilir ve yükleme kime, kimde, kimden, nereye, nerede, nereden soruları sorularak bulunur. Genellikle -e, -de ve -den durum ekleriyle kurulur; ancak asıl ölçüt ekin varlığı kadar öğenin yükleme doğru bağlanmasıdır. Sıralı cümlelerde ilk yükleme uyan bir dolaylı tümleç ikinci yükleme uymayabilir. Bu durumda ortak öğe, ikinci yargının yöneldiği kişi, bulunduğu yer veya ayrıldığı kaynak ilişkisini karşılamaz. Sorularda nesneyle karıştırmamak gerekir: Nesne işten etkilenen varlığı, dolaylı tümleç ise eylemin yer-yön bağını gösterir. Düzeltmede eksik öğe doğru durum ekiyle eklenmeli, yalnız sezilen yer-yön ilişkisine güvenilmemelidir. Bu ayrım özellikle hızlı okumada korunmalıdır.

Dolaylı Tümleç Eksikliği — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Zarf ve Edat Tümleci Eksikliği

Zarf ve Edat Tümleci Eksikliğinde Koşul ve İlişki Bağlarını Tamamlama

Zarf ve edat tümleci eksikliği, yüklemin nasıl, ne zaman, niçin, ne kadar, hangi şartla, hangi araçla ya da kiminle gerçekleştiğini bildiren tamamlayıcının eksik bırakılmasıdır. Zarf tümleci yön, zaman, tarz, sebep, miktar, vasıta ve şart gibi anlamlarla yüklemi tamamlar. Edat tümleci ise edatlarla kurulan amaç, araç, birliktelik, özgülük, karşılaştırma ve benzeri ilişkileri taşır. Bu öğeler her cümlede zorunlu değildir; ancak yüklem ya da ortak yargı düzeni böyle bir bağ bekliyorsa eksiklik anlatımı bozar. Tuzak çoğu zaman sıralı cümlededir: İlk yükleme uyan bir zarf veya edat tümleci ikinci yükleme uymayabilir. Çözüm için her yükleme ayrı soru sorulur, ortak tamamlayıcının bütün yargılara aynı anlam ilişkisiyle bağlanıp bağlanmadığı denetlenir. Eksiklik, cümlenin temel anlamı sezilse bile yüklemin koşul veya edatlı ilişki bakımından yarım kalmasıdır.

Zarf ve Edat Tümleci Eksikliği — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Tamlama Yanlışları

Tamlama Yanlışlarında Tamlayan ve Tamlanan Düzenini Koruma

Tamlama yanlışları, ad gruplarında tamlayan ile tamlanan arasındaki ek, sıra ve anlam bağının bozulmasıyla oluşur. İsim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan arasında iyelik veya ilgi ilişkisi bulunur; belirtili tamlamada tamlayan ilgi eki alır, belirtisiz tamlamada tamlayan ek almaz ama tamlanan iyelik ekiyle bağ kurar. Sıfat tamlamasında ise niteleyen veya belirten söz ada ek almadan yaklaşır. Yanlışlık, bu yapıların aynı tamlanana gelişigüzel ortak edilmesi, tamlanan ekinin düşürülmesi, tamlayanla tamlananın yerinin bozulması veya sıfat tamlamasıyla isim tamlamasının karıştırılmasıyla belirir. Sorularda önce asıl ad bulunmalı, ona bağlanan sözlerin aynı tür ilişkiyi kurup kurmadığı denetlenmelidir. Doğru tamlamada her tamamlayan unsur kendi tamlananıyla açık, ek bakımından uyumlu ve anlamca doğal bağ kurar. Özellikle ortak tamlananlı yapılarda, birinci unsurun kurduğu bağın ikinci unsur için de geçerli olup olmadığı sınanmalıdır.

Tamlama Yanlışları — detaylı konu anlatımı

Anlatım Bozuklukları

Çatı Uyuşmazlığı

Çatı Uyuşmazlığında Yüklemlerin Özne ve Nesne İlişkisini Eşleme

Çatı uyuşmazlığı, aynı cümlede birden fazla yüklemin özne ve nesneyle kurduğu çatı ilişkisinin birbirini karşılamamasıyla oluşur. Fiilde çatı yalnız yüklemi fiil olan cümlelerde aranır; isim cümlelerinde çatı özelliği beklenmez. Çatı, fiilin öznesine göre etken, edilgen, dönüşlü veya işteş; nesnesine göre geçişli, geçişsiz, oldurgan veya ettirgen değerler almasıyla ilgilidir. Anlatım bozukluğu genellikle ortak özne ya da ortak nesne kullanılan sıralı cümlelerde çıkar: Bir yüklem etken düzen isterken diğeri edilgen kurulabilir veya biri geçişli, diğeri geçişsiz ilişkiye zorlanabilir. Çözümde her yüklem ayrı incelenir; işi yapan, işten etkilenen ve varsa nesne konumu belirlenir. Ortak öğe iki farklı çatı görevine zorlanıyorsa cümle yeniden kurulmalıdır. Fiilimsi grupları da yüklem gibi kontrol edilmeli, ortak öznenin her eylemde aynı rolü taşıyıp taşımadığı görülmelidir.

Çatı Uyuşmazlığı — detaylı konu anlatımı

Tam Konu Anlatımı

Türkçe dersinde 192 konunun anlatımı yayımlandı. Anlatımların tamamı, sesli anlatımı ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında bir arada.

Türkçe anlatımlarını uygulamada çalışın

Konu sayfalarındaki anlatımı web’de ücretsiz okuyabilirsiniz. benzersor uygulamasında ise aynı anlatımlar sesli dinlenir, çevrimdışı indirilir, her konunun sonunda konuya bağlı soru çözümü ve tekrar planı ile devam eder.

Türkçe konularından soru çöz

Konu listesini okumak kapsamı gösterir; net kazandıran kısım aynı başlıklardan soru çözmektir.

Anlatımı henüz yayımlanmamış konular bağlantısız listelenir. Yayımlandıklarında bu sayfadan doğrudan açılabilir olurlar.

SSS

Sıkça Sorulan Sorular

Türkçe dersi 192 konudan oluşur; tam liste bu sayfadaki konu tablosunda, yayımlanmış konuların ücretsiz özetleri de hemen altında yer alır. Özetleri okuyarak dersin tamamını tek sayfada gözden geçirebilir, ardından istediğiniz konunun detaylı anlatımına geçebilirsiniz.

Türkçe dersi için doğrulanmış bir ağırlık verisi bulunmuyor. Doğrulanmamış bir oran yayımlamak yerine bu alanı boş bırakıyoruz; dersin kapsamını konu sayısından takip edebilirsiniz.

Bu sayfadaki konu özetleri ve konu sayfalarındaki anlatımlar ücretsizdir, giriş yapmadan okunur. Sesli anlatım, çevrimdışı indirme ve konuya bağlı soru çözümü benzersor uygulamasında devam eder. Konu listesi ve ders ağırlığı ise her zaman herkese açıktır.

Önce konu listesini baştan sona okuyup dersin haritasını çıkarın; hangi başlıkları bildiğinizi, hangilerini hiç görmediğinizi işaretleyin. Ardından zayıf olduğunuz başlıklardan soru çözerek başlayın ve anlatımı yayımlanmış konularda özeti okuduktan hemen sonra soruya geçin. Konu bitiminde soru çözmek, aynı konuyu üç gün sonra tekrar etmekten daha çok net kazandırır.

192 konunun tamamının anlatımı yayında. Anlatımı henüz yayımlanmamış konular bağlantısız listelenir. Yayımlandıklarında bu sayfadan doğrudan açılabilir olurlar.

benzersor mobilde yayında

Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.

App Store'dan İndirinGoogle Play'den İndirin
KPSS Lisans soru çözme rehberi
Premium'u 7 gün ücretsiz dene
App Store ve Google Play üzerinden güvenli abonelik
İstediğin zaman iptal et, tüm cihazlarında aynı hesapla devam et

benzersor mobilde yayında

Sınav hazırlığını cebine taşı. Uygulamayı indir, Premium'u 7 gün ücretsiz dene ve istediğin zaman iptal et.

App Store'dan İndirinGoogle Play'den İndirin
Premium'u 7 gün ücretsiz dene
App Store ve Google Play üzerinden güvenli abonelik
İstediğin zaman iptal et, tüm cihazlarında aynı hesapla devam et
powered by